|
|
|
|
| Artık hızlı balık yavaş balığı
yutacak
Internet Bankası hiç şühpeniz olmasın önümüzdeki dönemde en fazla konuşulacak konular arasında yer alacak. Bu konuda ilk duyuru geçtiğimiz günlerde Fibank’tan geldi. Banka Genel Müdürü Cenk Tülümen, Fibank’ın Türkiye’nin ilk Internet Bankası olacağı açıklamasını yaptı. Güneş Kazdağlı Türkiye’de Bankaları olan bir büyük grubun da bu konuda çalışmalar yaptığı ve önümüzdeki günlerde açıklama yapılacağı öğrenildi. Bankacılıkta artık her alanda geçerli olan genel kuralın hızlı balığın yavaş balığı yutacağı olduğu belirtiliyor. Bu alanda da hızlı davrananın kazanacağı kaydediliyor. Fibank Genel Müdürü Cenk Tülümen Fibank’ın felsefesini, “İleri teknoloji sayesinde müşterilerine haftada 7 gün 24 saat ucuz ve kaliteli finansal hizmet veren, gelecek tüm teknolojileri ana ve tek dağıtım kanalı olarak misyon edinen Internet bankası” olarak açıkladı. Halen bir çok bankanın Internet bankacılığı hizmeti verdiğini ancak bu işlemi genel hizmet akışını tamamlayan yan bir faaliyet olarak yaptığını belirten Tülümen, Fibank’ın Internet’i ana dağıtım kanalı olarak gören ve sadece bu kanalı ile hizmet veren “Türkiye’nin ilk Internet Bankası” olacağını söyledi. Internet Bankası’nı gündeme getiren gelişmelerden biri de Hükümetin uyguladığı istikrar programı oldu. Bilindiği gibi bu program sonrasında faizler düştü ve bu nedenle bankacılık sistemi de yeniden yapılanma sürecine girdi. Bankalar artık eskiden olduğu gibi yüksek faizle para satarak para kazanamayacaklarını anladılar. Gerçek anlamda bankacılık işlemlerinin gündemde olduğu bu yapıda bunu başarabilenler ayakta kalacaklar. Fibank Genel Müdürü Cenk Tülümen, bu gerçeği en iyi bilenlerden biri. Tülümen bankaların bu gerçek karşısında neler yapabileceği konusunda şunları söylüyor: “Ekonomik programın bizleri götüreceği yer belli. Dünya standartlarına yakın bir enflasyon ve buna paralel bir kur ve faiz politikası. Sonuç olarak düşük reel faizler ve finansal kesim için tüm faizli işlemlerde düşük kar marjları bizleri bekliyor. Bu durumda bankalara yapacak iki iş düşüyor. Bilonçolarını büyütmek ve artan fazla işlem hacmi sayesinde aynı brüt kar rakamını yakalamak. Bu aynı zamanda daha fazla risk almak anlamına da gelir ki bu da bankaların güçlü bilançolara sahip olmasını gerekli kılar. Bu yüzden bir çok bankanın birleşip sayıca daha az ama daha güçlü bilançolara sahip bir kaç banka haline dönüşmesi gerekiyor. İkinci olarak bankalar işletme giderlerini önemli ölçüde azaltıp aynı işlem hacmi ile daha yüksek karlılığı yakalamaya çalışacaklardır. Bunların en önemlileri personel giderleri ve büyük şube ağlarının her türlü işletim masrafıdır. Birim işlem maliyetini aşağıya çekmeyen bankalar bu ekonomik ortamdan olumsuz etkileneceklerdir.” İşte tam bu noktada Internet Bankası’nın gerekliliğinin nedenlerinden biri de ortaya çıkıyor. Internet bankalarının en büyük avantajı çok düşük maliyetler sayesinde müşterilerine çok iyi fiyatlar ile standart finansal ürünleri sunabilmeleri. Ancak konu bu kadar basit değil. Klasik finansal ürünlerin Internet’e taşınmasıyla iş bitmiyor. Bu dünyanın kurallarını iyi bilmeniz, müşterilerinizin alışkanlıklarını değiştirebilmeniz gerekiyor. Ama gözardı edilmeyecek bir durum ise Internet Bankası’nın gerçekten de maliyetleri düşürmesi. Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Mahfi Eğilmez yeni ekonominin getirdiği maliyet düşüşlerinin inanılmaz boyutlarda olduğunu belirtirken Lehman Brothers’ın yaptığı bir araştırmayı örnek gösteriyor: “Araştırmaya göre banka şubesi aracılığıyla yapılan basit bir para transferinin maliyeti 1.27 dolar iken ATM aracılığıyla aynı işlemin maliyeti yalnızca 27 cent” diyen Eğilmez bu işlemin Internet üzerinden yapılması durumunda ise maliyetin çok daha düşeceğini vurguluyor. “Tehlike aracıların yok olması” Öte yandan Türkiye’de Internet bankası konusunda çalışmalar yapan IBM Türk Finans Bölüm Müdürü Eray Yüksek