|
|
|
|
| Girişimciler e-ticaret’e yöneliyor
Türkiye’de risk yatırıcısı arayan firmalar çoğunlukla Internet projeleri geliştiriyor. Risk sermayesi şirketlerine en fazla e-ticaret uygulamalarıyla ilgili projeler başvuruyor. Bu projelerin yüzde 56’lık kısmını ise işten tükeciye (B2C) uygulamaları oluşturuyor. Özgür Karagöz Dünya çapında ABD'nin öncülüğünü yapmış olduğu risk sermayesi artık, Türkiye gündeminin de önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle ABD ve Avrupa'da risk sermayesi desteğiyle Amazon.com, Yahoo.com gibi dünya borsalarını alt üst eden dev şirketlerin ortaya çıkması, aynı uygulamaların Türkiye'de neden gerçekleştirilemediği sorusunu da beraberinde getirdi. E-ticaret ve e-iş uygulamalarının yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte bu yıl içerisinde Türkiye’de birçok risk sermayesi şirketi kuruldu. Risk sermayedarlarının teknoloji şirketlerine yatırımlarıyla ilgili olarak bilgi aldığımız yetkililer, girişimcilerin başvurularının en çok e-ticaret alanında olduğunu açıkladılar. Yetkililer, bu başvuruların arasında daha çok işten tükeciye (B2C) yönelik projelerin ağırlıklı olduğunu vurgulayarak, önümüzdeki günlerde işten işe (B2B) olarak adlandırılan projelerin daha fazla ağırlık kazanacağını söylediler. Risk sermayedarları, destek vermeyi planladıkları projelerde şu özellikleri arıyorlar: Internet teknolojilerini kullanan ve sunan girişimler olması, projeye bağımlılığını kanıtlanmış bir yönetimin olması, güçlü bir iş planı olması, yurtdışında kanıtlanmış karlı bir ticaret modelinin olması. Yetkililer ayrıca, Türkiye’de risk sermayesi uygulamalarının henüz oturmadığını, Türk şirketlerinde operasyonlardaki iş karlılığından çok, ilk olma ve halka açılma isteği olduğunu da dile getirdiler. Türkiye doğru pazar Bu yıl Eylül ayının başında Superonline’ın içinde bir bölüm olarak faaliyetlerine başlayan IncubaTR, yeni girişimcilere, Superonline finansman olanaklarından ofis hizmetlerine, teknik destekten stratejik iş geliştirme danışmanlığına kadar destek veriyor. Bugüne kadar kendilerine başvuran proje sayısının 35 civarında olduğunu belirten Superonline IncubaTR Bölümü Stratejik Gelişim Danışmanı Nilüfer Şehriyari, bu projelerin 2 tanesinin fizibilite aşamasında olduğunu ve gelişmekte olan 3 adet proje daha olduğunu açıkladı. Şehriyari bu projelerin hem B2B hem de B2C alanında olduğunu ifade ederek, “Büyük pazar alanlarına pek inanmıyoruz. Tercihimiz, küçük bir hedef kitleye hizmet veren tüketici ürünleri” dedi. Proje başına ayrılan fonun 400-700 bin dolar arasında olduğunu söyleyen Şehriyari, bu yıl sonuna kadar kontenjanlarının 5 proje olduğunu kaydetti. Şehriyari sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de insanların Internet üzerinde yapabilecekleri uygulamalar henüz çok gelişmedi. Bu nedenle risk sermayesinin bir iş modeli olarak bu pazar için doğru bir yöntem olduğunu düşünüyoruz”. Özellikle şirket bünyesindeki fikirlere risk sermayesi sağlamanın önemine değinen Şehriyari, “Türkiye’deki diğer risk sermayesi şirketlerinden en önemli farkımız bu” dedi. Şehriyari, destek vermeyi planladıkları projelerde aradıkları özellikleri şöyle özetledi: “Başvuran kişilerin sektörle yakın ilgisi olan ve buradan çıkıp gittiğinde bir şirketi yönetebilecek olgunlukta olması ve yurtdışında kanıtlanmış modeller olması”. En fazla başvuru dikey portal projelerinde Koç Bilgi Grubu Danışmanı Şeref Oğuz, kendilerine genellikle müşteriye yönelik portallar, çözüm önerileri, kablosuz iletişim uygulamaları ve ağırlıklı olarak ise dikey portallara yönelik proje başvuruları geldiğini anlattı. Bilişim 2000 A CeBIT Event Fuarı’ndan bu yana, sadece dikey portallara