|
|
| Bilişim 6 yılda baş döndürdü
BThaber’in geçtiğimiz 6 yıl tanıklık ettiği Türkiye bilişim sektörü teknolojik gelişmelere paralel olarak baş döndürücü bir hızla gelişti. Kemalettin Bulamacı BThaber’in tanıklık ettiği 6 yıl bilişim sektörü ve bilişim şirketleri açısından da ilginç gelişmelere sahne oldu. Hayatımıza giren yeni teknolojiler ve yeni vizyonlar bazı yeni şirketlerin oluşmasını sağlarken, mevcut şirketlerin de değişik stratejilere bürünmesine bazen de şirketlerin yok olmasına neden oldu. 1995 yılı genelde tüm sektörlerde olduğu gibi bilişim sektöründe ilerisi için sağlam adımların atılmasına yönelik çalışmaların yapıldığı bir yıl olarak geçti. Tüm dünyada ve Türkiye’de hız kesmeden büyüyen bilişim sektörü ilk kez 1994 yılında sekteye uğradı. Yıldızı parlayan ülkemize yatırım yapmayı düşünen yabancı bilişim şirketleri ise kriz sebebiyle bu yatırım kararlarını 1995’in ikinci yarısından sonraya bırakmak zorunda kaldılar. Büyük bir ekonomik kriz atlatan ve enflasyon rakamının yüzde 150’lere tırmandığı bir ortamda yatırım yapmak istemeyen bilişim şirketleri ilk 6 ayın performansını gördükten sonra yatırım kararlarını gözden geçirmeyi düşündüler. Tabi ki bunların başında ülkemizde konuşulmaya başlanan Internet, Microsoft’un piyasaya sunduğu masaüstü işletim sistemi Windows 95 ve Intel’in Pentium işlemcisi tüm dünya ile birlikte pazarı etkileyen faktörlerin başında yer aldılar. Masaüstüne çoklu görev olanağı taşıyan, grafik arabirime sahip işletim sistemi üzerinde çalışan uygulamalar ve Pentium’un gücü daha önce aptal terminaller ile merkezi bilgisayar yapısında çalışan şirketleri dağıtık ortamlarda çalışmak için teşvik etti. Devler Türkiye’de Microsoft, Türkiye operasyonunu da bu dönemde başlattı. Şirket küresel olarak hızla yükselirken, Microsoft Türkiye yazılıma pek fazla para ödemeyi sevmeyen Türkiye’de lisanslı işletim sistemi ve yazılım satışlarını artırmaya yönelik çalışmalarda bulundu. Son dönemde KOBİ’lere yönelik kampanya ile merkez ofisinin de dikkatini çeken Microsoft Türkiye ülkemizde fiilen faaliyet göstermeye başladığından beri lisanslı yazılım ve işletim sistemlerinde büyük artış oldu. Pentium işlemciyle birlikte yıldızı parlayan Intel ise, 1997 yılında kendi ofisini kurdu. Intel’in Türkiye’ye gelmesi Türkiye’deki PC satışlarının ve pazarın büyümesini olumlu yönde etkiledi. Daha sonra Intel küresel olarak sadece işlemci üreticisi olarak anılmak istemediğini anons ederek e-iş alanına yöneldi ve bu alanda çalışmalarına hız verdi. Intel, Windows 95 ile Pentium 75 MHz işlemciyi satarken, daha sonra Pentium MMX, Pentium II, Celeron, Xeon, Pentium III ve en sonunda Pentium 4 1.5 GHz işlemciyi duyurdu. Geçen altı yılda Intel işlemci hızını 20 kat artırmış oldu. Ve dağıtıcılar Bilgisayar ürünleri dağıtıcılığı yapan Arena Bilgisayar, aynı binada faaliyet gösterdiği Karma Donanım ve Armada ile birlikte bir CHS macerası yaşadı. Dünyanın en büyük bilgisayar dağıtıcılarından CHS, Karma International ve Karma Donanım’ı 1997 yılında kendi bünyesine kattıktan sonra Armada ve Arena’yla da bir satış sözleşmesi imzaladı. CHS’in dünya borsalarında dalgalı dönemler yaşaması CHS’in sonunu getirirken Arena bu çalkantıdan kendi hisselerini CHS’in elinden alarak kurtardı. Sanki CHS vakası yaşanmamış gibi