Lutfen Tiklayin

DİE: Sayımdaki hata Türkiye için prestij kaybı

Genel nüfus sayımında ortaya çıkan 5 milyon kişilik hatayı düzeltme çalışmalarına başlayan DİE bu hatanın Türkiye’nin prestijini sarstığını söyledi.

Gamze GÖKER

Sayım öncesinde hazırladıkları sistemin uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde olan Türkiye’ye uygun olarak tamamlandığını belirten Devlet İstatistik Enstitüsü Sosyal İstatistikler Daire Başkanı Dr. Şeref Hoşgör uygulamadaki başarısızlığın temelde mülki idaredeki otorite boşluğu ve İller Bankası’ndan daha fazla pay kapmak isteyen belediyelerden kaynaklandığını açıkladı. Hoşgör, “Sayım uygulaması AB’nin bize ne kadar bol geldiğini gösterdi” yorumunu yaptı.

Şeref Hoşgör DİE’nin şu anda kullandığı ICR teknolojisinin hataların farkına varılmasını sağladığına da değindi ve sayımda Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS)’nin kullanılabilmesi için Türkiye’deki tüm yerleşim yerlerinde il ve ilçe bazında kent bilgi sisteminin kurulması gerektiğini hatırlattı. Dr. Şeref Hoşgör, DİE’nin tüm yerleşim yerlerindeki numaralama sistemini tematik haritalara oturtmasının ve bunları birleştirmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, bunun bir yerel altyapı sorunu olduğunu bildirdi.

Bilindiği gibi Cumhuriyet tarihinin 14’üncü genel nüfus sayımı 22 Ekim 2000’de yapıldı. Üzerinden bir hafta geçmeden yaklaşık 67 milyon olarak beklenen Türkiye nüfusu 72 milyon olarak çıkınca Devlet İstatistik Enstitüsü kimi yerleşim birimlerinde hayali yazılımlar yapıldığını saptayarak bu bölgeleri incelemeye aldı. 2000’li yıllarda Türkiye’nin vatandaşları eve kapatarak yaptığı sayımın 5 milyonluk bir fazla vererek başarısız olmasıyla gözler sayımı organize eden DİE’ye çevrildi. Ancak DİE görevinin sayımların sistem, yöntem ve uygulama süreçlerini ortaya koymak olduğunu, sayımı uygulamaktan mülki idare yöneticilerinin sorumlu olduğunu açıkladı. Son olarak bütçe görüşmelerinde DİE’den sorumlu Devlet Bakanı Tunca Toskay, bu sayımın Cumhuriyet tarihinin en düzgün organizasyonuyla en iyi işleyen sayımı olduğunu belirterek “Devlet İstatistik Enstitüsü’nün sahip olduğu teknoloji, demografi ilminin bütün olanakları ve imkanları kullanılarak, 2000 nüfus sayımı, gerçek düzeyine ve sağlıklı veri olma niteliğine kavuşturulacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Dünyada sayım

163 ülke üzerinde genel nüfus sayımı konusunda yapılan bir araştırmaya göre bu ülkelerin 67’si “de jure” (ikametgah adresine göre), 68’i “de facto” (kim nerede bulunursa), 28’i ise hem “de jour” hem “de facto” yöntemini kullanıyor. Sayım çalışmaları ortalama bir iki hafta arasında yığılıyor. Türkiye gibi bir günde sayım yapan ülke sayısı 12. Bunun yanı sıra sayımı bir aydan fazla süren ülke sayısı ise 19. Posta yöntemiyle sayım yapan 13 ülke bulunuyor. Bunların arasındaki en iyi örneklerden Danimarka nüfus kütüklerine dayalı ilk sayımı gerçekleştiren ülke. Ancak Danimarka bunu yaparken merkezi nüfus kütüğünden, merkezi bina-konut kütüğünden ve vergi dairelerindeki işveren ve çalışanların ücret kütüklerini veri ve adres kaynağı olarak kullanıyor. İşte Türkiye’de sokağa çıkma yasağı olmadan bir sayım gerçekleştirilmesi için gerekli olan altlıklar bunlar.

İngiltere de Türkiye gibi “de facto” sistemini uyguluyor. On yılda bir soru kağıtları adreslere postalanıyor ve anketörler kapı kapı dolaşarak bunları topluyor.

gamzeg@interpro.com.tr