|
|
| Avrupa şirketlerine Silikon Vadisi
modeli
Yaklaşık iki yıl önce Fransız dev telekomünikasyon araçları şirketi Alcatel zarar eden bölümleri kapatıyor; kuruluş içindeki bürokrasiyi yaratan yönetim kademelerini kaldırıyor ve böylece 102 yıllık tarihinde en büyük yapısal değişimi gerçekleştiriyordu. Ancak bu süreç sırasında Alcatel Avrupa’daki bazı önemli işleri Silikon Vadisi’nden Cisco Systems’e kaptırdı ve şirketin kazancının beklenenin altında olacağı açıklanırken hisse senetleri de yüzde 40’a yakın değer kaybetti. Derleyen: Amil Kunt Bu durum karşısında başkan Serge Tchuruk Avrupa şirketlerinde görülmemiş bir uygulamaya geçti ve Silikon Vadisi modelini Alcatel yönetimine yerleştirmeye başladı. 18 ay içinde 11.3 milyar dolarla satın aldığı altı Amerikan şirketinin hazır teknolojileri ile Alcatel’in iş alanını genişletti. ABD’deki bölümünü tümüyle değiştiren Tchuruk, Fransa’da uygulanmayan bir politikayı da başlatarak bu ülkedeki personele hisse senedi opsiyon hakkı tanıdı. Kısa bir süre sonra Alcatel gerçek bir Fransız şirketi yerine bir Silikon Vadisi şirketi gibi çalışmaya başladı. Business Week’e göre sadece Alcatel değil Philips, Siemens, Ericsson ve ünlü yazılımevi SAP gibi Avrupa yüksek teknoloji devleri Internet çağına uygun bir yapılaşma ve strateji izleme yolunda önemli adımlar atıyorlar. İş uygulamalarındaki değişikliklerden ABD’de şirket satın almalara dek atılan bu adımlar bu gibi yüksek teknoloji şirketlerinde izlenen değişimin sadece bir başlangıcı. Satın alınan Amerikan şirketleri ile bütünleşmek için Avrupa şirketleri geleneklerinden ödün vermek zorunda kalıyorlar. Bu şirketler Amerikan personelini mutlu tutmak ve onları kaybetmemek amacı ile başta Internet olmak üzere kendilerine işlerinin büyük bir bölümünün bağımsız olarak kontrolünü veriyorlar. İngilizce iş dünyasının dili Amerikan şirketleri ile birleşen Alman, Fransız veya Hollanda şirketleri Silikon Vadisi’nin hızını ve pazarlama yöntemlerini şimdi merkezlerine taşıyorlar. Artık Silikon Vadisi Avrupa yüksek teknoloji şirketlerine yeni bir biçim veriyor; Amerikan Internet ekonomisi İngilizce’nin Avrupa iş dünyasının dili olarak gittikçe yaygınlaşmasında etkin bir rol oynuyor; dizüstü bilgisayarlar ve cep telefonları ile çalışma ortamları ofis bölmelerinin ve duvarlarının çalışma süresi ise belirli saatlerin dışına çıkıyor. Avrupa ekonomisine yeni bir yön veren bu değişim sonucu Internet’e gereken önemi vermeyen kuruluşlar veya İngilizce bilmeyenler geride kalma riski ile karşılaşıyorlar. Bu sayısal bölünme özellikle yüksek teknoloji yöneticileri ile kamu kuruluşları yöneticileri, politikacılar ve sendikalar arasında görülüyor. Fransa’da tartışılan haftalık 35 saatlik çalışma süresi Internet ekonomisinde çalışan şirketlere ters düşüyor. Finlandiya’da Nokia’nın personeline hisse senedi opsiyonu uygulaması sayısal aristokrasinin doğmasına ve muhafazakar kuruluşların tepkisine neden oluyor. Avrupa şirketlerinin Amerikan şirketleri ile uyum sağlamada karşılaştıkları sorunlar bazen ciddi boyutlara ulaşıyor. Silikon Vadisi’ndeki Foster City’de 400 mühendisin geliştirme merkezini açan Commerce One ile Red Hat gibi yazılım üreticilerine milyonlarca dolar yatırım yapan SAP’ın Kaliforniya bölümü ile Almanya’daki merkezi arasındaki strateji anlaşmazlığı bu şirketin e-ticaret alanındaki atılımlarını yeterince ve zamanında yapmamasına yol açtı. 3 bin