Lutfen Tiklayin

TT’de kör düğüm

Hükümet’in “Bankalar Krizi”nden çıkış için aldığı Türk Telekom’un özelleştirilmesi kararı sektörü hem sevindirdi hem de herkesin kafası karıştı. Şimdi sektör Türk Telekom’un nasıl özelleştirileceğini konuşuyor. Gazetemiz yayına hazırlandığı tarihte TT’nin satışına ilişkin kararnameyi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer henüz imzalamamıştı. Kararnameyi yaklaşık bir haftadır inceleyen ve Ulaştırma Bakanı, TT Genel Müdürü ile görüşen Sezer’in ilk itirazı kararnamenin bozuk Türkçesine ve maddelerin hukuksal açıdan net bir şekilde ifade edilmemesine oldu. Öncelikle bunların düzeltilmesini isteyen Cumhurbaşkanı Sezer özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova ile de görüştü.

Güneş Kazdağlı

Bu arada sektörde tartışılan en önemli konuyu, şirketin değerinin ne olacağı ile stratejik ortak kavramının tam olarak ne anlama geldiği ve Telekom’un elinde bulunan GSM için nasıl bir politika izleneceği oluşturuyor. Sektörün üzerinde birleştiği konuların başında ise özelleştirmede çok geç kalındığı.

Hükümet IMF’in de baskısıyla Türk Telekom’un yüzde 33.5’inin özelleştirilmesi kararnamesini bir günde çıkardı ve 15 Aralık tarihine kadar şartnamenin oluşturulmasını kararlaştırdı. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz ve Türk Telekom bürokratlarının zorlukla ikna edildiği kararnamenin en önemli özelliği stratejik ortağa yönetimin devrediliyor olması. Ancak Türk hukuk mevzuatı azınlık hisselerine sahip olanlara yönetim hakkının verilmesini engelliyor. Kararname ile bu engelin ikili bir yönetim yapısı öngörülerek aşılmaya çalışıldığı görülüyor. Buna göre Yönetim Kurulu’nda çoğunluk TT’ye bırakılıyor ama buna karşılık İcra Kurulu oluşturularak bu kurulda stratejik ortağa çoğunluk veriliyor. Yönetim Kurulu kendi isteği ile yetkilerini icra kuruluna devrederek hukuk engeli aşılıyor. Kararnamenin en kritik kararı da Genel Müdür ve 2 yardımcısının yabancı ortak tarafından atanacak olması. Kararname stratejik ortak konusunda teknoloji şirketi olma zorunluluğunu da kaldırıyor.

BThaber, TT’nin özelleştirilme kararından sonra sektörün nabzını tuttu. Başta TT bürokratları olmak üzere çok kişinin kafasının karışık olduğunu gördü. Tespit ettiğimiz ve kafaları karıştıran konular şunlar;

1. TT’nin ihalesinde çok gecikildi. Avrupa’da UMTS lisanslarının ihaleleri tamamlandı. Bu alana yatırım yapacak olan şirketler bu ihalelere katıldı ve 70 milyar doların üzerinde bir para lisanlara aktarıldı. Dolayısıyla bu sektörle ilgilenen şirketler azaldı ve en önemlisi de para UMTS’e kaldı.

