|
|
||
| Mobilius Çağı
Biraz sonra okuyacaklarınız ne Isaac Asimov’un bilim-kurgu hikayelerinden biridir, ne de yakında çevrilecek en son James Bond filminden alınmadır. Anlatacaklarımızın günümüzde yaşayan insanlar ve mekanlarla benzerliği olup, hepsi yakın gelecekteki hayatımızın içinden alınmıştır. Cem KIVIRCIK
Kahvaltıdan hemen sonra, otomobilinize binmek üzere dışarı çıktınız. Motor sıcacıktı, kalorifer mobiliusunuzdan “Beş dakika içinde çıkıyorum” mesajını alınca, çoktan devreye girmiş, ortamı idealiniz olan 25 dereceye getirmişti. Hatta koltuk bile sizin boyunuza göre ayarlanmıştı. Ne de olsa otomobili akşam eşiniz kullanmıştı. Kapı, mobiliusunuza girmiş olduğunuz şifre ile açıldı. Tıpkı ev ve ofisinizin kapısında olduğu gibi. Ofisinize geldiğinizde yazıcıdan çıkmış sizi bekleyen fotoğrafı görerek gülümsediniz. Tam o sırada mobiliusunuz alarm verdi. Mesaj buzdolabınızdan geliyordu. Sütünüz bitmişti çünkü. Anlaşılan küçük süt canavarı kızınız çoktan kalkmış, buzdolabını tarumar etmişti. Mesajla birlikte sütün hangi dükkanlarda, kaça satıldığını da belirten bir ek gelmişti. A şirketi süt ürünlerinde büyük indirim yapmıştı. Birkaç tuşla hemen ısmarladınız. Süt canavarının öğlen sütsüz kalması düşünülemezdi çünkü. Yukarıdaki giden bu hikaye böyle sürüp gider. Üstelik bu anlattıklarımız bu teknolojinin üstesinden geleceklerinin yalnızca binde biri... 2001’den itibaren 2002’ye kadar birçoğumuzun cebinde mobiliuslar olacak. Daha geçtiğimiz günlerde Japonya’da bir pop konseri bugün cep telefonu denilen, yarının mobiliuslarının atası olan bir cihazdan canlı olarak rahatlıkla izlendi. Pazara bakıldığında elektronik dünyasındaki tüm üreticilerin harıl harıl birbirleriyle ve insanlarla kablo bağlantısı olmadan iletişim yeteneğine sahip cihazlar üretme yolunda çalışmalarını sürdürdüklerini görüyoruz. IP sistemi son derece hayati bir önem taşıyor. Adeta iletişim teknolojileri, mobilius kullanıcıları ve son kullanıcı uygulamaları arasında bir zamk görevi yapan IP, iletişimin belkemiği. Araştırmalara göre 2000 yılı içerisinde mobil telefon kullanıcılarının sayısı 420 milyon civarında. Bu rakamın 2001’de 510, 2002’de ise 700 milyon civarına gelmesi bekleniyor. 3G (3. nesil)’ye geçiş için beklentiler hayli ümitli. Bu nedenle altyapı için yatırımlar tüm dünyada bütün hızıyla sürüyor. Türkiye’nin ilk iki GSM operatörü Turkcell, Ericsson’a, Telsim de Siemens/Motorola’ya 3G altyapısını hazırlatmak konusunda adımlar attı. Ancak öbür GSM operatörlerinin operasyonlarıyla ilgili herhangi bir bilgi yok. Mobil çokluortam uygulamaları konusunda endüstri standardı oluşturacak çalışmalar yapan Japon şirketi NTT (Nippon Telegraph and Telephone) DoCoMo, - Japonca’da “herhangi bir yer” anlamına geliyor - şu anda sistem testlerini W-CDMA teknolojisi üzerinde gerçekleştiriyor. Şirket tarafından 21. yüzyılın teknolojisi olarak tanımlanan IMT-2000’le küresel, sınırları olmayan bir iletişim sistemine kavuşmak mümkün olacak. Ses, resim ve video iletişimi son derece hızlı ve yüksek kaliteli bir yapıya kavuşacak. Bu arada Şubat ayında GPRS i-mode hizmetini devreye sokan şirketin şimdiden yaklaşık 20 milyon abonesi var. Aslında 3. neslin birçok standardı kapsaması akılları bir hayli karıştırıyor. Bu nedenle genellikle kısaltma olarak geçen bir takım teknolojik kavramlar konusunda