kişiye yakın iş gücü ile Silikon Vadisi’nde oldukça güçlü bir konumda olan Philips’in bu bölgedeki başkanının şirketin organizasyonunu Internet’e göre yeniden yapılandırması Hollanda’daki merkezin stratejisine ters düştü ve bu durum Philips’in bölgede bir dizi sorunlar yaşamasına yol açtı. Öte yandan merkezlerinde ve kendi yapıları içinde yerleşik eski hiyerarşiyi kaldırma çalışmaları ve daha serbest Kaliforniya modeli uygulamaları sırasında da birçok Avrupa şirketi statükoyu çalışma masalarının boyutları ve şirket arabaları gibi standartlar ile değerlendiren personelin direnci ile karşılaşıyor. Sayısal devrimin büyük değişikliklere yol açtığı iş dünyasında yeni stratejilerve uygulamalar konusunda sadece Avrupa şirketleri değil Lucent Technologies’ten Hewlett Packard’a kadar birçok köklü ve geleneksel yöntemlere dayalı Amerikan şirketleri de Cisco ve Dell gibi genç şirketlerin yöntemlerini uygulamaya ve hızlarına yetişmeye çalışıyorlar. Ancak bu değişim sürecinde daha zor koşullar ve ciddi sorunlar ile karşılaşan çoğu 100 yaşında veya daha fazla olan Avrupa’nın ünlü teknoloji devleri oluyor. Teknoloji şirketlerine yatırım artıyor Silikon Vadisi’nde olduğu gibi Avrupa’nın risk sermaye fonları Milano’dan Helsinki’ye kadar ileri teknoloji şirketlerine şimdi eskisinden çok daha büyük boyutlarda yönelmiş bulunuyor. 2000 yılında Avrupa’da .com şirketlerine yapılan yatırımların 1999’un iki katı olarak 11.5 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Avrupalı gençlerde teknoloji dünyasında mesleklerine atılırken geleneklerden uzaklaşıp Internet ile ilgili yeni seçeneklerin peşinde koşuyorlar. Birkaç yıl öncesine dek İsveç’te Kraliyet Teknoloji Enstitüsü mezunlarının çoğu ilk iş için Ericsson’a başvururlardı; bu şirketteki ilk göreve “beşinci yıl” adı verilirdi. Şimdi ise yeni mezunlar web şirketlerine öncelik verirken Ericsson’a başvurular en az düzeye inmiş durumda. İsveç’te Internet şirketlerinin çoğunda şimdi Ericsson’dan ayrılanlar çalışıyor. Amerikan şirketlerini satın alan Avrupa şirketleri Amerikalı personelini görevlerinde tutmak için Silikon Vadisi yöntemlerini uygulamak zorunda kalıyorlar. 1999 yılında Güney Kaliforniya’da Xylan adlı bir şirketi 2 milyar dolara satın alan Alcatel ilk kez ABD’de Cisco, Lucent ve Nortel’in içinde bulunduğu veri ağları pazarına girdi. Ancak Alcatel Xylan çalışanlarına Amerikan şirketlerinde uygulanan personel politikasının süreceği ile ilgili açıklamayı yapmaması üzerine Xylan mühendisleri özgeçmişlerini Internet ile dağıtmaya başladı ve kısa bir süre içinde pek çok mühendis işinden ayrıldı. Bundan böyle Alcatel ve diğer Avrupa şirketleri ilk olarak satın aldıkları şirketlerin personeline hisse senedi opsiyon hakkını verdiklerini açıklıyorlar. Silikon Vadisi ile Avrupa ileri teknoloji şirketleri arasında işe yaklaşım, uygulama farkları gün geçtikçe azalırken, bazı Avrupalı yöneticiler Silikon Vadisi modelinin sakıncaları olduğu görüşündeler. Onlara göre Amerikalılar gereğinden fazla aceleciler; daha pazarlanmaya tam anlamıyla hazır olmayan ürünlerinin promosyonunu yapıyorlar; ayrıntılara önem vermiyorlar; çok hızlı ama çoğu zaman dikkatsiz çalışıyorlar; bir yöneticinin deyimi ile tıpkı itfaiyeciler gibi... Ona rağmen Silikon Vadisi modelini benimseyen yaşlı Avrupa şirketleri gençleşerek Internet ile bütünleşen ileri teknoloji iş dünyasına şimdi çok daha hızlı uyum sağlıyorlar. |
|