Lutfen Tiklayin

Merhaba

Bilirim, “Mektubuma başlamadan önce...” diye başlayan mektupları hiç sevmezsin ve mektuptan önce zaten her şeyin başladığını söylersin. Haklısın aslında. Şimdilerde hepimiz için bir çok olayın iyi ya da kötü başladığı bir yılı geride bırakma hazırlığı içindeyiz. Burada herkesi bu telaş aldı. Bu telaşın yanısıra işten çıkarmalar gibi daha keyifsiz gelişmeler de var. Örneğin İxir’den 110 çalışanın işine son verildi. Hem de söylenenlere göre çok tatsız bir şekilde. Bu konuda anlatılanlar şöyle; “Geçtiğimiz günlerde bir akşam üstü sistemde yapılacak bakım onarım çalışmaları nedeniyle çalışanlardan bilgisayarları kapatmalar istendi. Kapatmayanlar, güvenlik görevlilerinin uyarılarıyla buna zorlandı. Böylece çalışanların kendi bilgisayarlarındaki kişisel bilgileri ve kendilerine ait dosyaları yedeklemeleri engellendi. Ardından, 110 çalışan birer birer insan kaynakları ofisine çağrılıp 7'şer günlük ücretleri ödenerek işten çıkarıldı. Bu insanların 4’de 3’ü, sigortasız olarak çalıştırılıyordu ve "telifli" olarak adlandırıldıkları için sosyal hakları da yoktu.” Ayrıca bankalarda ve diğer Internet servis sağlayıcı şirketlerde de işten çıkarmaların başladığı ve devam edeceği de söyleniyor.

Türkiye ekonomik kirizin bitmisini beklerken, Amerika’da da seçim kirizi bildiğin gibi Bush lehine sonuçlandı. Buna herhalde en çok Microsoft’çular sevinmiştir. Neden dediğini duyar gibiyim. Eski bir haberi hatırlıyorum. Geçtiğimiz Nisan ayında Microsoft aleyhine açılan davayı kaybetmiş ve temyiz mahkemesine başvuracağını açıklamıştı. Tartışmalar sürerken Microsoft Türkiye’nin o dönem genel müdürü olan Süreyya Ciliv’den ilginç bir yorum gelmişti. Kararın etkenlerinden biri olarak Clinton Hükümetini gösteren Ciliv, seçim hazırlıklarına atıfta bulunmuştu ve şöyle demişti: “Adaylardan Bush seçilirse bu davanın kapanma olasılığı yüksek”. Bakalım bu son gelişmeden Microsoft nasıl etkilenecek, merakla bekliyorum.

Geçenlerde çok ilginç bir şey proje duydum. Netbul İran’lı kadınlar için bir site hazırlıyormuş. Bugüne kadar İran’da Internet’e karşı bir tavır seziliyordu. Tüm bu söylentilere karşı böyle bir girişim İran’da da Internet meraklılarınının oldukça fazla olduğuna işaret ediyor. Site kurulursa adresini hemen yollarım sana hiç merak etme.

İstanbul’da Bilişim şirketlerini ister istemez koca koca plazalara doluşuyorlar. Ankara’da ise bilişim şirketlerinin öncülüğünde bir plaza yapılmış. Plaza’da bildiğim kadırıyla 7 bilişim şirketi var. Bilişim plazası fikrini bina haline dönüştüren mütahitin ise bilişimcilerle arası çok iyi. Mütahitin özellikle Bilişim şirketleri için çalıştığı bugüne kadar Compaq, SGI gibi şirketlerin de inşaatını da yaptığı söyleniyor.

Bu hafta bir arkadaşım bana bir e-mail yolladı. O kadar hoşuma gitti ki seninle paylaşmak istiyorum; Biliyor musun, eski İspanyol haritacıların sevgilileri, harita çizilirken “Benim için de bir ada çiz” derlermiş. İspanyol haritacısı da sevgilisi için gerçekte olmayan bir ada çizermiş. Kristof Kolomb bir deniz seferinde, haritadan anlayan bir İspanyol’a gemide suların azaldığını, haritada görülen adacıkta içme suyu bulunup bulunmadığını sorunca İspanyol gülümsemiş; “Efendim, o adanın varolduğunu sanmıyorum. Onu çizen haritacı sevgilisine çizmiştir” demiş ve gerçek ortaya çıkmış.

Yazının sonunda ise şunlar yazıyordu: “Çizecek haritası olmayanlar ne yapsın? Bütün bunlar sembol değil mi? Haftalardır görmediğimiz bir dosta kart göndermek aklımızdan bile geçmiyor. Aynı kentteyiz, nasıl olsa yakınız diye düşünüyoruz. Oysa değiliz. İnsan insanı kaybediyor. Ve bulamıyor. Aynı kentte de olsa. Sonra da soruyoruz; Neyim var, eksiklik ne? Eksilen insan. Oysa herkesin bir adası olabilir. Denizler öyle büyük ki. Duyguları unutuyoruz. Düşünceleri, sevgileri, sözleri, dokunuşları, davranışları, dostluğu unutuyoruz. Vermeyi unutuyoruz. Kendimizi beklemeye alıştırıyoruz. Sonra da neyi beklediğimizi unutuyoruz. Eksiliyoruz. Neden eksildiğimizi bilmeden”

Haftaya görüşmek üzere...