|
|
AB’ye katılım süreci Türkiye açısından
sadece bir demokratikleşme sorunu mu?
Ortalıkta yazılanlara bakılırsa katılım süreci yeni yasaların çıkarılmasından ibaret. Demokratikleşmenin önemi küçümsenemez. Ancak, ekonomik verileri göz ardı eden demokratikleşme tartışmaları bana çok gerçekçi gelmiyor. Tam üyelik güçlü bir ekonomik temele dayanmak zorunda. AB’ye katılımın gerektirdiği iş güvenliği, sosyal güvenlik, çevre, sağlık v.b. standartlarının karşılanması ekonominin güçlü olmasını gerektiriyor. Ekonominin güçlü olması demek, ekonomide, özellikle sanayide, verimliliğin artırılması demek. Daha iyi yaşam standartlarının karşılanması nedeniyle doğacak maliyet artışları ancak verimlilik artışı ile karşılanabilir. Oysa Türkiye, tam tersine, sanayide dünyanın en düşük verimliliğe sahip ülkelerinden biri olma yolunda. Milli Prodüktivite Merkezi’nin 2000 yılı verilerine göre imalat sanayimizde, çalışan başına üretim ortalaması sadece 25 bin 169 dolar. Rafine petrol ürünlerini bir kenara bırakırsak, verimliliğin en yüksek olduğu sektör 77 bin 264 dolarla kimyasal ürünler. Bazı ihracatçı sektörlerimize bakarsak giyim eşyası üretimi 8 bin 508 dolarla, trikotaj 8 bin 992 dolarla, mobilya 6 bin 654 dolarla verimliliğin en düşük olduğu sektörler arasında. Sonuç olarak, otomotivde olduğu gibi, her geçen yıl daha çok ürün ihraç edip, daha az gelir elde ediyoruz. Durumun vehametini anlamak için bir karşılaştırma yapacak olursak ABD’de sanayide çalışan başına ortalama üretim değeri 75 bin dolar düzeyinde. Tahmin edilebileceği gibi ileri teknoloji şirketleri verimlilik yarışında başı çekiyor. Örneğin, Intel gibi şirketlerde çalışan başına üretim değerinin 400 bin dolar düzeyinde olduğu belirtiliyor. Bureau of Labor Statistics tarafından açıklanan bilgilere göre yeni teknoloji yatırımlarının yoğun olduğu sektörlerde 1987-2000 arası gerçekleşen verimlilik artışı yüzde 80-120 arasında. Tüm sektörlerde 1995-2000 arasında gerçekleşen verimlilik artışlarının yarıdan fazlasının yeni teknolojilere yapılan yatırımlardan kaynaklandığı belirtiliyor. Türkiye hariç, dünyada verimlilik ve teknoloji kavramlarının olağanüstü önem kazandığı bir dönem yaşıyoruz. ABD’de 2. çeyrekte yüzde 5.6 olan verimlilik artışının 3. çeyrekte yüzde 3’e düşmesi büyük bir olay oluyor. AB’ye giden yolda gerçekten ilerlemek istiyorsak, yeni iş teknolojilerinden yararlanmayı öğrenmek, üretimde verimliliği yükseltmek durumundayız, diye düşünüyorum. |
||||||||
|