|
|
Eski Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak
28 Şubat kararlarını post-modern bir darbeye benzeterek Türkiye’deki
post-modernizm tartışmalarına ivme kazandırdı.
28 Şubat’ın post-modern bir darbe olup olmadığını bilemiyorum. Buna karşılık sektörümüzde pek çok konunun post-modern bir yaklaşım içinde ele alındığına ilişkin güçlü inançlarım var. Post-modernizm’in önemli kimlik simgelerinden biri “mış gibi yapma” durumu. Bence bu durum sektörümüzde önemli bir yaygınlığa sahip. Örneğin, e-ticaret konusu. Gerçekleşen e-ticaret rakamlarını 10 ile çarparak Türkiye’de önemli bir e-ticaret olayı varmış gibi yapıyoruz. Neden bilmem, gerçek durumu önümüze koyup bunun nedenlerini tartışmak yerine hayali bir durumu gerçek gibi sunmayı tercih ediyoruz. Sanırım, “söyleye söyleye olur inşallah” yaklaşımını çok seviyoruz. Bir başka konu güvenlik. Görünüşe bakılırsa herkes güvenlik konusunun, genel olarak bilgisayarlarda, özel olarak da Internet’te, önemli bir konu olduğunu biliyor. Ama aynı zamanda, bir güvenlikduvarı yazılımı alan çoğu şirketin, güvenlik sorununu kökten çözmüş gibi yaparak, konuyu rafa kaldırdığını görüyoruz. Oysa biliyoruz ki çoğu şirketin doğru dürüst bir yedekleme düzeni bile yok. Parasını verip uzman bir şirkete kuruluş yaptırmadığı için güvenlikduvarı yazılımının görevini yapıp yapmadığı da kuşkulu. Sonuçları izleyen kimse çoğu zaman olmadığı için yazılımdan ne kadar yararlanıldığı da şüpheli. Benzer şekilde herkes virüslerden şikayetçi. Çoğu şirket parasına kıyıp anti-virüs yazılımı da alıyor. Ama sonra yazılımların güncellenmesine insan kaynağı ayırmak yerine virüs sorununu ebediyen halletmiş gibi davranmayı tercih ediyor. Türkiye’de buram buram post-modernizm kokan BT konuları arasında bilgi yönetimi, doküman otomasyonu, veriambarı, veri analizi gibi “bilgi” ile ilişkili konular nedense başı çekiyor. Bunun Türkiye’de “herkesin zaten her şeyi bilmesi”, “asıl olanın bilgi değil, ilişki olması”, “bilginin olmadığı yerde varmış gibi davranmanın daha yakışıklı görünmesi”, “olmayan bilgiyi yönetmenin rahatlığı” gibi çeşitli nedenleri olabilir. İlginç olan bu nedenlerin aynı zamanda post-modernizmin varoluş nedenleri olması. Kısacası post-modernizm açısından bakıldığında sektörümüzde teknolojik unsurlardan çok, edebi unsurlar ağır basıyor gibi. |
||||||||
|