Doğru sayım için yeni seçenek: Coğrafi Bilgi Sistemi

Geçtiğimiz nüfus sayımı sırasında hatalı sonuçların ortaya çıkması, yeni bir tartışma başlattı. DİE Eski Başkanı Ömer Gebizlioğlu, sağlıklı ve az maliyetli bir sayımın yolunun Coğrafi Bilgi Sistemi(GIS)’den geçtiğini iddia etti.

Gamze GÖKER

22 Ekim’de yapılan genel nüfus sayımının ardından kimi yerleşim yerlerinde tahminlerin üzerinde hatalı sonuçların çıkması sayım tekniklerinin yeniden sorgulanmasını gündeme getirdi. Her ne kadar sayım sonuçlarının değerlendirilmesinde ICR teknolojisi kullanılıyorsa da sayım öncesinde hane adreslerinin belirlenmesi ve güncellenmesi aşamasında Coğrafi Bilgi Sistemi gibi kolaylaştırıcı ve daha sağlıklı teknolojilerin kullanılmasının sonuçların daha doğru çıkmasını sağlayacağı iddia ediliyor. Evlere kapanmamanın tek yolunun ise ancak MERNİS projesinin hayata geçmesiyle mümkün olabileceği belirtiliyor.

Devlet İstatistik Enstitüsü, nüfusunda aşırı artış görülen yerlerden biri olan Kahramanmaraş’ta hayali ve mükerrer yazımları tespit için çalışmalara başladı. Fazla nüfusu tespit etme yöntemini belirlemek üzere çalışan DİE bu ikinci çalışmanın ekstra bir devlet kaynağı kullanımına yolaçacağını açıkladı. Valiliklerden alınan “gayri resmi” sonuçlara göre örneğin Kahramanmaraş’ta 1997’de 1 milyon 8 bin 107 kişi olan nüfus, 2000 sayımında 1 milyon 321 bin 184 kişi olarak tespit edildi. Buna göre nüfusta üç yılda yüzde 31.06’lık artış görülüyor. DİE sayımda ICR teknolojisiyle kişisel bilgilerin bilgisayar ortamına girilmesi ve soruların elektronik ortamda değerlendirilmesi sayesinde hatanın kolaylıkla tespit edilebileceğini, bu konu üzerinde hala çalıştıklarını açıkladı.

“CSB hızlı ve kolay bir sayım sağlar”

Başkanlığı döneminde bilişim teknolojilerine büyük önem veren DİE Eski Başkanı Ömer Gebizlioğlu ise tüm bu hatalı sonuçlardan kurtulmak, daha hızlı ve kolay bir sayım gerçekleştirmek için sayım öncesinde hane adreslerinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) kullanılarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Hanelerin güncel adreslerinin elektronik ortamda tutulması ve bu bilgilerin hafta hatta gün bazında güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Gebizlioğlu, CBS’nin olası katkısını şöyle anlattı: “CBS ile yukarıdan çekilen fotoğraflar sayısal ortama aktarılıyor. Böylece yerleşim yerleri, haneler hiçbir şey gözden kaçmaksızın görülebiliyor. Gidilecek haneler ve orada ikamet eden kişiler kroki bazında görülebildiğinden sayım açısından sorunlu olabilecek metropoller ve gelişmekte olan yerleşim yerleri rahatlıkla tespit edilebiliyor. Herhangi bir bölgede görülen hanede yaşayan ortalama insan sayısından hareketle bir kaba nüfus tahmini yapılabilir. Sayımın yapılacağı yerden sorumlu kişiler bu tahminin çok üzerinde veya altında bir rakamla karşılaştıklarında sayımı kapatmayıp tekrar kontrol edebilirler. Dünyada da böyle oluyor.”

2000 Genel Nüfus Sayımı’nda CSB temelli bir veritabanı olsaydı, bilgiler girildikçe tehlikeli bir aşırılık ya da azlık olduğu yolunda sistemin uyarı verebileceğini hatırlatan Ömer Gebizlioğlu, böylece sayımın o gün kapatılmayıp ertesi gün devam edebileceğini ve hatanın az da olsa düzeltilebileceğini belirtti.

Gebizlioğlu ayrıca sayım yöntemi olarak daha az sayıda soru ile temel nüfus bilgilerinin alınmasının ve daha sonra örnekleme yöntemiyle ekonomik ve sosyal özellikleri ölçme yoluna gidilmesinin daha doğru olacağına değindi. Böylece sayım memurlarının bu sayımda olduğu gibi 20 değil daha fazla haneye gidebileceğini dolayısıyla sayım maliyetlerinin düşebileceğine dikkati çekti.

MERNİS’in tam olarak uygulamaya geçmesi ve güncellenmesi ile insan sayısını belirlemek için sayım yapmaya gerek kalmayacağının altını çizen Gebizlioğlu, o zaman sadece ekonomik, sosyal ve demografik özelliklerin belirlenmesi için sayım yapılacağını, bunun için de 60 milyonluk Türkiye’nin 5-10 milyonuna örnekleme yoluyla gidilmesinin yeterli olacağını bildirdi. MERNİS’in hayata geçirilmesiyle Gebizlioğlu bu yöntemin insanları evlere kapanmaktan da kurtaracağını sözlerine ekledi.

gamzeg@interpro.com.tr