çalışmalarına devam etti. Armada, Arena gibi CHS ile yaşanan macerayı ucuz atlattı. Karma ise 1997 yılında CHS’e satıldı. CHS’in finans açıdan zorlandığında Karma çalışanları şirketin hisselerini CHS'ten satın aldı. Buna rağmen finansal zorlukları yenemeyen şirket sonunda faaliyetlerine son verdi. Veri depolama ürünleri satışı için kurulan Datagate, Karma’nın CHS macerasından sonra toparlanamaması ve temsilciliğini yürüttüğü bilgisayar parçalarınnı birçoğunun Türkiye distribütörlüğünü üstlenerek bilgisayar donanımları dağıtıcılığı konusunda sayılı oyuncular arasında yer aldı. Kutudan çözüme Daha önce pek fazla adından söz edilmeyen dış kaynak kullanımı dünyada olduğu gibi ülkemizde de yer etmeye başladı. Başta holdingler kendi bilgiişlem şirketlerini kurarak veya bünyelerindeki bilgiişlem departmanlarını şirketleştirerek kurumiçi bilgiişlem hizmetleri sunmaya başladılar. Bunun yanında bazı alanlarda profesyonelleşmiş dış kaynak kuruluşlarının da yıldızı parladı. Dış kaynak kullanımının tercih edilmeye başlanması kurumsal kullanıcıların teker teker ürün alıp bunları bütünleşik hale getiren, sistem bütünleştiriciliği, danışmanlık, dış kaynak hizmeti sağlamanın kutu satmaktan çok daha karlı bir hale gelmesine yol açtı. 1996 yılından itibaren Türkiye pazarında faaliyet gösteren Compaq, küresel Tandem ve Digital birleşmeleriyle kutu satıcılığından çözüm sağlayan bir şirket kimliğine büründü. Daha Türkiye’de marka imajını yeni oturtan şirket 1997 yılında Tandem’i satın aldı. O dönemde Info Holding tarafından Türkiye’de temsil edilen Tandem Compaq’ın işortağı haline geldi ve Compaq Türkiye’de geniş bir kullanıcı kesimine ulaştı. Onunda ardından Digital’ı satın alan Compaq yeni Compaq adıyla dünyada adını duyurdu. Digital’ın çözüm alanındaki başarısı Compaq’ı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gerçekten önemli bir katma değerli çözüm sunan bir bilişim şirketi haline getirdi. Türkiye’nin en eskilerinden: IBM Türkiye’de 62’inci yılını dolduran IBM, küresel olarak donanım pazarında önemli kan kaybetti. Bu kayıplarını telafi etmek üzere yeni stratejiler geliştirdi. En azından cirosunu artırmaya yönelik olarak e-iş stratejisine büründü. E-iş’i merkez kabul ederek tüm stratejilerini bu yönde geliştirdi. IBM e-iş stratejileri ile sanki yeniden doğdu. Bunun yanında Windows’un karşısında bir çığ gibi gelişmekte olan Linux’a destek vererek bu platformun gelişmesi için stratejik işbirlikleri yapmaya başladı. Son olarak IBM yıllardan beri kalıplaşmış markalarla satışlarını sürdürdüğü sunucu ailesini de e-Servers başlığı altında tek bir çatıda topladı. Yani IBM tüm ürün ve hizmetlerini e-işe göre yeniden yapılandırarak sanki yeninden doğdu. Doğrudan satış ve Dell Türkiye pazarına Estron bilgisayar ile bir dalış yapan Dell bu ataktan umduğunu bulamadıktan sonra 1997 yılında Sentim ile bir deneme daha yaptı. Bu denemesi gayet olumlu oldu. Kuralkan grubu bir taraftan kendi markası olan KRN Computers’ın satışını gerçekleştirirken bir taraftan da Sentim ile Dell’in kotalarını aştı. Meteksan Sistemi’in bir şirketi olan Sispa’yı da distribütör olarak atayan Dell bu başarıdan sonra Türkiye’de bir bölge ofisi açtı. Doğrudan satışın önemli oyuncularından olan Dell ABD’de olduğu gibi Türkiye pazarında da bir numaralı donanım