yönelik olarak 60 civarında başvuru olduğunu belirten Oğuz, “Öncelikle Koç’un yapısıyla hızlıca bütünleşik hale gelecek ve grup sinerjisi yaratabilecek projelere öncelik veriyoruz. Ayrıca, iş modeli güçlü olanları tercih ediyoruz” dedi. Oğuz, daha çok B2C alanında başvurular olduğunu belirterak, teknoloji şirketleri için 20 milyon dolarlık fon ayırdıklarını açıkladı. Türkiye’de şirketlerin risk sermayesini eski ekonominin uzantısı olarak uygulamaya ve riski de mümkün olduğu kadar az almaya çalıştıklarını anlatan Oğuz, “Türkiye’de risk sermayesi henüz tam kavranmış değil. Çünkü genelde gelen taleplerin içinde bir an önce hayata geçirme isteği var. Operasyonlardaki iş karlılığından çok, ilk olma ve halka açılma üzerine bir odaklanma var. Amerikada da birinci fazda böyle olmuş. Fakat Nasdaq krizinden sonraki yapı içerisinde, biraz daha ayağı yere basan projeler gelmesi gerektiğine karar verilmiş” dedi. Tekliflerin yüzde 56’sı B2C İlab Holding, Internet odaklı yatırımlar yapmak üzere kurulmuş bir şirket. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Say, Internet üzerinde iş fikirleriyle ilgili olarak görüştükleri teklifler arasında toplamın yüzde 56’sının B2C, kalan yüzde 44’ünün ise B2B projeleri olduğunu söyledi. Şirketlerarası B2B projelerinin önümüzdeki günlerde ağırlık kazanacağına dikkat çeken Say, Internet’in özellikle kısa vadede, şirketlerin verimliliklerini arttırmada ve diğer şirketler ile olan ilişkilerinde büyük fırsatlar sunduğunu söyledi. Say, girişimleri 2 gruba ayırdıklarını anlattı: “Birinci grup tamamen Internet’te varolan fikirler ve işler. İkinci grup ise, diğer şirketlerin Internet’te iş yapabilmeleri için teknik ve tasarım altyapısını oluşturan ve onlara danışmanlık veren şirketler. Görüştüğümüz teklifler arasında bu iki grubun dağılımı hemen hemen eşit. Bu da bize, Internet’in sadece Internet yoluyla iş yapmak isteyenlere değil, bu tip şirketlere yol gösteren, onların bu isteklerini gerçekleştirmelerine yardım eden altyapı şirketleri için de büyük bir fırsat oluşturduğunu gösterdi”. Okyanux’a 100’ün üzerinde başvuru Faaliyetlerine 2000 yılının Mayıs ayında başlamış olan Okyanux iki ana bölümden oluşuyor: Yatırım Yönetim Bölümü ve Ticari Destek Bölümü. Yatırım Yönetim Bölümü, Okyanux’a bağımsız olarak başvuran projeleri değerlendiriyor ve yatırım aşamasına kadar tüm evreleri koordine ediyor. Ticari Destek Bölümü ise, İxir bünyesinde çalışan ekiplerden oluşuyor ve yatırım yapılan şirketlere gereksinimleri olan ticari desteği veriyor. Okyanux yöneticilerinden Pınar Karaman’dan aldığımız bilgilere göre, şirkete şimdiye kadar yaklaşık 100’ün üzerinde bağımsız proje sahibi başvurmuş. Bu başvurulardan bazıları ile görüşmelerin devam ettiğini anlatan Karaman, bir başvuru ile ilgili yatırım kararı sonuçlanmış olup, yatırımın tamamlanması için gerekli hukuki prosedürlerin başlatıldığını, inceleme safhasında olan diğer 3 proje için de bu aşamanın çok yakında gerçekleşeceğini açıkladı. Karaman, projelere verdikleri finansman desteğinin tutarının, her projenin ticari iş planına göre belirlenmekte olduğunu vurgulayarak, 200 bin-2 milyon dolar arasında değişiklik gösterdiğini söyledi. Yatırımlarının ilk bölümü için 2000 yılı sonuna kadar tahsis edilen tutarın 8 milyon dolar olduğunu kaydeden Karaman, “Hedefimiz şirketlerin pazarda lider konuma ulaşmaları için gereken tüm yatırım gereksinimlerini karşılamak ve en kısa zamanda rekabetin önüne geçmelerini sağlamak”. Karaman, başvuru yapan projelerin, çeşitli konularda faaliyet göstermeyi hedefleyen proje sahipleri tarafından kurulması planlanan, portallar, e-ticaret siteleri (B2C, B2B) ile ilgili olduğunu söyledi. |
|