  1. TT’nin değeri nasıl tespit edilecek? 1996 yılında başlayıp 97’de tamamlanan çalışmaya göre TT’nin değeri 10 milyar 500 milyon olarak belirlenmişti. Sektördeki bazı aktörler bu değerin esas alınmasını istiyor. Bazıları ise o günden bu yana çok şeyin değiştiğini TT’nin değerinin 20 milyar dolara çıktığını ileri sürüyorlar. Bu görüşü savunanlar TT’nin elinde GSM olduğunu söylüyorlar. Ancak yeniden bir değer tespitine gitmenin uzun süreceği konusunda hemen herkes fikir birliğinde. Hükümet TT’den 3.5 milyar dolar gelir beklediğini açıkladı ve bir anlamda TT’nin değerini de ilan etmiş oldu.
  2. Kararname ile stratejik ortak kavramının değişmiş olması ve bunun ne anlama geldiğinin tam olarak netleşmemesi kafaları karıştıran konulardan biri. Kararnameye göre, daha öncekinde şart koşulan teknoloji şirketi olma özelliği bu defa kaldırılıyor. Bu parası olan her oyuncunun TT’ye talip olma yolunu açıyor. Sektörün bazı oyuncuları bunun değişmiş olmasına karşı çıkıyor. Onlara göre, Türkiye’ye teknoloji gelmesi erteleniyor öncelik paraya veriliyor. Bu görüş sahipleri “Parayı getiren TT’yi alır” anlayışını eleştiriyorlar.
  3. Kararname ile stratejik ortağa yönetim hakkının verilmesi ve TT’nin bundan sonra izleyeceği her türlü yatırım ve hizmet politikalarını belirleme olanağının tanınması da en çok tartışılan konulardan biri. Bu konuda sorulan en kritik soru ise, Türkiye’de bundan sonra sektörle ilgili politikaları kim belirleyecek ve öncelikleri kim nasıl tayin edecek? Soru sahipleri, bir ülkenin teknoloji politikalarını belirleme hakkının bir yabancıya hem de teknoloji üstünlüğü bile olmayacak bir şirkete tanınmasını doğru bulmuyor. Bu görüş sahipleri, TT’nin teknolojiyi belirleme ve geliştirme konusunda bugüne kadar tayin edici rolünü hatırlatıyorlar.
  4. En çok tartışılan konulardan biri de yüzde 33.5 ile stratejik ortağa şirketin bütün yetkilerinin devredilmiş olması. Bu görüş sahipleri gerçekte yüzde 33.5 ile şirketin tamamının satıldığını savunuyorlar. Görüşü savunanlar, yönetim yetkisi stratejik ortağa verildiği için geri kalan yüzde 66’yı ileride alacak olanın yönetimde hakkı olmayacağını hatırlatıyorlar ve “O zaman yüzde 66’yı biz kime satacağız?” sorusunu gündeme getiriyorlar.
  5. TT’nin özelleştirilmesi kararı ile birlikte elinde bulunan GSM lisansı nasıl işleteceği de tartışılıyor. TT, GSM’i işletmek için ihaleye çıkmış ve ihale son aşamaya gelmişti. Ancak özelleştirme kararı ile birlikte bu ihalenin kaderi de tartışılmaya başlandı. Burada iki görüş çarpışıyor. Bir görüş ihalenin gecikmeden yapılmasından yana. Diğer görüş ise GSM ihalesine özelleştirmeden sonra gidilmesini savunuyor. Ancak en önemli tartışmalardan biri de TT’nin GSM ihalesine giren ve alan bir oyuncunun TT ihalesine girip giremeyeceği. Şayet TT’nin GSM’ini alan oyuncu TT’nin de ihalesine girecekse o durumda diğer GSM operatörlerinin de TT ihalesine girme hakkı olacak mıdır? Bilindiği gibi bu hak daha önceki ihale sürecinde tanınmamıştı. 

Kimler talip?

Gerek Türk gerekse yabancı şirketler gözlerini şimdi ihale ile ilgili bu ay içerisinde yapılacağı belirtilen duyuruya çevirmiş durumda. Ancak hükümetin aldığı kararla yükseltilen blok satış oranı ve verilen yönetim hakkı hazırlıkların başlaması konusunda da önemli bir sinyal oldu. Son yapıda TT’ye talip olanlar arasında finans kuruluşlarının ağırlık kazanacağı da belirtiliyor. Taliplerin ise Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle büyük oranda Avrupa ülkelerinden çıkacağı söyleniyor. Yabancı talipler şöyle sıralanıyor,

  • Almanya-Deutsche Telekom ve finans kuruluşu
  • İngiltere-Vadofone
  • Fransa- France Telecom
  • İspanya-Telefonica

Konsorsiyum içinde yer alacak Türk gruplar arasında ise Koç Holding, Sabancı Holding, Doğuş Holding, Doğan Grubu ve Gen-Pa Holding’in yer alabileceği kaydediliyor.

gunesk@interpro.com.tr