Belediyelerin geleceği : kent bilgi sistemleri

Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler, iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan inanılması güç ürünler, gelişmelerin aldığı yeni boyutlar toplumsal yapılara da yansımaktadır. Dünya ölçeğinde nerede denge noktasına kavuşacağı belli olmayan bir salınım yaşanıyor.

Doç. Dr. Erol Köktürk/ Universal Kent Bilgi Sistemi Danışmanı

Ülkeler bir yandan yeniden biçimlendirilmeye çalışılan siyasi ve ekonomik coğrafyadaki yerlerini tanımlamaya ve sağlamlaştırmaya çalışırlarken, buna koşut olarak kendi yapılarını gözden geçiriyorlar. Çoğu kez de geçirmek zorunda kalıyorlar.

Birçok gelişmekte olan ülke gibi ülkemiz de, uyum sancıları, arayışları, çatışmaları, tercihleri arasında kendine bir yol yaratmaya çalışıyor. Gelişmeler, verilecek kararlarda bir yandan işi zorlaştırıyor, öte yandan da karar vericilere daha fazla sorumluluk yüklüyor. İçinde bulunduğumuz süreçte ülkemizin hem merkezi yapılanmasının hem de yerel yönetimlerinin tepeden tırnağa gözden geçirilmesi gerekiyor. Gerekiyor, ama devlet olarak yüzyılların alışkanlıklarını, kalıplarını akşamdan sabaha bir kenara bırakmak, değiştirmek kolay olmuyor.

Bu tartışmada yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması, stratejik bir önem taşımaktadır. Bu stratejik önemden dolayı, yıllardan beri Mahalli İdareler Yasası’nda reform yapacağı söylenen sayısız taslak komisyonlar arasında gidip gelmekte ve meclise inememektedir. Ülkemizde 3 bin 60 dolayında belediye var. Yapıları gereği son derece dinamik kurumlar olan belediyeler, merkezi yapılara göre değişimlere daha açık, yeniyi kovalayan ve uygulayan, belli dönemlerde belli projeleri kotarmak zorunda olan kurumlardır. Demokrasinin özgün anlamına daha yakınlar ve bu nedenle de demokrasi tartışmalarında ilk akla gelen birimler olmaktadırlar.

Belediyelerin asli görevi, sınırları içinde mekanın planlı gelişmesi kararlarını vermek, kararları uygulamak, hemşeri güvenliğini ve mutluluğunu amaçlayan projeler üretmek, üretilenleri bu yönden yönlendirmek ve denetlemek, hemşerilerinin beklentilerine yanıt vermek, bu arada yerel yükümlülükleri onlarla paylaşmak... Görevlerini yerine getirirlerken ciddi bir veri kümesini manipule eden belediyelerin, hele deprem sonrası süreçte eski alışkanlıklarını sürdürme olanakları kalmamıştır...

Çünkü 17 Ağustos ve 17 Kasım depremleri, dünya ölçeğindeki arayışlara, kendi özgünlüklerimizi koruyarak ve geliştirerek uyum sağlamada treni kaçırma noktasında olduğumuz konusunda uyandırıcı bir etki yapmışlardır. Artık eski yaklaşımlarla milenyumun yerel yönetim anlayışına ulaşamayız. Bu, açıkça ortaya çıkmaktadır. Çünkü klasik yerel yönetim anlayışı, artık yeni yüzyılın beklentilerini karşılayamaz. Gelişmeler karşısında sınırlı ve kısıtlı kalacağı kesin. Bunun yanı sıra

AB’ye tam üyelik sürecini yaşayan ülkemizde, tüm kurumlar gibi belediyelerin de AB standartlarına kavuşmaları gerekiyor.

Bu süreç, belediyelerde daha köktenci dönüşümleri zorunlu kılmaktadır. Küçük revizyonlar ve düzeltimler bu süreci kucaklamaya yetmiyor.

Yerel yönetimlerin kurumsal, teknoloji altyapısı, insan kaynakları açısından sınırsız beklentileri karşılayabilecek biçimde yeniden örgütlenmeleri gerekiyor...

Tüm bunlar yeni bir yerel yönetim ve yöneticilik kültürü yaratmanın eşiğinde olduğumuzu vurgulamaktadır.

Bu yeni yerel yönetim, her şeyden önce bilgiye önem veren, ona inanan, bilgiden güç alan bir yönetim felsefesini içselleştirmek zorundadır. Bu yeni yerel yönetim, kurumu teknoloji mezarlığına çevirmeden teknolojiyi kullanmak, veri mezarlığı yaratmadan da verileri yaşar biçimde, yani güncel tutmak, geliştirmek, yönetmek ve kullanmak zorundadır. Yönettiği veri kümesinin yüzde 80’inin mekanla, coğrafyayla ilintili olduğu düşünülürse, bu ilişkilenmeyi de gözeten bir sistemin belediyelerde kurulması gerekmektedir.

Ülkemizde yeni yüzyıldaki en önemli dinamiklerden birisinin kentleşme olacağında uzmanlar birleşmektedir. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde toplam nüfusun yüzde 75-80’i kentsel alanlarda yaşayacaktır. Var olan sorunlara yenileri eklenirken, var olan verilere de yenileri eklenecektir. Kararların daha fazla veriyi gözetmesi zorunlu olacaktır. Bu nedenlerle belediyelerin geleceği bugünden kazanma yolunda köktenci düzenlemelere gitmesi zorunludur. Bir kurumsal dönüşüm süreci zaman yitirilmeden başlamak zorundadır. Bu dönüşümün dinamosu, kent bilgi sistemleridir.

Belediyelerin geleceği, kent bilgi sistemlerindedir. Çünkü, artık belediyelerde bilgi, entegrasyon, etkinlik-etkililik, verimlilik, hız ve kalite, çalışanların mutluluğu-hemşerilerin mutluluğu, yönetebilirlik, ölçebilirlik, denetim gibi kavramların yaşam bulacakları bir bilgi atmosferi yaratılmasında bu sistemler önemlidir. Önemin ötesinde stratejiktir ve kaçınılmazdır. Mekansal içerikli olan, yani coğrafi bilgileri de kapsayan kent bilgi sistemleri, 2000’li yılların yerel yönetimlerinin en güçlü karar destek sistemleri olarak neredeyse genel kabul görmektedirler.

Kent bilgi sistemleri, belediyelerin önünü, geleceklerini aydınlatan projektörlerdir.