Internet’in kanal olarak kullanımı ile Internet bankası arasında büyük değişiklikler olduğunu belirtiyor. “Şube, Internet, telekom, telefon, çağrı merkezi, gezici ekipler bütün o kanalları düşünürseniz bu kanalların dışında yepyeni bir şeyden bahsediyoruz” diyen Yüksek, şunları söylüyor: “Eski yapılarda klasik finans kuruluşlarına bakıldığı zaman sigortalar, menkul kıymetler ve bankalar var. Her biri de daha çok ürün bazlı bir yapıda gidiyor. Örneğin birisi yaşam sigortası satıyor; diğeri yatırımlarla üçüncüsü de müşteriyle ilgileniyor. Tüm segmentlerde benzer yapılar aranıyor. Internet altyapısını kullandığımız zaman şekil değişmeye başlıyor. Bir takım yeni oyuncular gelmeye başlıyor. Bunlar finans hizmetlerini farklı farklı tanımlayıp farklı hizmetlere gitmeye başlıyorlar. Bunlar artık klasik bir banka, sigorta, menkul değerler şirketinden farklı yapılara bürünmeye başlıyorlar.” Eray Yüksek, finans dünyasına çok genel anlamda bakıldığında alıcıların ve sağlayıcıların olduğunu da kaydediyor. Yeni dünyada işi kritik hale sokan yapının da bu noktada sağlayıcıların arayüzü olarak çalışan finansal kuruluşlarının rolünün ortadan kalması olarak görüyor. “En büyük tehdit finansal sağlayıcıların yok olması ve aradan çekilmesi. O ortadan çekildiği, sağlayıcılar ile kullanıcılar doğrudan ilişkiye geçtiği zaman rolleri, iş modelleri yok oluyor. Asıl korku burada. Bizim gördüğümüz gerçek tehlike bunların yok olması. Bunlar yok olduğu zaman yepyeni bir ilişkiler zinciri, finans modeli, şirketleşme göreceğiz. Doğrudan ilişkiye girmeleri de Internet gibi teknolojiler üzerinde olacak. Finans kuruluşunun o zaman rolünü alması gerekiyor. Internet bankacılığı dediğimiz asıl parça burada ortaya çıkıyor. Henüz kuruluşlar burayı görerek, hedefleyerek mi değişiklik yapıyorlar yoksa fırsat olarak mı değerlendirip değişiklik yapıyorlar bilinmiyor. “ Türkiye gerçeği Bilindiği gibi Türk bankacılık sektörü teknolojiye yatırım ve teknolojinin kullanımı açısından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde değil. Ancak Internet bankası oldukça farklı ve yeni bir uygulama. Teknoloji yatırımı ve bu alandaki yeniden yapılanmayı bir tarafa bırakırsak hukuksal anlamda öncelikle bir lisansın alınması gerekiyor. Yani sadece sanal dünyada bankacılık hizmeti vereceğini söyleyen bir kurumun tıbkı gerçek dünyada olduğu gibi bir lisansa ihtiyacı var. “Lisansı kim verecek ve bu konuda çalışmalar yapılıyor mu?” İşte bu sorunun yanıtı tam verilemiyor. Ancak gerçek dünyada bankacılık yapan bir kurumun sanal dünyada varolurken mevcut lisansının geçerli olabileceği de kaydediliyor. Bu, olayın çok genel anlamda hukuksal boyutu. Peki Türkiye olarak Internet Bankası uygulamasına hazır mıyız? Koçbank Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karaçam, Internet Bankası uygulamasının Türkiye için henüz erken olduğu görüşünde. Karaçam, bu konuda öncelikle dünyadaki örneklerin ve uygulamaların sonuçlarının görülmesi gerektiğini belirtiyor. “Ancak her bankanın mutlaka bir Internet stratejisi olmalı” diyen Karaçam, yeni yüzyıl bankacılık uygulamalarında insan, teknoloji ve know-how’ın büyük önem taşıdığını da söylüyor. Koçbank’ın teknoloji altyapısını sadece işlem süreçlerini tamamlayan bir yapı olarak düşünmediği bilgi üreten bir ortam olarak değerlendirdiği de kaydediliyor. IBM Türk Finans Bölüm Müdürü Eray Yüksek ise Türk halkının değişikliklere son derece hızlı uyum sağladığını belirterek ATM kullanımını örnek olarak gösteriyor. Dünyanın hiçbiryerinde ATM’lerin bu kadar hızlı kabul edilmediğini belirten Yüksel, enflasyonun belli bir düzeye indikten sonra tüketici alışkanlıklarına uygun finansman modellerinin bulunması gerektiğini söylüyor. “PC penetrasyonunun yükseleceğini öngörüyoruz. Çünkü bir süre sonra PC ile televizyonun fiyatı aynı olmaya başlayacak” diyen Yüksel bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin de yapılması gerektiğini kaydediyor. Nelere dikkat edilmeli?
