Bir kutlu dönüşe hazırdı gövden
Hicret içindeydi çağlayan gibi

Yakmıştın aklının gemilerini
Bir kutlu gözlerin gizlerinde sen

En tenha sözlünün cezbesindeydin
Sözün erimişti aşk potasında

Erittin ömrünü aşk vadisinde
Yürüdün yolların en ön safında

Şair Alim Yıldız, merhum Mehmet Akif İnan’ı bu dizelerle anlatıyor bize.

8 Ocak 2010 Cuma günü Şanlıurfa Belediyesi tarafından, vefatının 10. yıl dönümü münasebetiyle; Mehmet Akif İnan’ı anma programı düzenlendi.
        Programa davetli olarak, Şair-Yazar Recep Garip, Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı Mehmet Doğan, Eğitimci, Şair-Yazar Mustafa Özçelik ve Mehmet Akif İnan’ın akrabaları ve sevenleri katıldı.
       Dışarıdan gelen katılımcılar; anma programında, M. Akif İnan ile ilgili hatıralarını paylaştılar.  Sunumunu yaptığım programda; sevgili Remzi Kara Ağabeyimiz ve arkadaşım Zübeyir Zorlu İle birlikte merhum Mehmet Akif İnan’ın şiirlerini seslendirmeye çalıştık. 
        Şanlıurfa dışından konuk olan değerli yazarlar onu anlatmaya gelmişlerdi; fakat Şanlıurfalılar neredeydi merak ediyorum. Şair Nabi Kültür Merkezinin tıklım tıklım olması gerekirdi. Evet, cuma günü yapılan programda salonun boş olduğunu görünce açıkçası hayıflanmıştım; ama cumartesi günü Türkiye Yazar Birliği Şanlıurfa Şubesi tarafından organize edilen programda salonun hınca hınç dolu olmasına sevindim. Sanırım, iki farklı program olunca insanlarında aklı karıştı bu nedenle cuma günü yapılan anma programına katılım pek fazla olmadı. Aslında Şanlıurfa Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği birlikte hareket ederek bir program yapmış olsalardı çok daha anlamlı olurdu diye düşünüyorum. Ama olsun her iki programda gayet faydalı geçti. En azından katılımcılar, Mehmet Akif İnan’ın bilmediğimiz yönlerini bizlere anlatarak, bizleri aydınlatmış oludular. Her iki programda da merhum Mehmet Akif İnan’ı daha iyi tanıma şansı elde etmiş olduk. Bu açıklamalardan sonra, sizlerle biraz da Mehmet Akif İnan’ı anlatmak istiyorum. 
        Şanlıurfalı olan Mehmet Akif İnan’ı şair, yazar, sendikacı ve dava adamı kimlikleriyle tanıyoruz. Yazmış olduğu birbirinden güzel eserlerle hala ayakta. Onun yazmış olduğu Mescidi Aksa şiiri dillerden düşmemiş ve Esat Aydoğan tarafından bestelenmiştir. Mescidi Aksa şiiriyle kendisine Kudüs şairi denilmektedir. ‘’Şehir Gazeli’’ adlı şiiri de Ömer Karaoğlu tarafından ‘’Doğ Ey Güneş’’ başlığı altında bestelenmiş ve halen radyolarda yayınlanmaktadır. Merhum Mehmet Akif İnan gerçek bir idealist ve dava adamı idi. Birçok şiir ve yazısıyla, insanlara ilham kaynağı olmuştur.Edebiyatın meşakkatli yollarından daha çetin olan toplum sorunlarına da eğilmiş ve sendikal çalışmalarıyla sivil toplum örgütlerin de sesi olmuştur. Sivil toplum kuruluşlarına da öncülük etmiştir. Onun sanat anlayışını, Şairliğini ve sendikacılık anlayışını sadece burada anlatmak tabiî ki yeterli değildir. Mehmet Akif İnan’ı rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Mekanı cennet olsun. Merhumun Mescidi Aksa Şiiriyle sizleri baş başa bırakıyorum.

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnını koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu

Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
Unuttu mu bunu acaba herkes

Burak dolanırdı yörelerimde
Mi’raca yol veren hız üssü idim
Bellidir kutsallığım şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim

Hani o günler ki binlerce mü’min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
Cevaba erişen dualar vardı

Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım

Mescid-i Aksa’yı görüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu