Lutfen Tiklayin

Meltem Yaman
meltemy@altavista.com
Pozitif Danışmanlık

300. sayının anlamı: İstikrar

Bitmek tükenmek bilmeyen ve ardı ardına uygulandığı halde ismini getirmeyen istikrar paketleri ile bu kelimenin de anlamı yitip gitmeye yüz tuttu. Oysa istikrar çok güzel anlamı olan bir kelime. İşe yarar; kaldıraç gibi insanları bir yerden bir yere getirebilen, söylemekle olmasa da uygulamakla kapıları açan şifrelerden biri.

Teknolojinin ve değişimin hızı ile birlikte tüketim toplumu düşünce biçimi, “kullan at” “eskimeden değiştir” alışkanlığını getirdi. İstikrar da eski bir kavram gibi görünüyor. Sabır gibi... “Dur yaa, ne acelen var..” dermiş gibi geliyor. Hele her sene “kemer sıkma” uygulamasıyla birlikte gelen sonuçsuz istikrar paketleri ile “Sen dur, bekle; birileri biraz daha haksız gelir elde etsin.” demişler gibi oluyor. Güzelim anlam yitip gidiyor. Olumsuzluk olsun diye demedik. Belki adamlar iyi niyetli ama işyerlerinde de böyle değil mi? İyi insan olmak yetmiyor, performans bekleniyor. Tıpkı bir devletin en önemli performans hedeflerinden birinin güvenlik, eğitim, sağlık ve adaletin yanısıra halkın refah seviyesini yüksek tutmak olması gibi. Fakirlik içinde yönetimi herkes becerir. Fakirlikte sürekli acil durum halinde her günü sağ salim atlatmak başarılmış bir performans hedefidir. Fakirleri yönetmek kolaydır. Eğitimli, sağlıklı, güçlü, zengin ve özgür insanları yönetmek marifet. Tıpkı mecburen, ekmek parası için çalışanları yönetmenin, zeki, nitelikli, işe muhtaç olmayan, güvenli, kaliteli insanları yönetmekle kıyaslanmayışı gibi.

Bilişim dünyasına insan kaynakları politikaları niye yetmiyor? Neden insanlar kaybedilmek istenmiyor? Çünkü insanlar bilgiyle donanmış ve güçlü, seçenekleri var, aynı işe mahkum değiller. Bir işi kaybetseler bir başkası kolayca bulunur. Çalıştıkları işte boğaz tokluğuna çalışmazlar. Bu açıdan insan kaynakları profesyonellerine yönetilmesi, motive edilmesi güç görünüyorlar. Çünkü apayrı dünyalarında, bilgiyle donanmış, güçlü ve bağımsızlar. Dünyada da...Ve bu böyle gidecek gibi görünüyor.

Böyle bir zenginlik istikrar kelimesindeki anlam erozyonunu daha bir arttırıyor. “Ne gerek var” denilebiliyor. “Her işletme bir okul değil mi? Az iş değiştirenin az fahri diploması, çok iş değiştirenin çok fahri diploması var. CV’de ne kadar kaliteli şirket olsa, kavga edip ayrılmış olmadıktan sonra, kardır”, diye düşünülebiliyor.

Denge statik değil. Dinamik. Denge bazen bir uca yakın olup bazen diğer uca yaklaşabiliyor. Yaşam içinde biraz bir yana kayıp, daha sonra öteki tarafta yeralabiliyor. Dinamik dengenin kararını bulabilmek ise herkesin kendi hal ve şartlarında, kendine özel, bir başına kararını gerektiriyor. Birisinin söylediğini Tanrı sözü gibi uygulamak kolay ama sorumluluğu üzerimizden atmamızı sağlamıyor. Kendi yaşamımızdan sorumluyuz. Attığımız her adım işyaşamımızın tarihçesini oluşturacak. Yaşantımızın diğer alanlarını da etkileyecek. Bu yüzden üniversiteden beri çok hoşuma giden ünlemle hepimize sesleniyorum. Dikkat! Pürdikkat! Yaşamını geri al fonksiyonu yok. Bir krizden çıkıp diğerine giren ülke ekonomisi için de, küresel ekolojik felakete gidişle dünya için de bu böyle... Batıran da biziz.

Eskilerin sözleri eski zamanlar için geçerli teoremler olabilir. Hangi guru bundan 30 yıl önce “Bak çekirge bilgisayarlar yaygınlaşacak, hele Internet diye bir ağ çıkacak” dedi. Dese anlayacak mıydık? Bununla beraber sürekli öğrenme bir istikrar örneğidir. “Proje değiştir ama gerekmedikçe iş değiştirme” prensibi de, sürekli çaba da istikrardır. Bir yayın 300 sayıdır her hafta, her sayısı farklı yazılarla dolu olarak yayınlanıyorsa bu da istikrardır ve alkışlanır...