|
|
| TÜBİTAK teknoloji öngörüsü için
kolları sıvadı
Son BTYK toplantısı ile çok önemli kararlar alan TÜBİTAK önümüzdeki 20 yıl için kestirimlerde bulunacak. Gamze GÖKER Geçtiğimiz günlerde 6’ıncı toplantısını yapan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Türkiye’nin bilim ve teknoloji politikaları açısından çok önemli ve hatta tarihi yedi karar aldı. Bu kararların ilki olan Türkiye Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları Stratejisi 2003-2023 Dokümanı’nın hazırlanması için 5 proje yürütülmesi kararlaştırıldı. Dünyadaki bilim ve teknoloji paradigmalarının değişimine ayak uyduran Türkiye bilim ve teknoloji politikalarının belirlenmesi için seçilen forecast (tahmin) yöntemini bırakıp foresight (öngörü) yöntemine yöneldi. Buna göre 10 ile 30 yıl arasını kapsayan bir dönem için çeşitli kestirimlerde bulunulacak. Bilimsel yöntemlere dayandırılarak yapılan kestirimler ve hazırlanan senaryolar bilim ve teknoloji konusunda geleceğe dönük planlar yapmak için kullanılıyor. Teknoloji öngörüsü, teknoloji transferi, yenilik mekanizması, araştırıcılar envanteri, kamu araştırma sistemi başlıklarını içeren Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları Stratejisi 2003-2023 Dokümanı’nın hazırlanması için şu projelerin yürütülmesi öngörülüyor:
TÜBİTAK, TTGV, DPT, DİE, TÜBA, KOSGEB, DTM, TPE, Hazine Müsteşarlığı, YÖK, MEB, Dışişleri, Tarım ve Köyişleri ve Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek projelerin tümünde koordinatörlüğü TÜBİTAK üstlenecek. Projelerin finans kaynağını ise Maliye Bakanlığı, DPT, DTM ve Hazine Müsteşarlığı oluşturacak. Öngörü (foresight) kavramını “Bilim, teknoloji, ekonomi, çevre ve toplumun gelişme dinamikleri ve jenerik teknolojilerin ortaya çıkışlarını görmek, ekonomi, çevre ve toplum alanlarında en büyük yarar sağlayacak stratejik araştırma konularını ve jenerik teknolojileri saptamak amacıyla yapılan uzun vadeli sistematik çalışmalar” şeklinde tanımlayan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak, çok hızlı değişen dünya ve özellikle ekonomi koşullarında eskiden olduğu gibi forecast(tahmin) yapmakla kalınırsa yatırım yapılan birçok alanda başarısız olunabileceğini belirtti. Türkiye için Güney Kore modeli Gayri safi milli hasıla ve diğer gelişkinlik ölçekleri bazında birbirine çok benzeyen Türkiye-Güney Kore karşılaştırmasının yol gösterici olduğuna dikkat çeken TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak, sözlerine şöyle devam etti: “ 1960’lı yıllarda onlar teknoloji, biz ise mal ve hizmet üretmeye yönelik politikalar benimsemişiz. Biz teknolojiyi de içeren mal ve hizmet pazarlarken ve çoğu zaman teknolojiyi transfer ederken zaten gelişmiş ülkelere onların yaptığı Ar-Ge fiyatını yüksek fiyatlarla ödüyoruz. Onlar da teknoloji transferi yaptılar ama bunları özümseme, daha yenisini geliştirme ve teknolojilerini satarak piyasadan pay alma düzeyine geldiler. 1960’larda yapılan yanlış seçimin bizi bugün getirdiği nokta ortada. Teknolojik öngörü o nedenle çok önemli.” Uzaktan eğitim için bütçe artışı Türkiye gibi üniversite çağında olan öğrencilerinden yalnızca yüzde 20’sine bu hizmeti veren bir ülke için uzaktan eğitimin çok önemli bir fırsat olduğuna da değinen TÜBİTAK Başkanı Pak, alınan yedi karardan birinin de ULAKNET’in bütçesinin 3.2 milyon dolardan 18 milyon dolara çıkarılması olduğunu söyledi. 6’ıncı çerçeve programına katılma kararı alındığını da hatırlatan Pak, 200 milyar dolarlık GSMH’ye sahip Türkiye’nin katılım için ödemesi gereken rakamın beş yıl için yaklaşık 350 milyon Euro olduğunu ancak Helsinki Zirvesi ve arkasından Katılım Ortaklığı Belgesi ile ortaya çıkan yeni durum sayesinde birtakım indirimlerden yararlanabileceğimizi bildirdi. Beş yıllık 115 milyon Euro’ya düşen katılım ücreti için yıllık ödenmesi gereken rakam ise yaklaşık 25 milyon Euro. Türkiye’de Ar-Ge faaliyetleri için ulusal bütçeden her yıl bütçelendirilen miktarın dışında sürekli ve kararlı bir gelir kaynağı bulma çabalarının TÜBİTAK’ta beş-altı yıldır sürdüğünü belirten Pak, yedinci kararla kamu alımları tutarının yüzde 1’lik bölümünün Ar-Ge’ye ayrılmasına karar verilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. |
|