Lutfen Tiklayin

Ali Akurgal
akurgal@netas.com.tr

“Bluetooth”

Yeni bir telsiz erişim standardı sunulmakta: Bluetooth. Adını, İskandinavya’yı dağınık yönetimden çıkartarak birleştirdiği söylenen bir kralın adından aldığı belirtiliyor. Bu çağrışımla da dağınık duran birçok bilgileşim aygıtı arasında birleşmeyi sağlayacağı umuluyor.

2.4 ile 2.5 GHz. frekans bölgesinde, ISM (industrial, scientific, medical) bandında çalışacak. 2.4 GHz.’e kadar UMTS’in yer alacağını, 2.7GHz. civarında da bildiğimiz mikrodalga fırınların bulunduğu düşünülürse, gerçek mikrodalga frekansının altında kalan son bölge. Telsiz iletişim, böylece, mikrodalga altı bandı tamamen kaplamış oluyor.

Bluetooth, daha önce benzer amaçla ortaya atılan IrDA standardı ile aynı kaderi paylaşmasın diye çok çalışılmakta. IrDA, şu, hemen her türlü taşınabilir işlemcili cihaz ile çevre birimlerinde bulunan kızıl ötesi (infrared) iletişim birimi. Burada bir birlik sağlanamamış, bu yolla iletişimi destekleyen cihazlar azınlıkta kalmış olduğu için kullanıcı artık bu bağlantıya ilgi göstermiyor. Bluetooth’un arkasında ise Ericsson, IBM, Intel, Nokia, Toshiba gibi isimler var. Herhalde, kısa sürede bir patlama yaşanacağı beklenmeli.

Bluetooth yalnızca iletişim cihazlarında kullanılmaya yönelik değil. Buzdolabınız, fırınınız da Bluetooth ile donatılmış olacak… Ki, buzdolabınızda yumurta kalmadığında, komşununkine sorup, size bilgi versin: “8 numaradaki komşuda 12 yumurta var, herhalde bir ikisini ödünç verir.” Tabii komşu “yumurtaya un sermediyse”! Ya da buzdolabınız, süt azaldıkça Internet’ten yenisini ısmarlamasın diye, boş süt kutularına su doldurup tekrar dolaba koymanız da gerekebilir.

Bluetooth’un önündeki tek engelin, yerleşmeye çalıştığı ISM bandında halen çalışmakta olan IEEE 802.11’e uyumlu LAN ürünleri olduğu görülüyor. Bunlarla uyumlu çalıştığı sürece, teknik bir sorun olmamalı. Ticari olarak da yeterli desteği aldığına göre, “Türkiye’nin Silikon Vadisi’nin çekirdeğini oluşturmak üzere yola çıkan bir büyük kuruluşumuzun bu iş için Bluetooth’u seçmiş olmasının nedeni anlaşılıyor.