üreticisi olmak istiyor. Internet ülkemize giriyor 1995 yılında, krizin olumsuz etkisinden kurtulmayı başaran bilişim şirketleri 1996 yılına büyüme trendini devam ettirerek girdiler. Ekonomide taşların yerli yerine oturması yabancı sermayeli bilişim şirketlerinin 1996 ve 1997 yıllarında Türkiye’ye gelmelerini ve yatırım yapmalarını sağladı. Bunun yanında ülkemizde ticari amaçla faaliyet göstermek üzere Internet Servis Sağlayıcı şirketler ortaya çıkmaya başladı. Daha önceleri sadece akademik çevreler tarafından kullanılan Internet’in ticari çeverelerce kullanılması düşüncesi Internet Servis Sağlayıcı şirketlerin 1995 yılından itibaren bir omurga olmasa ve faaliyet olanakları kurulmasa da ön hazırlık için kurum olarak ortaya çıkmalarına sebep oldu. Kilim.net, Superonline, Turk.net, Doruk.net, Dut.net ve Ispro ülkemizdeki ilk ticari Internet Servis Sağlayıcılar olarak ortaya çıktılar. Türk Telekom’un Internet omurgası için ihale açması 1996 yılında Internet Servis Sağlayıcı şirket enflasyonuna uğramamıza sebep oldu. Omurganın işlerlik kazanmasıyla ISS’ler de hizmetlerini başlattılar. O şartlarda Superonline, Turk.net, Doruk.net, Raks.net, Escort.net, Ada.net ve Prizma.net diğerlerine göre biraz daha ön plana çıkan ISS’lerdi. Öncelik olarak bireysel kullanıcıları hedefleyen bu ISS’lerden Raks.net ve Escort.net kısa zamanda havlu atarak geri planda kaldılar. Doruk.net ve Prizma.net ise kurumsal pazara yöneldi. Internet Servis Sağlayıcı enflasyonu, başta ağ şirketleri olmak üzere pekçok yabancı şirketin Türkiye pazarında faaliyet göstermesinde etkili oldu. 1996-1997 yılında 3Com, Cabletron, Cisco Systems, Baynetworks, Nortel Networks, Motorola gibi ağ bilgiişlem şirketleri Türkiye’de kendi yerel ofislerini kurmaya başladılar. Internet’in pazara ivme vermesi, ISS’lerin ve telekomun altyapı gereksinimleri 1996 yılında Türkiye’de ağ bilgiişlem pazarının yaklaşık yüzde 50’ye varan oranlarda büyümesine sebep oldu. İletişimin gücü Geçtiğimiz altı yılda bilişimin en hızlı büyüyen bölümü ise kuşkusuz iletişim oldu. İletişim dünyasının bu başdöndürücü gelişmesi iletişim şirketlerini bilişim sektöründe diğerlerinin bir adım ötesine taşıdı. Telekom olarak da adlandıracağımız bu segment GSM hizmetlerinin ülkemizde geniş bir kesime ulaşmasıyla gerçekten bilgi teknolojileri alanınıda hızlandıran bir grafik izledi. Türkiye’de ilk GSM hizmetinin başladığı 1994 yılından itibaren sürekli yatırım yapan iki GSM şirketi Telsim ve Turkcell yaptıkları altyapı yatırımları ile hem kendileri büyük oranda büyüdü hem de altyapı hizmeti sunan şirketlerin cirolarını artırdı. Ama GSM’de asıl dönüm noktası 1998 yılında meydana geldi. Her iki firma da Türk Telekom ile 25 yıllık GSM işletim sözleşmesi imzaladılar. Daha önce Türk Telekom’a bağlı olan şirketler bu anlaşma ile kendi altyapı yatırımlarını yapma şansını elde ettiler. Talebin de artmasıyla GSM kullanıcı arttı ve bu alanda yapılan yatırımlar, sunulan hizmetler çeşitlendi. Özellikle 1996 ve 1997 yıllarında telekom alanındaki muhteşem çıkış Cisco, Motorola, 3Com gibi iletişim şirketlerinin Türkiye’ye yatırımlarını artırdı. Telekom altyapısı konusunda faaliyet gösteren bilgi teknolojileri şirketleri Alcatel, Netaş, Ericsson, Siemens, Motorola ve Lucent sundukları hizmetlerle sürekli bir büyüme trendi içerisine girdiler. 