| Merhaba. Nüfusu bir türlü sayılamayan
güzel ülkemizin öteki Türkiyesi’nde yaşamayan insanların çoğunun
bir de ikinci bir hayatı var uzun zamandır. Dijital hayatı. Bu
insanlar günlerinin hiç de azımsanamayacak bir kısmını
Internet’te geçiriyorlar.
Geçmişinizi anmak istediğinizde; ya
eski fotoğraflarınızı karıştırırsınız, ya sararmaya yüz tutmuş
hatıra defterlerinizi okursunuz. Yeni nesilseniz video kasetleriniz
vardır. Belki eşinizin, dostunuzun, akrabalarınızın yemek sofrasında
şen-şakrak anlattıkları. Peki dijital hayatınıza kimler tanıklık
ediyor, hiç düşündünüz mü? Gönderdiğiniz e-postalar, ateşli
forum tartışmaları, misafir defterlerine yazdıklarınız. Evet,
Internet dijital hayatımıza tanıklık ediyor. Hepimizin hayatına,
insanoğlunun hayatına.
Arama motorlarından birisine gidin ve
kendi isminizi aratın. Nerelerde iz bırakmışssınız görün. Atalarımız
boşuna dememiş, “Söz uçar, yazı kalır” diye. Amacım sizi
bundan sonra yapacaklarınız için paranoyaya sürüklemek değil.
Hukuk birgün Internet için de yerine oturacak (Bir günden epey bir
sonra da bizim için). Hakkı hukuğu bir kenara bırakacak olursak (Hiç
de yabancı değiliz bu işe), Internet bizlere sorumluluk yüklüyor.
Mevlana’nın “Ne olursan ol yine gel” felsefesinde olduğu gibi,
Internet herkesin. Fakat yine atalarımızın dediği gibi “Eline,
diline, beline sahip ol” kültürünü bir kenara bırakmadan. Bugün
çalakalem tartışma listelerine gönderdiğimiz bazı e-postaların
hesabını yarın çocuklarımız, torunlarımız bizden soruyor
olabilir.
Millet olarak sürekli hafızamızın zayıflığından
yakınırız. Internet bu sorunu adeta kökten çözüyor. Sorunlarımızı
buna bağlayanları ben bugünden alternatif nedenler aramaya davet
ediyorum ama. Bunun için de çok yorulmaya gerek yok. Bir süre
Internet’e takılın sebepleri görürsünüz. Ayinesi Internet’tir
milletin, laf’a bakılmaz.
BThaber 300 sayıdır gidiyor, görüyor
ve yazıyor. Sanırım alkışı da hak ediyor. 302. sayıdaki
internext’te görüşmek üzere. Hoşçakalın. |