Lutfen Tiklayin

Merhaba,

Geçtiğimiz hafta tatilden dönenleri yakalamakta oldukça zorluk çekmiştim. Nedense 10 günlük tatil yetmedi kimseye, uzadıkça uzadı tatil günleri. Tatilin ardından yine hızlı iş günleri geldi. Buarada yavaş yavaş şirketler 2001 yılının ilk etkinliklerini yapmaya başladılar.

2001 yılına hızlı giren Turkcell, geçenlerde Network Kontrol Sistemi’ni hizmete açtı. Açılışta ben de oradaydım. Gerçekten çok güzel yapmışlar. Hani polisiye filmlerde izleriz ya hep, bir salonda hands free setlerle bir sürü adam oturup önlerindeki dev ekrandaki harita üzerinde araçları takip ederler. İşte Turkcell’in Network Kontrol Merkezi de böyle bir havada. Şimdilik sadece Doğu Marmara bölgesindeki altyapı ve alarm durumlarının inceleneceği merkezden, Mart ayından sonra tüm Türkiye izlenecekmiş. Ee tabii herşeyin bir bedeli vardır. Bu merkez de 10 milyon dolara kurulmuş.

Geçen hafta ay tutulmasını izledin mi bilmiyorum ama ben izleyemedim. Türkiye’de havanın açık olduğu her yerden izlenebiliyordu. Ama ne yazık ki İstanbul’da hava kapalı ve yağmurlu olduğu için izlenemedi. Tam 1 saat 2 dakika süreyle tam ay tutulması gerçekleşti. Ayın hareketlerinin insanın ruh halini etkilediği söylenir ama doğru mudur bilmiyorum. Örneğin bazı insanlar dolunay olduğu zaman hep gergin olduklarını söylerler. Ama doğru olsaydı Neil Armstrong sinir ve stres sahibi bir insan olurdu herhalde :) Oysa ki Ericsson’ın 3G zirvesinde gördüğüm kadarıyla gayet sakin, sempatik kişilikli birine benziyordu.

Öte yandan, geçenlerde bir gazetede Armstrong’un şu sözleri yer alıyordu: “1969 yılında, Apollo 11 uzay gemisindeki bilgisayarın işlemci gücü 1Mhz, hafızası 46 Kb idi. Şimdi bu güçle Internet’te bir sayfadan diğer sayfaya geçmek bile mümkün değil. Ama bizi aya götürüp indirdi ve geri gelmemizi sağladı”.

Kırıkkale’de geçen Internet Café olayından haberin var mı? Internet Cafe’yi basan polisler içerideki bütün çocukları götürmüşler. Şimdi herkes haklı haksız bu olayı tartışıyor. Türkiye’deki PC penetrasyonunun azlığı, kişi başına düşün milli gelir göz önüne alınınca, bu çocukları cafelere sokmayan başka onların Internet’ten mahrum olmamamsı için başka çareler bulması gerekiyor.

Sana bir başka dedikodum ise BMC adında yabancı bir yazılım şirketinin Türkiye’de ofis açacağı. Umarım Türkiye’nin üretimi olan BMC kamyon markası ile karıştırılmaz. Ne de olsa Türkiye’de iki BMC olacak. Hani hatırlarsın BMC kamyonlarının reklamında kullanılan “Bence BMC!” sloganı dillerde birara yer etmişti. Bakalım bu yazılım şirketi olan BMC nasıl reklamlar yapacak?

Geçenlerde Netcini projesinin sonuçlandığını söylemiştim. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden üç öğrenci “Benimevim” adlı proje ile birinci olmuşlardı. Duyduğum kadarı ile yerli ve yabancı şirketler bu gençlerin peşine düşmüş. Tabi böyle güzel projeleri kaçırmak istemiyor büyük şirketler.

Sana daha öncede yazmıştım Vuslat Doğan Sabancı Amerika’ya gitti ve bebeğini orada dünyaya getirecekmiş diye. Geçenlerde bir arkadaşım Vuslat Hanım’ın bebeğinin 18 Ocak’ta dünyaya geleceğini söyledi. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Sektörde şirketler artık yıllanmaya başlıyor. Bu da çok güzel birşey. Uzun yıllar sektörde ayakta kalan şirketlerden biri de Protek. Sektöre uzun yıllar hizmet veren Protek şirketi, 25. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Gümüş yılını doldurup Altın yılına doğru adım atmaya başlıyor. Nice Altın Yıllara diyorum kendilerine.

Hoşçakal...