Meltem Yaman
meltemy@altavista.com
Pozitif Danışmanlık

Neye göre seçiyorlar?

Borsada olduğu gibi işe alınma konusunda da herkes tüyo peşinde. Kimse de olayı çözebilmiş değil. Bu insanlar neye göre eleman alıyorlar, nasıl karar veriyorlar? Kimi seçiyorlar, kimi eliyorlar? Özellikle iş fırsatlarının dar olduğu sektörlerde, hepsi birbirine benzeyen yeni mezunlar arasında ayrım yapmak zor. Onların da bir fark yaratabilmeleri zor.

Ancak hepsi birbirine benzeyen kimselerin fark yaratmaları gerekiyor. Bunlar yine öncelikle, yabancı dil, bilgisayara hakimiyet, güzel ve düzgün konuşma ve giyim ile öğrencilikte edinilen iş deneyimleri olabilir. Bunların dışında özellikle yeni mezun iken adayların başlarında kavak yelleri esiyor. Deneyerek görmek istiyorlar. Beğenmezlerse vazgeçiyorlar. Hemen yükselmek istiyorlar. Ne şirketler onları tanıyabiliyor, ne de onlar kendilerini... İş görüşmelerine bilinçli bir şekilde gitmeleri gerekiyor. Görüşmeden önce, bir şekilde şirketi, sektörü, hatta çalışanların özelliklerini tanımaları gerekiyor. Görüştükleri kimdir, ne iş yapar, şirketin işi nedir, ürünü nedir, pazardaki yeri nasıldır? Bilerek gitmek, kişiyi bilinçli ve görüşmede güvenli kılıyor. Kendi işine hakimiyet elbette ki en büyük güven unsuru... Uzmanlık, profesyonellik, bilgi ve deneyim en önemli unsurlar... İşine odaklı olmak, çalışkan olmak, sonuca yönelik olmak çok önemli. Enerji bir başka önemli özellik. Rahatlık, stresten uzak olmak yine aranan bir özellik. Gergin, kasılmış bir insan iş üretmekte zorluk çekecektir. İş üretse bile çatapat gibi kıvılcımlar çıkarması, sinirlenmesi, ortamda gerilim yaratması, terör havası estirmesi, esmesi, gürlemesi, yağması olasılığı çok yüksektir.

Olumlu bakış insanların o adaya olumlu bakmasını kolaylaştırıyor. Negatif, sorunlu, geçimsiz insanlarla çalışmayı kimse istemiyor. Maskeli, sahte, içtenlikten uzak yaklaşımlar er geç ortaya çıkıyor. Maskeli dolaşan çok insan var ama içtenlik sizi kömürlerin arasındaki elmas gibi pırıl pırıl, ışıl ışıl göze çarptıracaktır. Buna değer vermeyen de zaten bizlerden uzak olsun. Yeni mezunlar hemen genel müdür olmak isterler. Haklıdırlar da... Bazen yeni mezunların hatta öğrencilerin yaratıcılıkları da enerjileri de, ekip çalışmasına yatkınlıkları da pek çok tecrübeli kişiden fazladır. Ancak böyle bir fırsat nadiren bulunabilir. Şu durumda bir yeni mezun için en akıllıca olanı 30-40 yaşında yaşayamayacağı “eleman” olma fırsatını bugün en iyi şekilde değerlendirmektir. Bu gerçekten fırsattır. Öğrenme, deneyim kazanma, bilgi ve beceri altyapısı oluşturma deneyimi...

Bilişim sektörü yine, her alanda olduğu gibi farklı. Öncelikle eleman az ve değerli... Teknik özelliklerin ön plana çıktığı bilgisayar sektöründe işini ciddiye alan, İngilizce bilen, üniversitenin ilgili bir bölümünden mezun bir aday, aşırı geçimsiz ve dengesiz değilse iş bulur. Bilgisayar ya da elektronik mühendisliği gibi zeki insanları girebildiği bir bölümün mezunları cinlikleri ile kesinlikle farkedilir. Biraz sosyal, konuşkan ve hedef odaklı olanları da rahatlıkla satışta çalışabilir. Çok fazla iş değiştirmemiş, işleri bozuk para gibi harcamamış olanları tercih edilecektir. Çalıştığı şirketlerin ipliğini pazara çıkarmayan, görüşmeciyi ve şirketi sorgulamaya kalkışmak ya da hafife almak gibi bir hata yapmayan, çalıştığı yerlerde kendisinden olumsuz bahsedilmeyen adayların genelde iş bulamamak gibi bir alternatifleri yoktur. Fazla paragöz imajı vermeyen, itici, huzursuz ve “karşı: herşeye karşı” olmayan, o günlerde depresyonda olmayan, bilgili ve deneyimli biri muhtemelen işe alınır. Bilgisayar sektörün de bilgi, beceri, deneyim, işe alınmada ön plandadır. Yönetim becerileri ve kişisel gelişim ile insan ilişkilerinde başarı, onlara yöneticiliğe yükselmede ve başarılı yönetimde yardımcı olacaktır. Ne mutlu bizlere ki bilişim çalışanları yine şanslıdır...