Lutfen Tiklayin

Krize aşılıyız

Türkiye daha önceki yıllarda olduğu gibi son 6 yılını da krizlerle geçirdi. Ekonomik kriz ve siyasi krizler Türkiye’den uzak durmadı. Bu süre içerisinde Türkiye 3 kriz ve iki deprem felaketi yaşadı. Çok sayıda siyasi kriz ile karşı karşıya geldi. İki genel ve bir yerel seçim yaşadı. 7 ayrı hükümet bu dönemde ülkeyi yönetti. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen bilişim sektörü büyümesini sürdürdü.

Güneş Kazdağlı

Dünya ülkelerine baktığımızda ise krizlerin bu ülkeleri ne kadar derinden etkilediğini görüyoruz. Geçmiş bu konudaki örnek olaylarla dolu. 1990’lı yıllarda Körfez Krizi, 1998’te yaşanan Uzakdoğu krizi ardından gelen hemen her krizde dünya temelinden sarsıldı. Bu krizlerin bedeli bir nebze olsun Türkiye’de de yaşandı yaşanmasına ama krize karşı aşılı olan yurdumuz tüm bu badirelerden sıyrılmasını bildi. Özellikle ülkemizin geleceğini etkileyecek sektörlerden biri olan bilişim sektörü, ülke ekonomisi küçülürken bile büyümeye devam etti. Nice krizden çıkmış olan bilişim sektörünün 2001 yılını da yüz akıyla geçireceğinden eminiz.

Bütün bu istikrarsızlığa rağmen sektör, krizler ve felaketler karşısında kendini korumasını da bildi. 6 yıllık süreçte kilometre taşı niteliğini taşıyan ilk kriz 1994 yılında gerçekleşti. 94 Nisan’ında başlayan kriz bir devalüasyonla sonuçlandı. 5 Nisan 1994’te alınan kararların hemen ertesinde 15 bin 232 lira olan dolar 7 Nisan 1994’te 40 bin 53 liraya çıktı. Dövizdeki bu ani ve beklenmedik yükseliş en çok ithalata bağımlı olan bilişim sektörünü etkiledi. Sektör bir süre kendini toparlayamadı. Ardından uygulanan 5 Nisan istikrar programı ile genel olarak ekonomi bir durgunluğa girdi. O dönem krizden en çok etkilenen sektörler arasında bilişim sektörü geliyordu. Hem ithalat çok pahalanmıştı hem de istikrar politikaları nedeniyle kamu alımlarını iyice kısmıştı. Özel sektör ise yatırım yapmayı bir süre ertelemek durumunda kalmıştı.

94 krizinden sonra sektör kendini toparlamaya başladı. Ancak sektör 1995’te kendini toparlayıp, 96 yılında atağa geçtiği bir dönemde ülke ciddi bir siyasi krizin içine sürüklendi. Ülke laikler ve şeriatçılar diye ikiye bölündü. Susurluk kazası ile birlikte yaşanan bu süreçte “Aydınlık için bir dakika karanlık” kampanyaları yürütüldü ve milyonlar sokaklarda yürüdü. Ülkenin sosyal çatışmaya doğru gittiği bu süreçte 1997 yılının 28 Şubat’ında MGK, gidişe dur diyen o ünlü kararlarını aldı. Tarihe 28 Şubat süreci olarak geçen bu dönem kimilerince post modern darbe olarak tanımlandı. Ancak sektör 1997 yılında da büyümesini sürdürdü. (Yıllara göre sektörde yaşanan gelişmeleri yine bu sayfada yer alan “Dalgalı denizi seven bir sektör: Bilişim” başlıklı haberimizden okuyabilirsiniz)

Ülke bu badireyi atlattığı bir sırada 1998 yılında bu defa Rusya’da yaşanan kriz Türkiye’yi vurdu. 1997 yılında uzak Asya’da başlayan krizin de etkisiyle Rusya 98’in ortasında çok ciddi bir mali krizin içine girdi. Krizin sonucunda 6 hafta içinde Türkiye’den 6 milyar dolar yabancı para dışarıya kaçtı. Faizler yeniden fırladı. Borsa tam bir çöküş yaşadı. Türkiye’nin Rusya’ya olan ihracatı durduğu için reel ekonomi de krizden çok ciddi boyutta etkilendi. 1998 yılının sonundan itibaren Türkiye ekonomisi yeniden bir küçülme dönemine girdi.

