Düşünüyordum. Bir milletin maddi ve manevi ilerlemesi için temelde neler olmalıdır? “Cehaletin önlenmesi”, “fakirlik ve işsizlik probleminin çözülmesi”, “düşmanlığın kaldırılıp, dostluğun tesis edilmesi” gibi önemli üç husus çok önemlidir. Üç mesele birbiriyle ilgilidir. Cehaletin kalkması için ilim ve irfana ihtiyaç vardır. Fakirliğin kaldırılması ve işsizliğin giderilmesi birinci hususun gerçekleştirilmesine bağlıdır. Düşmanlığın kaldırılması ise, geçen iki hususun telafi edilmesi ile ciddi ilgilidir.

Müşküllerin çözümünü kolaylaştırmak için mutlaka entelektüel bir kadroya da ihtiyaç vardır. Önümüzde dağlar gibi duran ve bir türlü çözüm bulunamayan konular, “kısır döngü” (fasit daire) içinde artarak devam etmektedir. Şanlıurfa il olarak bu üç problemin çözümünde hangi yaştadır?! Sözü ben dünyanın en önemli illerinden olan bu antik kentin problemlerine getirmek istiyorum. Dünya’da şehrinin üstünden nehir akan, çok geçmişe dayanan antik bir tarihi olan, zengin kültürel mirası ve genç nüfusu bulunan Urfa’dan başka kaç il daha gösterilir? Demek ki maddi hiç bir problem yoktur. Urfa gibi şehirler, dünyada hiç bir şeyi olmasa bile, turizmden gelen gelirlerle ihtiyaçlarını gider. O halde problem nedir? İrfan ve bilgi mi? Hayır, o da değil. Ankara’da 4 yıl kaldım. Ankara’da tanıdığım Urfalı insanlar, oranın en iyi entelektüelleri idi. Türkiye’ye yön verecek ve rehberlik yapacak insanlar vardı. O halde problem bilgi ve irfan da değil. Peki ya nedir o problem? Kanaat-i acizâneme göre, problem iş yapacak insanların, ya da emanetin teslim edildiği insanların iyi seçilmemesidir. Allah (c.c.): “Emaneti ehline veriniz” buyuruyor. Problemin birincisi bu. Bir başka ayette, “Bir memleketi istila edenler, o ülkeyi işlevsiz, amelimanda, kötürüm ve hantal bırakmak için, ellerinden gelen her kötülüğü yaparlar. En baş kötülüğün de işinin ehli olmayan insanları oraya tayin etmek suretiyle yapılacağını beyan buyurur.” Yani, siz bir toplumu helak etmek istiyorsanız, onlara hiç bir kötülük yapmanıza gerek yok. Sadece içlerinden en iyileri tespit edip, işlevsiz hale getiriniz. En beceriksizleri de işinin ehli olan makama getiriniz. Bütün meseleyi çözmüş olursunuz. Kimseyi suçlamıyorum. Belki böyle düşünmekte de haksızlık da yapmış olabilirim. Ama tecrübelerime dayanarak, ben de bu güzel şehir için bu kanaat hasıl oldu.

Bunları niçin yazdım? Bu günlerde Suudi Arabistan`ın en itibarlı kültürel etkinliği sayılan 23. Jenadriye Festivali başlıyor. Değişik kültürel etkinliklerin yapılacağı festivale Fransa “Şeref Konuğu” olarak katılırken, her ülkeden de dört yüz kadar önemli insanlar bu toplantıya davet edildi. Davet edilenlerden tahminen 40 kişi, özellikle Kral ile daha has dairede görüşecekler. Bunlardan biri de Şanlıurfa’nın medar-ı iftiharlarından sabık millet vekili Şeyh Salih Özcan’ın yeğeni Dr. Halil Özcan. Dört yüz kişinin davet edildiği ve bunların da yalnız kırkının kralla özel görüşeceği bu davette Harran Üniversitesi Öğretim Elemanı Dr. Halil Öcan’ın katılması çok sevindirici bir konu. Halil Bey sadece, buraya katılmıyor, bütün Arap Dünyası ile üst düzey ilişkileri olan biri. Hele sayın valimizin eli, kolu ve gözü. Bu kıymetli insan, şayet iyi tanıtılır ve iyi takdim edilirse, Türkiye ile bütün Arap dünyası arasında her konuda güzel ilişkiler kuracak bir insan.

Lakin görüyorum ki, gösterilmesi gereken itibar gösterilmiyor. Ümidim var ki, Türkiye’nin Arap ülkeleri ile ilişkilerinin daha ileriye götürülmesinde hak ettiği yeri alır. Urfa insanı, diğer kıymetli entelektüellerine vermesi gereken ilgi ve desteği vereceği gibi, bu kıymetli zata da gerekli desteği verir de beldesine üstün hizmet edecek bir insandan azamı derecede istifade eder. Gün ola devran ola…