|
|
|
|
Sanırım Türkiye’de enflasyona karşı olmayan yok. En azından görünüşte bu böyle. Enflasyonun beklenen hızda düşmemesi ekonomi yazarlarımızın başlıca konusu. Özel sektördeki fiyat artışlarına kızan da var, özelleştirmenin yavaş gitmesine de. Öneriler arasında hemen herşey var: Ücret artışlarının daha düşük tutulması, kamu açıklarının azaltılması, bankaların verdiği tüketici kredilerine sınır getirilmesi, fiyat artışı olan ürünlerde ithalatın kolaylaştırılması, fiyat ve ücretlerin dondurulması, acil özelleştirme vb. Sadece paranın para kazandığı bir ekonomide yaşadığımız için olsa gerek, olayın üretim cephesini fazla önemseyen yok gibi. Oysa ben iktisat biliminde “enflasyon verimlilik ilişkisi” gibi konular olduğunu sanırdım. İktisat biliminin değiştiği, artık sadece parasal değişkenlerin önem taşıdığı söylenebilir. Durum böyleyse Fed Başkanı A. Greenspan’in bundan haberi yok anlaşılan. Çünkü ABD’de, enflasyonist eğilimlere karşı, teknoloji yatırımları nedeniyle yaşanan verimlilik artışlarını bir güvence olarak görmeye devam ediyor. Son verilere göre ABD’de verimlilik artışları yıllık yüzde 2-2.4 gibi bir oranla tüm ülkede yaygınlaşıyor. Geleneksel olarak düşük verimliliğe sahip güney ve orta batı bölgeleri de bu verimlilik yarışına katılmış durumda. Peki, Türkiye’de durum ne? Milli Prodüktivite Merkezi’nin açıklamalarına göre “1997 yılının üç ayına göre 2000 yılının ilk döneminde sanayide işgücü verimliliğinin reel olarak yüzde 6 oranında azaldığı” anlaşılıyor. Aynı dönemde işgücü maliyeti yüzde 21.6 oranında reel olarak gerilemiş. Sanayide üretim reel olarak yüzde 8.3 azalmış. Şirket yerine ülke sözcüğünü getirirsek, danışman Gerald Faust’un sözleri bu duruma bir açıklama oluşturur mu acaba? “Ülkeler ya teknolojiden daha çok yararlanacak ve işlerini elektronik ortamda organize edecekler ya da git gide küçülen bir iş hacmiyle yetinmek durumunda kalacaklar”. Küçülen üretim, düşen ihracat, artan ithalat baskısı. Git gide daha çok eksi veren ödemeler dengesi. Küresel pazarlarda rekabet gücümüzün daha da azalması. Larry Downes da mı Türkiye’yi düşünerek kehanette bulunmuş dersiniz?: “Yakın gelecekte sadece, dijital organizasyonlarını daha hızlı geliştirebilen ülkeler rekabette avantaj yaratma şansına sahip olacaklar”. |
||||||||
|