1996 yılında Türiye pazarına şöyle bir görünüp daha sonra aniden geri çekilme kararı alan 3Com 1999 yılında tekrar Türkiye ofisini açtı. Bünyesine bu dönemde bünyesine US Robotics’i de katan 3Com daha önce ağırlıklı olarak odaklandığı kurumsal pazar perspektifini biraz genişleterek kanallara da yöneldi. 3Com’dan daha önce Türkiye pazarına giren Cisco telekom altyapısı, ISS hizmetleri ve ses, video ve veri entegrasyonu alanlarına kanalize oldu. İletişim alanındaki küresel yaklaşımların sonucu olarak “Quality of Service” yani hizmet kalitesi olarak adlandırılan ses, video ve verinin aynı iletişim hatları üzerinden akması kullanıcıların bu alanda yatırımlar yapmalarına sebep oldu. İletişim şirketlerinin çoğu bu alana da odaklanarak bu tip hizmetler aracılığıyla cirolarında önemli artışlar kaydettiler. Bu yaklaşım sistem bütünleştirici ve hizmet sağlayacısı olarak faaliyet gösteren şirketlerin de büyümelerini sağladı. Çeşitli iletişim hizmetleri GSM’in Türkiye’ye damgasını vurduğu son bir yılda WAP gibi yeni mobil teknolojiler ve bu alanda yatırım yapan şirketler, WAP konusunda altyapı hizmeti sunanlar da gerçekten önemli gelişmelere sahne oldular. GSM’in dışında kablo TV hattı üzerinden Internet hizmetinin verilmesi kablo TV şirketlerini de bilişim dünyasında önemli oyuncular arasına koydu. Kablo TV yayında sayısal televizyon yayınlarının başlaması Digiturk ve StartDigital isimli şirketlerin sayısal TV’ler üzerinden değişik hizmetler sunmalarını, aynı TV üzerinden Internet erişimi gibi teknolojileri Türkiye’nin gündemine taşıdı Y2K’ya hazırlık ve ERP dönemi 2000 yılı sorununu aşmaya yönelik çalışmalar
1998 yılından itibaren ERP (Kurumsal Kaynak Planlaması) yazılımlarının
satışı ve kurulumuna hız verdi. Bilgi sistemleri altyapısını 2000
yılı ile uyumlu hale getirmek isteyen kurumsal kullanıcıların bir
taşla iki kuş vurma hedefleri yani hem 2000 sorununu çözmek hem de
sistemlerini yenilemek ve birbirleriyle bütünleşik hale getirmek
istemeleri ERP’nin parlamasını sağladı. SAP, Türkiye’de bu dönemde
yıldızını parlatan şirket olarak dikkat çekti. J.D. Edwards Türkiye
pazarına distribütör aracılığıyla girme kararı alırken kendisi
bu pazarda fiilen olmak isteyen Baan Türkiye pazarına hızlı bir şekilde
girdi birkaç ürün satışı yaptı ve dünyadaki kötü gidişin bir
sonucu olarak Türkiye operasyonunu sonlandırmak zorunda kaldı. Bu dönemde yıldızı parlayan başka bir kavram da CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) oldu. Müşterileri daha iyi tanımak, karsız müşterileri karlı hale getirmek gibi talepler müşteri ilişkileri yönetimi ve veriambarlarını yükselen değerler arasına koyuverdi. Tabii bu kavramdan önce bu işini altyapısını sağlamaya yönelik teknolojilerden birisi olan veriambarı da günün en cazip konuları arasındaydı. Oracle, bu ihtiyaçlar doğrultusunda ağırlık olarak uygulama hizmetleri bölümüyle pazara ağırlığını koydu. Veriambarı, müşteri hizmetleri gibi uygulamalarla kullanıcılarına çözümler üretmeye başladı. Bir taraftan da veritabanı alanındaki liderliğini pekiştirmeye çalıştı. NCR ise donanım işinden çekilerek özellikle veriambarı, POS uygulamaları ve bankacılık çözümleriyle ön plana çıkan bir şirket oldu. NCR, Türkiye’nin ilk veriambarı projelerini başlattı. .com