Lutfen Tiklayin

ISS’ler kâr virajında

Bir dönem hızla çoğalan ve yeni ekonominin temel taşları olarak ümit bağlanan Internet şirketlerine, patronlardan beklenen uyarı geldi: “Artık yeter.” Bugüne kadar Internet şirketleri için istenilen her türlü harcamayı yapan patronlar, proje sahiplerine “Sizden hayal değil kar bekliyoruz” uyarısını yaparak Internetçileri gerçeğe dönmeye ve ekonominin reel dünyasının kuralları ile hareket etmeye çağırdılar.

Güneş Kazdağlı

ISS’ler de 2000 yılının son çeyreğinde yaşanan krizin de etkisiyle iş modellerini ve para kazanma yöntemlerini ortaya koymaya başladılar. Burada sihirli sözcükler verimlilik ve karlılık oldu. Para kazanmanın yöntemleri ortaya konurken e-ticaret, kurumsal bağlantılar, içerik ve portal hizmetler sıralandı. Araştırmacılar Türkiye için içerik ve portal hizmetlerden para kazanmanın, kar etmenin henüz erken olduğunun altını çizerken e-ticaret ve kurumsal bağlantılar alanında yürütülen çalışmaların bilançolara daha kolay kar olarak yansıyabileceği görüşündeler. Ancak bu noktada ISS’lerin saflarını seçmeleri ve tamamen bu seçtikleri alana yönelmeleri gerektiği de vurgulanıyor. ISS dünyasında yaşanacak bir diğer gerçek ise yaklaşık 80 olarak ifade edilen şirket sayısında bir azalma olacağı ve önümüzdeki dönemde yoğun olarak birleşmelerin yaşanacağı.

Bilindiği gibi ABD’de bir Internet şirketi olan AOL’un kısa sürede büyümesi ve dünyanın medya devlerinden Time Warner’i satın almasından sonra dikkatler bu alana çevrilmişti. Çok sayıda girişimci projelerini hazırlayarak bir risk sermayesi peşine düşmüş ve kısa sürede ciddi paralar kazanmışlardı. Dünyadaki bu eğilim kısa sürede etkisini Türkiye’de de gösterdi. Özellikle klasik ekonominin devleri geri kalmamak için Internet’e ve teknoloji alanına yatırım yapmaya başladılar. Hemen her büyük holding ya kendi bünyesi içinde ya da dışarıda kurdukları Bilgi Grupları ile bu tür projelere fırsat tanıdılar. Ama özellikle medya sahibi gruplar Internet şirketlerine çok önem verdiler.

Internet konusunda yeni girişimciler ve profesyonel yöneticiler projelerini, para kazanmak değil “Değer yaratma” esasına göre hazırladılar. Bu şirketler herhangi bir şey satarak değil, çok sayıda aboneye ulaşıp, bunun getireceği ilişki ağını hedeflediler. Daha sonra da borsaya açılmayı ve burada yaratılacak değer ile para kazanmayı planladılar. Şirketlerini tamamıyla değer yaratma esasına göre pozisyonlandırdılar. Çünkü başta Amerika olmak üzere medeni ülkelerde bu tür şirketlerin gelişimi bu şekilde olmuştu.

Ancak bu gerçekleşmedi. Türkiye’de Internet şirketlerinin nereden para kazanacağını yüksek sesle ilk soran kişi Koç Holding’in patronu Rahmi Koç oldu. Koç bir yıl önce aylık ekonomi dergisi Capital’e verdiği demeçte, “İnternet şirketlerinin moda olduğunu, bunların para kazanamayacağını, çünkü bir şey üretmediklerini, değer yanratmakla Türkiye’de para kazanılamayacağını” açıkca dile getirdi. Ancak kendilerinin bu alana yatırım yaparken bu tür şirketleri reel ekonomi ile buluşturmaya dikkat ettiklerini belirtti ve bunun en iyi örneği olarak da Kangurum projesini verdi.

Rahmi Koç’un bu uyarıyı yaptığı dönemde rüzgar başka yönden esiyordu. O yüzden kimse bu uyarıyı dikkate almadı. Başta Nasdaq olmak üzere teknoloji şirketlerinin değerleri piyasa ve borsalarda hızla yükseliyordu. Türkiye’de borsa ise rekor üzerine rekor kırmaya başlamıştı. O yüzden herkes bu alana hızla yatırım yaptı.

Superonline, İxir, e-kolay, RT.Net, VestelNet gibi çok sayıda Internet şirketi büyük reklam kampanyaları ile abone sayısını arttırmaya çalıştı. Büyük reklam kampanyası, çok düşük ücretle abonelik ve yatırım birleşince bu alana harcanan para ciddi büyüklüklere ulaştı.

Bu alandaki uzmanların değerlendirmelerine göre bir abonenin temel giderlerle maliyeti 6 ila 9 dolar arasında değişmeye başladı. Internet şirketlerinde ise bu maliyetleri karşılayacak elde ettikleri bir gelir yoktu. Birçok şirketin ideali olan değer yaratma ve borsaya açılma ilkesinin hayata geçmesi de konjonktürel sebeplerden dolayı gerçekleşmedi. Birden borsalar gerilemeye başladı. Tüm dünyada teknoloji hisseleri geriledi, şirketler değer kaybetti. Aynı durum Türkiye’de de yaşandı. Borsa en alt sınırda dolanırken, üstelik bir de mali kriz yaşandı. Internet şirketlerinin ikinci düşü olan e-ticaret yeterince gelişip, kurumsallaşamadı. Bu şirketler e-ticaretten de para kazanamadılar. Internet şirketlerinin bir başka beklentileri de reklamdı. Ancak burada tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yaşandı. İstenilen reklam gerçekleşmedi. Geçen yıl 5 milyon dolar düzeyinde bir Internet reklam pazarının oluştuğu belirtildi. Bu dikkate alınmayacak kadar düşük bir rakam olarak kabul edildi.