Aynı yıl yaşanan siyasi kriz, mafya-işadamı-politikacı ittifakı sonucu ortaya çıkan büyük yolsuzluk operasyonlarından sonra Türkiye 1999 yılında kendini toparlamaya başladı. 99’un hemen başında Türkiye’yi yıllardır uğraştıran Güney Doğu sorununda önemli bir adım atıldı ve Abdullah Öcalan yakalandı. Terör büyük oranda kontrol altına alındı. 99 Nisan'ında gerçekleşen seçimlerden sonra ülke yeni bir istikrarı yakaladı. Oluşturulan koalisyon hükümeti ile yeni bir dönem başladı ve ekonomi yeniden ivme kazandı. Ancak 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999’da yaşanan deprem felaketleri ile Türkiye yeniden sarsıldı. Deprem özellikle Türkiye’nin ekonomi merkezi olan İstanbul’u ve Marmara Bölgesi’ni etkiledi.

Türkiye bütün imkanlarını seferber ederek depremin yaralarını sarmaya başladı. Bu dönemde Türkiye’nin önünü açan en önemli gelişme GSM 1800 ihalesinin gerçekleşmesiydi. İşbankası’nın İtalyanlarla birlikte girdiği lisans ihalesinde KDV dahil 3 milyar doların üzerinde teklif vermesi ekonomide bir milad olarak kabul edildi. Herkes gelecekten güvenle söz etmeye başladı. Bu dönemde Türkiye’de özelleştirmeler hızlandı ve bilişim sektörü büyük atılımlara başladı. Turkcell yurtdışında ve İMKB’de aynı anda borsaya açıldı. Türkiye’de ilk defa bilişim sektörünü oluşturan şirketler borsaya girmeye başladı. Yeni Ekonomi olarak adlandırılan nokta com şirketleri arka arkaya kurulmaya başladı. Artık herkes yeni ekonomiden söz etmeye ve teknoloji şirketi kurmaya ve değer yaratma üzerine çalışmaya başladı. Büyük holdingler kendi bünyelerinde teknoloji grupları oluşturdular.

Bütün göstergeler iyi yönde ilerlerken 2000 yılının son çeyreğinde herşey birden bire değişti. Türkiye önce banka skandallarıyla karşı karşıya kaldı. Bir çok bankaya devlet el koymak zorunda kaldı. Ardından mali kriz yaşandı. Önce önemsenmedi ama krizin boyutları kısa sürede tüm ekonominin ateşini yukarıya fırlattı. Herkes alarma geçti. Faizler fırladı. Gecelik repo faizi yüzde binlerin üzerine çıktı. Dövizi yerinde tutabilmek için Merkez Bankası elindeki rezervleri piyasaya sürdü. Bütün bu gelişmeler sonucunda döviz rezervleri 3 hafta içinde 7 milyar dolar azaldı. Yabancı sermaye Türkiye’den hızla uzaklaştı.

İşte böylece Türkiye 2000’i uğurlarken yeni ve henüz hasarı tam tespit edilemeyen bir mali kriz ile karşı karşıya kaldı. Ancak IMF’nin devreye girmesi ile istikrar programından şimdilik sapılmadı. Ama asıl önemlisi Türkiye’nin bu mali krizden çıkışının yolu yine bilişim sektörü olarak görüldü. Telekomun özelleştirilmesi gündeme geldi.

BThaber 300’üncü sayı ile okuruna merhaba derken, Türkiye bilişim sektörünün öncülüğünde yeni bir krizinden çıkmanın yollarını arıyor. Bilişim sektörü ise zaten aşılı olduğu krizlerinden birini daha atlatacaktır.

gunesk@interpro.com.tr