|
|
|
Devlet Ar-Ge’den yana
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye’nin bilgi ve teknolojiyi satın alan değil, üreten ve satan bir ülke haline gelmesi gerektiğini, bu yüzden de Ar-Ge’ye daha fazla kaynak ayrılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Aslı EVREN TBMM açılışında yaptığı konuşmada bilim ve teknolojiyi ve e-devletin önemini ön plana çıkaran Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, geçtiğimiz hafta TÜBİTAK 2000 Yılı Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada bilgi çağının, bilgi toplumu olmanın altını bir kez daha önemle çizdi ve bilgi üretiminin toplumsal gelişmenin temel ögesi olduğunu vurguladı. Dünyanın gerisinde kalmamanın, değişime ve gelişmeye en üst düzeyde uyum sağlamanın, günümüz toplumlarının en öncelikli amacı olduğunu belirten Sezer, “Dünyadaki tüm bu gelişme ve dönüşümlerin gerisinde kalmamak, bilim ve teknolojiyi üretebilir duruma gelmek, en önemlisi de çocuğundan yaşlısına tüm Türk Ulusu'na bilginin, araştırmanın ve sorgulamanın aydınlık bir geleceğe ulaşmanın tek yol olduğunu göstermek zorundayız” dedi. Sezer, konuşmasında Türkiye’nin önümüzdeki dönemde teknolojiyi satın alarak kullanan değil, teknoloji üreten ve ürettiği teknolojiyi satan bir ülke konumuna mutlaka yükselmesi gerektiğinin de altını çizdi ve bunun için Ar-Ge etkinliklerine daha çok ağırlık verilmesi, bu yöndeki çalışmalara destek olunmasi, özendirilmesi ve gerekli kaynağın ayrılması gerektiğini de vurguladı. Bahçeli: “BT ekonomik ve sosyal gelişmenin temel dinamiği” Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli de aynı etkinlikte yaptığı konuşmada Türkiye’nin henüz bilgi ve teknoloji üreten, kullanan ve ihraç eden ülke sıfatını kazanamadığının altını çizerek Türkiye’nin yeni çağın lider ülkeleri arasında yer alabilmesinin, öncelikle bilim ve teknoloji yarışında göstereceği performansa bağlı olduğunu, Türkiye’nin çağın akışında sürüklenen değil, çağın akışına yön veren bir ülke olabilmesi için bilgi ve teknoloji üretip satabilen bir ülke haline gelmesinin şart olduğunu söyledi. Bahçeli sözlerine şöyle devam etti: “Güçlü bir düşünce ve bilimsel araştırma geleneğinin yokluğu, altyapı donanımlarının yetersizliği, çağın giderek hem zorunlu hem acımasız kıldığı bilimsel ve teknolojik yarışta geri kalmamıza sebep oluyor. Bilgi ve teknoloji üreten kullanan ve ihraç eden bir ülke niteliği kazanmamız mümkün olamamaktadır. En büyük potansiyel zenginliklerimizden biri dinamik genç nüfusumuz ise bunu tamamlayacak temel unsur da gelişmiş bilgi ve teknoloji üretme kapasitesi olacaktır.” Bahçeli, BT’de ilerleme kaydedip rekabet edebilir hale gelebilmek için ayrıca Ar-Ge’ye ayrılan payların artırılması gerektiğini devletin buna destek vermesinin zorunlu olduğunu ve sanayi ve ticaret sektörünün de tamamıyla bu olgunun arkasında durması gerektiğini de kaydetti. Bahçeli “Geçtiğimiz yıl tüm dünyada küresel kriz ortamından en az etkilenen sektörler bilgi ve teknoloji üreten, geliştiren ve bunu pazarlayan sektörler olmuştur. Yeni çağda her şart altında ayakta kalıp varlığını devam ettirenler, kendilerini sürekli yenileme kabiliyeti olan bilgi ve teknoloji üretenler olacaktır”dedi. TÜBİTAK Başkanı Namık Kemal Pak da, teknolojinin sağladığı avantajlarla dünyada söz sahibi haline gelen ülkelerin bir araya gelerek kümeleştiğini ve bunun sonucu olarak bir dijital kutuplaşma yaratıldığını belirtti. Gelişmeler bu şekilde gittiği taktirde Türkiye’nin yakın gelecekte şu andaki yerini korumak için çabalayabileceğinin altını çizdi. Bütün bu demeçler devletin Ar-Ge’den ve teknolojiden yana olduğunu vurguluyor. AB’ye katılım raporunda da belirtildiği gibi 1999 verilerine göre Türkiye’nin Ar-Ge’ye gayri safi milli hasıladan ayırdığı oran yüzde 0,49. Sekizinci beş yıllık kalkınma planına göre amaç bu oranı 2005 yılının sonu kadar bu oranı yüzde 1,5’a çıkarmak. Sıra devlet’in bu alandaki somut desteğini görmeğe kalıyor. |
|