Lutfen Tiklayin

Zafer Kurdakul  
zaferk@interpro.com.tr

Paris’te sonbahar

Sergiler, fuarlar o kadar çoğaldı ki, insanın değişik bir şeyler gördüğü ve etkilendiği çok ender. İşte bu enderlerden bir tanesi de Canon’un Paris sergisi.

Özel gözlük takmadan, çıplak gözle ekrana bakıyorsunuz ve üç boyutlu görüntüler görüyorsunuz. Bir devrim niteliğindeki bu gelişme henüz biraz yapay görüntü veriyor ama bir adım atıldı ise çok geçmeden daha iyileri de gelir.

Serginin yapıldığı yer, Luvr müzesinin içinde. Toprağın altında kalmış eski duvarların yanındaki salonlardayız ve dünyaca ünlü Mona Lisa birkaç yüz metre ilerimizde. Derken kulaklarıma inanamıyorum. Adnan Saygun’un ezgileri ile bir dansçı modern bale yapıyor. Karşısında tek bir profesyonel kamera çekim yapıp yandaki perdeye yansıtıyor. Görüntü üç boyutlu - gerçeği kadar etkileyici. Geleneksel olarak üç kamera ile yapılan çekimi, teknoloji bir kameraya indirmiş. Sanatın teknoloji ile bir arada verilmesi çok hoş.

Küçücük bir fotoğraf makinesi. Çekiyor, anında kaliteli baskı veriyor, baskının altına ses kaydı yapıyor ve telsiz ortamda görüntü iletiyor.

Dünyanın bir yerine, belki de sizin istediğiniz yere yerleştirilmiş minik bir kamera. Ben Roma’yı seçtim. Internet’ten erişiyorsunuz. Sağa sola, aşağıya yukarıya, zoom, fotoğraf çek, hepsi parmağınızın ucunda.

Fotokopi kağıtlarını silip tekrar kullandıran makineler var. Şimdilik on defa döndürülüyor, ama yakında yüze çıkacağı söyleniyor. Kağıt benzeri ortama elektronik olarak kalıcı yazı yazıyorsunuz. Güç gereksinimi olmadan uzun süre kalıyor.

Çeşitli öncü şirketler tarafından geliştirilen teknolojiler, bir ortak çözüm noktasına doğru ayrı yönlerden ilerliyor. İnsanın her yerden erişebileceği ve kullanacağı çok fonksiyonlu cihazlar. Ses, veri, görüntü işleme, iletişim, baskı, bilgiye erişim ve diğerleri. Bazı şirketler cep telefonunu alıp bu ortak anlayışa doğru götürüyor, bazısı bilgisayar teknolojilerinden yola çıkıyor, bazısı da fotoğraf makinesinden. Varılacak nokta aynı.

Paris fırtına, yağmur ve soğukta da güzeldi. Uzun uzun yürüdüm, ıslandım. Birkaç saatimi de d’Orsay müzesinde geçirdim. Kadını, çiçeği, akan suyu ve yerdeki karı, hepsi benzer şeyleri çizmiş. Ama ne kadar farklı, anlamlı ve güzel. Paris’e teknoloji seyretmeye gitseniz bile duygusal olmanız kaçınılmaz.