Bu ortamda patronlar beklenen uyarılarını yaptı: “Artık yeter.” Bunun üzerine Internet şirketleri hızla harekete geçti ve önce tasarruf tedbirlerini almaya başladılar. İlk tedbirleri kampanyaları durdurmak ve reklam harcamasını en alt düzeye indirmek oldu. Bu yetmedi, hızla personel çıkarmaya başladılar. Neredeyse çalışanları yarı yarıya indirdiler. Bu rüzgarda İxir geçtiğimiz yılın sonunda 120 kişinin işine son verdi. Superonline ise 1999 yılında 420 kişiydi. Geçtiğimiz yıl bu sayıyı 268’e düşürdü. Bu yılı ise 150-170 çalışanla kapatmayı düşünüyor. Diğer Internet şirketlerinde de durum farklı değil.

Ancak bu tür tasarruf tedbirleri ile Internet şirketlerinin para kazanmaları mümkün değildi. Olsa olsa giderleri azaltabiliyorlardı. Ama patronlarının talimatları olan “Harcadığın kadar kazan. Ya da kazandığın kadar harca” talimatına uymuyordu. Bunun üzerine Internet şirketleri birleşme ve yabancı ortaklıklar kurma yollarının arayışına girdiler. Bu şirketlerden biri VestelNet’ti. VestelNet geçtiğimiz yıl yoğun olarak işbirliğine gidebileceği Türkiye’de bir şirket arayışına girdi. Ancak bu işbirliği girişimleri olumlu sonuçlanmadı. Şimdi VestelNet diğer Internet şirketleri gibi yurtdışından bir işbirliği arayışına girdi. Bu Internet sektörüne bir miktar yeni sermayenin girmesi anlamına geliyordu ama gelir getirici faaliyet olarak görünmüyordu.

İnternet şirketleri bütün bu sıkışıklığı gidermek için bütün dikkatlerini içerik ve e-ticaret konusuna dikmiş bulunuyorlar. Bir de ortak çabayla reklam pastasını büyütmeye çalışıyorlar. İçerik oluşturmak ise çok pahalı bir iş olarak görünüyor. Bunu ancak medya şirketi olanların gerçekleştirmesi mümkün görünüyor. O yüzden Internet şirketlerinde medya ayağı olanların şanslarının açık olduğu belirtiliyor. Diğerlerinin ise kurumsal bağlantı ve e-ticarete kaymaları ile bir çıkış yolu bulabilecekleri üzerinde duruluyor.

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Internet şirketlerinin bir zaafiyet süreci yaşadığı kabul ediliyor. Bu dönemde ayakta kalanların gelecekte bu pazarda büyüme ihtimallerinin yüksek olduğu kabul görüyor. Ama asıl çözümün Internet altyapısının geliştirilmesi ve Internet abone sayısının arttırılmasından geçtiği de kabul gören bir başka gerçek. Hem teknolojik, hem hukuki altyapının oluşturulması ile birlikte e-ticaretin gelişmesi ve kullanıcı sayısının artması mümkün olabilecek. Bu yapıldığı zaman Internet şirketlerinin önü açılmış olacak. Uzmanlar kriz döneminden çıkışın, devletin altyapı yatırımlarını hızla tamamlamasından geçtiği üzerinde de birleşiyorlar.

4 ya da 5 ISP kalacak

IBS İş Geliştirme Müdürü Kimberly Yasa: “Bugün Türkiye’de 80’e yakın ISP var. Ama bu sayı çok azalacak; 4 ya da 5 tane kalacak. Reklam harcamaları, e-ticaret ve telekom servislerine önem verenler ayakta kalacak. Pazar gittikçe küçülmeye başlayacak.

E-ticaret ISP’lerin gelirlerini artırmaları için bir alternatif. Fakat ISP’lerin Türkiye’de nasıl e-ticaret yapılması gerektiğiyle ilgili olarak birbirlerinden çok farklı görüşleri var. Bu onlar için çok hassas bir konu. Çünkü parayı nereden kazanacaklarını görebilmeleri gerekiyor. Türkiye’de 2000 yılında e-ticaret pazarı 12-15 milyon dolardı. Bu da bize kazandıkları paralarla ilgili bir fikir verebilir; yani çok kazanmıyorlar.

ISS’ler bu yıl e-ticaret için 40 milyon bekliyorlar. Çok farklı görüşler ortada.

İçerikten para kazanamıyorlar. İçeriğe sadece reklam alabilirler ama dünya çapında içerikten para kazanmak çok zor. İnsanlar para ödemek istemiyor. Türk Telekom daha fazla liberalleştikten sonra, telekom servislerine girebilirler; örneğin VoIP, uydu bağlantıları gibi. Telekom hizmetleri gelecekte iyi bir pazar olabilir”.

gunesk@interpro.com.tr