fırtınası, risk sermayesi ve borsa yılı 2000 yılında bilişim sektörü şirketlerindeki en belirgin özellik yerli veya yabancı sermaye arayışı oldu. NetOne, Veritek gibi şirketler yurtdışından risk yatırımcıları bulurken Escort, LBS, Arena, Link, Turkcell gibi bilişim şirketleri borsada halka açıldılar. Son dönemde bankalar krizi olarak adlandırılan mali piyasalarda yaşanan olumsuzluklar dışında bilişim şirketlerinin borsada yıldızı parladı. Türkiye’de faaliyet gösteren ilk ISS’ler arasında yer alan NetOne Safron isimli bir yatırım şirketine hisselerinin bir bölümünü devrederek kendisine büyümek için fon yarattı. Bunun dışında 2000 yılı tam bir .com fırtınası şeklinde geçti. Türkiye’nin en iddialı ISS’lerinden e-kolay.net ve ixir faaliyetlerine başladı. Halen faaliyet gösteren holding şirketleri Superonline, İhlas.net ve Vestelnet dışında 999 yılında Turk.net’in Sabancı Holding bünyesine katılması, Rumeli Holding’in Webbee Internet erişim paketi ile ortaya çıkması ve 2000 yılında Avrupa ve Amerika Holding’in de anet’i satın alması Turkiye Internet pazarını tam bir holdingler pazarına dönüştürdü. Bunun dışında e-ticaret, e-pazaryeri ve e-iş tüm dünyada olduğu gibi yükselen trendi ile hayatımıza girdi. E-iş konusunda çözüm sunmaya başlayan şirketler bu hizmetlerini ön plana çıkararak 2000 yılında anormal bir talep olan bu alanda çözümlerini kullanıcılara sağladılar. Radikal değişiklikler Bilişim şirketleri arasında radikal değişikler yaşayan belli başlı şirketler var. Bunların başında ise Vestel Şirketler Grubu, Siemens Türkiye ve KoçSistem geliyor. Zorlu Holding iştiraklerinden Vestel Şirketler Grubu , bilgi teknolojileri ve bilişim alanında sahip olduğu şirketlerle son altı yıllık dönem içerisinde değişik yatırımlar yapan, ilklere damgasını vuran yerli sermayeli bir bilişim grubu olarak dikkat çekti. Vestel grubu ürettiği Asteo marka PC’leri fabrika ortamına taşıyan ilk şirket olarak dikkat çekti. Bunun yanında geleceğin bilgi cihazları konusunda olacağı düşünen grup bilgi cihazları adı altında yeni bir oluşuma giderek avuçiçi bilgisayar üretimi konusunda adım attı. Diğer bir atılım ise Internet TV olarak adlandırılan ürünün öncelikle Avrupa pazarına daha sonra da Funkey adıyla Türkiye pazarına sunulması oldu. Siemens, Siemens/Nixdorf ve Simko olarak faaliyet gösterdikten sonra Siemens/Nixdorf’tan ayrı birim olarak Siemens Business Services adıyla ayrı bir şirket profesyonel hizmetler sunmaya başladı. Fujitsu ile yapılan ortaklık sonucunda 1999 yılında Fujitsu-Siemens adında yeni bir şirket kuruldu ve notebook’tan sunucuya kadar geniş yelpazede donanım ürünleri satmaya başladı. Daha sonra bankacılık hizmetleri sunan bölüm Wincor Nixdorf adını alarak Siemens’ten ayrıldı. Siemens telekom pazarındak gelişmelerde de önemli roller üstlenerek bu alanda da Türkiye’de önemli bir yere sahip oldu. Türkiye’nin en eski bilişim şirketlerin olan KoçSistem (eski adıyla KoçUnisys), ismini kullandığı ve işbirliği yürüttüğü Unisys’in sunduğu çözümler kendisine yeterli gelmeyince Sun’ın distribütörlüğünü de üstlendi. Bu durumda ismindeki Unisys ibaresini de kaldırarak Sistem’le değiştirdi. KoçSistem tamamen sistem bütünleştirici ve anahtar teslimi gibi projelere yönelik olarak geniş ürün portföyü ile çalışmalar yürütmeye başladı. |
|