bir açıklık getirmekte yarar var. Avrupa, Asya, Japonya, Çin ve Asya’nın geri kalan kısmında aşağı yukarı 1500 operatörün birleştiği teknoloji: UMTS (Universal Mobile Telecommunications System). Herkesin ümidi bugünkü GSM’in (Global System for Mobile) ayak izlerini UMTS’in rahatlıkla izleyebileceği yolunda. Mayıs ayında İstanbul’da yapılan toplantıda ITU (International Telecommunication Union) beş değişik 3. nesil dünya standardını değerlendirme fırsatı buldu. ITU Genel Sekreteri Yoshio Utsumi, bu değerlendirmeyi tüm endüstrinin 10 yıllık bilgi birikimi ve tecrübesinin bir sonucu olarak izah etti. Nokia’nın 3. nesil pazarlama uzmanı Joe Barrett, tüm operatörlerin arabirimlerini açık tutmaları gerektiğini iddia ediyor. Bu arada EDGE’ten (Enhanced Data for GSM Evolution) de söz etmek gerek. Daha ucuz bir çözüm olduğu için GSM alt yapısına sahip olan bazı operatörlerin EDGE’e yönelecekleri iddiası var. Ancak UMTS ve EDGE’in ortak bir yapı içerisinde işbirliği yapacaklarını düşünenlerin de hakkını yemeyelim. Değerlendirmelere göre EDGE’in veri transfer oranı 384 kbps. Teknolojik gelişim pazarın büyümesiyle de doğru orantılı. Yankee Araştırma Grubu’nun yaptığı araştırmaya göre, 2005 yılında Amerika’da kullanılacak mobilius sayısı 60 milyon civarında olacak. Tabii kullanıcıların çoğalması mobile business, yani m-business yapmayı düşünenlerin iştahını kabartıyor. Bizim size tavsiyemiz cebinizde bir mobiliusa şimdiden yer ayırın zaman, mekan sınırsızlığında küresel yaşama merhaba deyin. 3. nesil sistemlere nasıl gelindi? Birinci nesil sistemler analogdu ve yalnızca ses transferi yapabiliyordu. AMPS, NMT, TACS vs. Gibi sistemler birinci nesil sistemlerdi. İkinci nesil sistemler sayısal olup hem ses, hem veri hem de faks transferi yeteneğine sahip. Şu anda bile gelişimini sürdüren ikinci nesil sistemler, HSCSD (High Speed Circuit Switch Data) ve GPRS (General Packet Radio Service) gibi yeni teknolojiler sunmaya devam ediyorlar. İkinci nesil sistemlerin içinde GSM, US-TDMA (IS-136), cdmaOne (IS-95) ve PDC’yi sayabiliriz. 3. nesil mobil iletişim sistemleri planlanan programa göre, 2001-2002 yılları arasında Avrupa ve Japonya’da devreye girecek. 3GPP altında standartlaştırılmaya giden yapısıyla 3. nesil çokluortam özelliklerine de sahip. Ancak şu üç standart da hala gündemde: WCDMA-DS, MC-CDMA ve UTRA TDD. Japonya ve Avrupa WCDMA-DS sistemini kullanmayı planlıyor. Mobilius: Biz dedik oldu! Çok yakında ceplerimizde yerini alacak 3. nesil cihazlarıyla ilgili altyapı sistemleri kurulup büyük telefon üreticileri tarafından konsept cihazlar fuarlarda sergilenirken, önemli bir boşluğu fark ettik. Bu cihazları tek bir şemsiye altında toplayan bir isim yoktu. BThaber’in istihbarat toplantılarından birinde kısa bir beyin fırtınası sonucu bu isim üzerinde fikir birliği sağladık: Mobilius. Mobil’in kökeni bugün birçok dilin altyapısını oluşturan Latince’den geliyor ve “hareket halinde olmak” anlamına geliyor. Zaten cep telefonları da dahil olmak üzere bir çok taşınabilir, seyyar cihaz mobil olarak tanımlanıyor. Gelelim “IUS” ekine... Biz bunun açılımını “Intelligent Universal Set” olarak yapıyoruz. Yani “Akıllı Evrensel Set”. Bundan sonra bu cihazların adına mobilius, bu sistem için sunulan hizmetlere de mobilius hizmetleri diyoruz. Biz dedik oldu... mu acaba?.. |
|