| Borsada olduğu gibi işe alınma
konusunda da herkes tüyo peşinde. Kimse de olayı çözebilmiş değil.
Bu insanlar neye göre eleman alıyorlar, nasıl karar veriyorlar? Kimi
seçiyorlar, kimi eliyorlar? Özellikle iş fırsatlarının dar olduğu
sektörlerde, hepsi birbirine benzeyen yeni mezunlar arasında ayrım
yapmak zor. Onların da bir fark yaratabilmeleri zor.
Ancak hepsi birbirine benzeyen kimselerin
fark yaratmaları gerekiyor. Bunlar yine öncelikle, yabancı dil,
bilgisayara hakimiyet, güzel ve düzgün konuşma ve giyim ile öğrencilikte
edinilen iş deneyimleri olabilir. Bunların dışında özellikle yeni
mezun iken adayların başlarında kavak yelleri esiyor. Deneyerek görmek
istiyorlar. Beğenmezlerse vazgeçiyorlar. Hemen yükselmek istiyorlar.
Ne şirketler onları tanıyabiliyor, ne de onlar kendilerini... İş görüşmelerine
bilinçli bir şekilde gitmeleri gerekiyor. Görüşmeden önce, bir şekilde
şirketi, sektörü, hatta çalışanların özelliklerini tanımaları
gerekiyor. Görüştükleri kimdir, ne iş yapar, şirketin işi nedir,
ürünü nedir, pazardaki yeri nasıldır? Bilerek gitmek, kişiyi bilinçli
ve görüşmede güvenli kılıyor. Kendi işine hakimiyet elbette ki en
büyük güven unsuru... Uzmanlık, profesyonellik, bilgi ve deneyim en
önemli unsurlar... İşine odaklı olmak, çalışkan olmak, sonuca yönelik
olmak çok önemli. Enerji bir başka önemli özellik. Rahatlık,
stresten uzak olmak yine aranan bir özellik. Gergin, kasılmış bir
insan iş üretmekte zorluk çekecektir. İş üretse bile çatapat gibi
kıvılcımlar çıkarması, sinirlenmesi, ortamda gerilim yaratması,
terör havası estirmesi, esmesi, gürlemesi, yağması olasılığı çok
yüksektir.
Olumlu bakış insanların o adaya olumlu
bakmasını kolaylaştırıyor. Negatif, sorunlu, geçimsiz insanlarla
çalışmayı kimse istemiyor. Maskeli, sahte, içtenlikten uzak yaklaşımlar
er geç ortaya çıkıyor. Maskeli dolaşan çok insan var ama içtenlik
sizi kömürlerin arasındaki elmas gibi pırıl pırıl, ışıl ışıl
göze çarptıracaktır. Buna değer vermeyen de zaten bizlerden uzak
olsun. Yeni mezunlar hemen genel müdür olmak isterler. Haklıdırlar
da... Bazen yeni mezunların hatta öğrencilerin yaratıcılıkları da
enerjileri de, ekip çalışmasına yatkınlıkları da pek çok tecrübeli
kişiden fazladır. Ancak böyle bir fırsat nadiren bulunabilir. Şu
durumda bir yeni mezun için en akıllıca olanı 30-40 yaşında yaşayamayacağı
“eleman” olma fırsatını bugün en iyi şekilde değerlendirmektir.
Bu gerçekten fırsattır. Öğrenme, deneyim kazanma, bilgi ve beceri
altyapısı oluşturma deneyimi...
Bilişim sektörü yine, her alanda olduğu
gibi farklı. Öncelikle eleman az ve değerli... Teknik özelliklerin
ön plana çıktığı bilgisayar sektöründe işini ciddiye alan, İngilizce
bilen, üniversitenin ilgili bir bölümünden mezun bir aday, aşırı
geçimsiz ve dengesiz değilse iş bulur. Bilgisayar ya da elektronik mühendisliği
gibi zeki insanları girebildiği bir bölümün mezunları cinlikleri
ile kesinlikle farkedilir. Biraz sosyal, konuşkan ve hedef odaklı
olanları da rahatlıkla satışta çalışabilir. Çok fazla iş değiştirmemiş,
işleri bozuk para gibi harcamamış olanları tercih edilecektir. Çalıştığı
şirketlerin ipliğini pazara çıkarmayan, görüşmeciyi ve şirketi
sorgulamaya kalkışmak ya da hafife almak gibi bir hata yapmayan, çalıştığı
yerlerde kendisinden olumsuz bahsedilmeyen adayların genelde iş
bulamamak gibi bir alternatifleri yoktur. Fazla paragöz imajı
vermeyen, itici, huzursuz ve “karşı: herşeye karşı” olmayan, o
günlerde depresyonda olmayan, bilgili ve deneyimli biri muhtemelen işe
alınır. Bilgisayar sektörün de bilgi, beceri, deneyim, işe alınmada
ön plandadır. Yönetim becerileri ve kişisel gelişim ile insan ilişkilerinde
başarı, onlara yöneticiliğe yükselmede ve başarılı yönetimde
yardımcı olacaktır. Ne mutlu bizlere ki bilişim çalışanları yine
şanslıdır... |