Lutfen Tiklayin

Meltem Yaman
meltemy@altavista.com
Pozitif Danışmanlık

“We are a part of it”

“You are a part of it.” “... to be a part of it...” Bazen ilham İngilizce gelebilir. Anadilimiz adına benden ve bizim nesilden çok daha titiz olanlarınızın affına sığınıyorum.

Hepimiz dünyamızın bir parçasıyız. Bu ülkenin de, bilişim dünyasının da... Bunun farkına varmadığımız zamanlar olur. Farkında olduğumuz da.... Her an her işimizde sorumluluğumuzun bilincinde olmamız, bizden beklenen bir durum. Bunu yapabiliyor muyuz, tartışabiliriz. Hem bir yaşanmışlığın bir parçası olduğumuzu hissetmek, hem de bunu sorumluluğunu duymak gerekiyor.

Türkiye’de Internet Konferansı 10 Kasım’ı içine alan üç gün içinde Atatürk’ün sözleri ve, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki savaş resimleriyle dolu Askeri Müze’de Harbiye’de yapıldı. Girişte isim kaydı yaptırırken “Siz meşhuuuuur Meltem Yaman mısınız” sözünü duymak tabii ki güzel gelirken sorumluluk duygumuzu bir daha güçlendirdi. Devletten beklentilerin yoğun olarak dile getirildiği organizasyonda, Forsnet’in davetlisi olarak şirketlerin sosyal sorumluluğunu ve devletin yükünü nasıl aldığını özetlemek görevi bize düştü. Geri al fonksiyonu sayesinde yazmak daha az riskli, umarım aktarmak istediklerimi sözel olarak da ifade edebilmişimdir.

Kapanış oturumu da güzeldi. Birbirinin zıddı da olabilen düşünceler ne olursa olsun kişisellikten uzak, düzeyli, saygılı biçimde ifade edildi. Prof.Dr. Oğuz Manas Hoca eğitim müfredatının yeniden gözden geçirilmesi, güncelleştirilmesi gerektiğini söyledi. Altyapı sorunu dile getirildi. Internet’in ilkokullara inmesi gerektiği söylendi. Erişim bedelinin ucuzlaması, servis kalitesinin artması gerektiği dile getirildi. Türkiye Kütüphaneler Derneği başkanı Yrd.Doç.Dr. Doğan Atılgan enformasyon okuryazarlığının kütüphaneler aracılığı ile artırılması gerektiğinden sözetti. İsmini not edemediğim bir hanımefendi üç metafor ile motive edici ve lirik mesajlar verdi. “Bilişimcilere deli gömleği giydirildi, deli değil dinamiğiz. Internet bir surf dalgası gibi, bu yükselen dalgayı kaçırmayalım, bardakta biraz su var, suyu arttıralım ve hep birlikte içelim” dedi. Marmara Universitesi’nden Doç.Dr. Şule Özmen Internet’i gündeme oturtmak için herkesin elinden geleni yapmasını, bu heyecanı duymamızı ve yaşatmamızı istedi. (Elimizden geleni yapıyoruz Hocam).

Internet’in bir özgürlük ortamı olarak engelleyici, yasakçı zihniyetleri değiştirebilmek için bir araç olduğu vurgulandı. Gerektiğinde birbirinin yardımına koşan, bilgi vermekten kaçınmayan, sevgi ile birbirine bağlanmış kitlelerden oluşan, “Kim olursan ol gel” diyen Mevlana kültürünün şekillendirdiği toplumumuzun, müziğiyle, yemekleriyle, barındırdığı etnik kökenlerle zengin, gerçek ağ: varolan e-Türkiye olduğu dile getirildi. İşin sahibinin değil yapılmış olmasının önemli olduğu gibi gerçekten benlikten, bencillikten uzak yüksek sözler dile getirildi. Amerikalıların da, Japonların da bizler gibi, “Durumumuz berbat herşeyi tekrar gözden geçirelim” dedikleri hatırlatıldı. Internet’in hukuk, hiyerarşi, eylem planı ve şura gibi kavramlara gereksinim duymayan duygusal bir ortam olduğu söylendi.

Yapılacak çok şey olduğu açık... Gerek kamuda gerek özelde etkili yöneticilere ve yönetimlere gereksinim duyulduğu da açık. Bu Internet’in dışındaki alanlarda da böyle, hiçbir yüzyılda yaşanmamış çevre felaketlerinin yaşandığı dünyamızda da böyle... Eskiden de böyleydi, gelecekte de böyle olacak. Öyle ya da böyle... Yüce Mevlana “Kim olursan ol gel” dedikten sonra şunu diyor. “Burası ümitsizlik kapısı değil”. Olacak... Ve herkesin işinde ve işdışında elinden geleni yapmasıyla herbirimiz bunun bir parçasıyız. “We are a part of it.”