| Orta çağda Japon generalleri
stratejilerini Go oyunu ile belirlerlermiş. Eğer ordunun başındaki
general aynı zamanda iyi bir Go oyuncusu ise savaşı kaybetmezmiş.
General, öncelikle Savaş alanını iyi tanımalı, ve bu alanı sanal
ortam sayabileceğimiz Go tahtasına hatasız taşımalıymış.
Go oyununda amaç, oyuncunun, elindeki taşlarla
öncelikle stratejik olan noktaları ele geçirmesi ve sonraki taşları
da komşu noktalara yerleştirerek olabildiğince çok alanın etrafını
çevirmesidir. Eğer oyuncu rakibinin taşlarını çepeçevre sarabilirse
onları toplar, oyun sonunda da rakibinin alanına yerleştirerek onun
alacağı puanı düşürür. Çünkü puan, oyuncunun etrafını sardığı
alanlardaki boş noktalar sayılarak hesaplanır. Oyun, oyunculardan
birinin çekilmesi (teslim olma) veya arka arkaya iki oyuncunun kendi
hamlelerini pas geçmeleri ile son bulur. Puan hesabı ile kazanan
belirlenir.
Telekom altyapısına baktığımızda, önümüzde
dev bir Go tahtası görüyoruz. Üstelik bu tahta üzerinde ikiden çok
daha fazla rakip var. Tüm oyuncular, sürekli bu büyük altyapı (Go
tahtası) üzerine yeni Pop noktaları (taşlar) yerleştiriyor. Ortada adı
konulmamış bir savaş var. Orta çağ Japon savaşlarından farklı
olarak savaş alanı da sürekli değişmekte, yeni teknolojilerle Go
tahtasına yeni yeni çizgiler çizilerek yeni noktalar oluşturulmakta.
Yani Go tahtası da sürekli büyümekte. Üstelik rakipler de son derece
acımasız, birbirlerinin önünü kesmek için sürekli yeni stratejiler
geliştirmekteler. Örneğin basit bir örnek olarak Çanakkale ve
Gaziantep’te bazı büyük ISS’lerin (gereksinimleri olmamasına rağmen)
PRI modül başvurusunda bulunduklarını duyduk. Yine edindiğimiz
bilgilere göre, amaç sadece diğer ISS’lerin önünü kesmekmiş. Özellikle
içlerinden birinin daha önce Bursa’da yaptığı başvurulardan bir kısmını
Çanakkale’ye aktarması, bize ince bazı hesapların yapılmakta olduğunu
gösteriyor. Bizce bu savaşı en iyi tasvir edecek oyun Go’dur. Yani
iyi bir ISS yöneticisi, aynı zamanda iyi bir Go oyuncusu ise ve bu Go
oyununu hepsi birbirine rakip birçok başka ISS’ye karşı
oynayabiliyorsa, bu savaşı kazanır. Bu da ancak bir günü bir gününe
uymayan altyapıyı iyi gözlemlemekle mümkündür.
Ancak unutulmamalıdır ki, bu savaşta
kimse pas geçmez ve kimse teslim olmaz. |