Internet Bankası için neler gerekli
Internet Bankası’nın farkı Internet Bankası için nelerin gerekli olduğunu saydığımız zaman bütün bunların normal bir bankadan farkı ne olacak sorusu karşımıza çıkıyor . Bu soruyu IBM Türk Finans Bölüm Müdürü Eray Yüksel özetle söyle yanıtlıyor; “Bu soruya kuruluşun kendisinin yanıt vermesi, karar vermesi gerekiyor. Finans kuruluşunun nasıl bir yapıya dönüşeceğine, ne tür hizmetler üreteceğine ve de önceliğine karar vermesi şart. Ayrıca kuruluşun bu dünyada neyi hedeflediğini de ortaya koyması gerekiyor. Yani ‘Biz bu dünyaya girdiğimiz zaman müşteri başına maliyetimizi mi düşüreceğiz’, “Yeni ve hızlı ürün mü üreteceğiz?’ ‘Bu şirketi kurduğumuz zaman teknoloji dünyasının cazibesinden de yararlanıp bu şirketi borsaya kota edip oradan mı para kazanacağız’, ‘Biz bu şirketle kar mı yaratacağız, büyük hacimlere mi gideceğiz?’ gibi soruların yanıtlanması gerekiyor. Bu soruların yanıtını veremezsek Internet bankacılığıyla Internet bankası arasındaki farkı ortaya koyamayız. 15 yıldır yapılan işlerin Internet’e taşınmasıyla Internet bankası arasında çok fark var. Internet’te artık üçüncü dalga olarak B2B’den söz ediyoruz. Örneğin siz bireysel olarak benim bankamın müşterisisiniz bir başkası da benim bankamın ticari müşterisi. Ben sizin banka olarak ticari gereksinimlerinizi bilebiliyorsam ve o ticari gereksinimler benim diğer müşterimle eşdeğer ona karşı düşüyorsa aranızda bir ilişki yaratıp o finansal işlemi, hizmeti ben verebiliyorsam ve bunu Internet üzerinden yapabiliyorsam bambaşka bir dünyaya gidiyoruz demektir. Bu dünyada artık büyük balık küçük balığı yutmuyor. Hızlı balık yavaş balığı yutuyor.” “Stratejimiz, sınırsız bankacılık hizmetleri” Yapı Kredi Bankası Genel Sekreter Yardımcısı Selçuk Karaata da Türk bankacılığının teknolojik gelişime uyum açısından gelişmiş ülkelerdekine göre farkı olmadığını ve bunun Internet bankacılığı için de geçerli olduğunu söylüyor. Ancak öncelikle Internet altyapısının gelişimine ihtiyaç olduğunu da belirten Karaata “Şu an için genel olarak Internet bankacılığının tüketici kesimine hitap ettiği görülmekte. Ancak kurumlara yönelik hizmet veren sistemleri geliştiren bankaların da çalışmaları olduğu biliniyor”dedi. Selçuk Karaata, Yapı Kredi Bankası’nın hızlı Internet bankacılığına giriş yapmanın ötesinde Internet ile ilgili olarak farklı bir misyon üstlendiğini de belirterek bu misyon çercevesinde 1994 yılında Banka olarak Superonline’nı kurduklarını hatırlattı. Karaata şunları söyledi; “Bizler müşterimizin her istediği anda, istediği araç ve şekilde, istediği mekanda bankacılık yapabilmelerini terçih eden bir strateji izlemekteyiz. Bu amaçla stratejimize ‘Sınırsız Bankacılık Hizmetleri’ adını verdik. En önemli hedeflerimiz şubelerden verilen ürün ve hizmet spekturumunu ve hizmet kalitesini şube dışındaki kanallara taşıyabilmektir. Sınırsız bankacılık hizmetlerini dünyada gelişen teknolojilerle birlikte hızla Yapı Kredi Bankacılığına adapte etmekteyiz. WAP bunların en önemlilerinden. Yaptığımız araştırmalar, Türk insanının TV izleme alışkanlığının bir çok ülkeye göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Gelişen Digital TV teknolojisi ile bankacılık hizmetlerinin TV’den verilmesi imkanı olduğunu gördük. İştiraklerimizden DigiTürk ile ortak çalışmalar yaparak sınırsız bankacılık hizmetlerini TV’ye taşıyarak daha rahat bir ortamda banka işlemlerini yapabilmenin mutluluğunu müşterilerimize tattırmayı hedefliyoruz.” |
|