Türkiye’yi Internet’e taşımak: Nasıl bir eylem planı ?

Türkiye’de garip bir ikili görüntü beraber yürüyor: Bir yandan hızla gelişen, dinamik sektör, alt sektör ve uygulamalar; öte yandan yıllardır fazla bir yol alamamış ve insana “Dejavu” hissi veren, sorunlar, uygulamalar, bakış açıları. İşte Internet böyle bir konumda.

Mustafa Akgül

Türkiye Internet’i 7 yılını doldurdu. Son 1-2 yılda önemli gelişmeler yaşandı. Büyük holdingler ve bankalar Internet’in önemini kavradı, Internet’e yatırım yapmaya başladı. Uluslararası risk sermayesi de gelmeye başladı. Internet reklamları, deterjan reklamlarının önüne geçti. Yeni 'start-up' şirketler ortaya çıkmaya başladı.

Tüm bunlara rağmen, Internet Türkiye'nin gündeminde değil. Basının Internet sayfalarına, TV’lerdeki Internet programlarına, Bilgi Bakanlığı tartışmalarına rağmen, ülkenin gündeminde Internet yok.

Internet’in, sanayi devriminden sonraki en önemli gelişme olduğunu söyleyen e-Avrupa inisiyatifine kıyasla, Internet’e bu önemi veren kaç Türk entelektüeli, politikacısı, yöneticisi var?

Türkiye bilişim ve Internet sektörü, ortak akıl üretme yolunda bir miktar emek harcıyor. Maalesef, bu henüz kritik bir seviyeyi aşamadı. Öyleyse ne yapmalı? Nasıl örgütlenmeli? Hangi hedeflere yönelmeli?

Bilişim 2000 kapsamında Türkiye’yi Internet’e taşımak: Nasıl bir eylem planı adlı oturumda bunları tartışmaya başladık. Ortak akıl oluşturma konusunda, ortak hareket etme, somut projeler oluşturma ve takip etme konusunda ilke düzeyinde anlaştık, küçük bir yürütme kurulu oluşturduk ve oturma katılanlar bir liste etrafında örgütlendiler.

E-Türkiye Forumu

Bu kapsamda ortak akıl oluşturma kapsamında yapmayı düşündüğümüz ilk etkinlik, 9-11 Kasım’da İstanbul, Harbiye Kültür sitesinde yapılacak VI. Türkiye’de Internet Konferansı kapanış oturumunda ortak akıl oluşturmaya yönelik E-Türkiye Forumu olacaktır. Forumda başta Bilişim örgütleri, siyasi partiler olmak üzere, toplum önderleri ve bireylerin Türkiye’nin Internet konsunda ne yapması gerektiği konusunda görüşlerini kısa, öz ve somut olarak sunmasını ve daha sonra da yayınlanmasını istiyoruz.

Bilişim 2000 oturumunda önerilen 2. etkinlik ise, bu konuda bir deklarasyonda anlaşıp bu metni medyada ilan ve başka yollarla tüm ülkenin gündemine sunmak ve sonra da Ankara’da 1 günlük Ne Yapalım? toplantısı yapmaktır.

Internet için ne yapılması konsunda benim önerilerim şunlardır:

  1. Ortak akıl üretmeye daha fazla çaba harcamalıyız. Alınan kararları el birliği ile savunmalıyız. Kendi aramızda saydam, esnek, katılımcı mekanizmalar kurmalıyız. Oluşacak hataları tespit edip, düzeltecek bir yapıda olmalı bu.
  2. Internet’i Türkiye’nin gündemine oturmasını sağlamalıyız. Bu tartışmanın, ülkenin temel sorunlarıyla bağlantısını kurabilmeliyiz. Saydamlık, katılımcı yönetim ve demokrasi boyutunu somut bir şekilde öne çıkartmalıyız.
  3. Ulusal Eylem Planının çekirdeğini ortaya çıkartmalıyız. Takvime bağlı, ölçülebilen somut hedefleri olan bir plan oluşturmalıyız. Böyle bir planın kamu, okullar, KOBİ’ler, özel sektör, bireysel, kurumsal, mobil Internet gibi hedefleri olmalıdır. Eylem planı, esnek, sık sık gözden geçirilip yenilenen, sonuçları ve başarı oranı sürekli izlenen bir plan olmalı.
  4. Ulusal boyutta örgütlenme ve ulusal düzeyde ve kamuya özgü boyutları olan mekanizmalar kurmalıyız. Özel sektör, mesleki ve sivil toplum örgütleri, üniversiteler bu tür mekanizmaların içinde ağırlıklı olarak yer almalıdır. Bu örgütlenmeler, Türkiye Internetindeki gelişmeleri sürekli izlemeli, politikalar, uygulamalar hakkında yol gösterici kararlar almalıdır.
  5. Internet altyapısındaki sorunlar tespit edilmeli ve çözümü içim öneriler oluşturulup, kamu oyu desteğiyle hayta geçirilmelidir. Kablo, xDSL gibi teknolojiler dahil, tüm altyapıda rekabetin oluşması öncelikli hedef olmalıdır.
  6. Türkiye Internet’inin düzgün çalışması için TT, ISS'ler ve Üniversiteler daha sıkı bir işbirliğine gitmelidir. Yönlendirme, Proxy/Cache ve ağ erişim noktaları (NAP)'lar özellikle üzerinde durulması gereken noktalar. SPAM'a karşı örgütlü bir mücadele gerekir. Türkiye Internetini daha sağlıklı çalıştırmalıyız. Alan adları konusunda da kendi aramızda konuşmalıyız.
  7. İnsan gücü açığı tüm dünyada olduğu gibi bizde de had safhada. En yetenekli gençlerimizi yurt dışına kaçırma çok ciddi bir tehdit olarak önümüzde. Üniversite sistemini yeniden yapılandırarak bilgi teknolojilerinde geniş bir yelpazede insan yetiştirmeliyiz. Bu kapsamda yapılacakların başında öğretim üyeliği mesleğini cazip hale getirmeliyiz. Gerekirse, üniversite hocalarını bilgi teknolojileri alanında yeniden eğitmeliyiz. Teknik formasyonu olan işsiz üniversite mezunlarını bilgi teknolojilerinde yeniden eğitecek mekanizmalar kurmalıyız.
  8. Yasal düzenlemeler konusunda hızlanmalıyız. Özel sektör ve STK'ların aktif katkıları ile gerekli yasal düzenlemeleri, çok aceleye getirmeden, hayata geçirmeliyiz. Internet Café’ler konusu ancak oto-denetim ve örgütlenme ile çözülebilecek bir noktaya gelecektir.

Bu arada kişisel hakların (privacy) güvence altına alınması üzerinde özenle durulması gereken bir konudur. Hayata geçme umudu yeşermiş gözüken MERNİS'in getirdiği bireysel kimlik numaralarının, tüm kamuda, doğrudan kullanılmasının sakıncaları üzerinde durmak zorundayız.

  1. Sayısal uçurum (digital divide) konusunda politikalar geliştirip, uygulamaya başlamak gerekir. Halk kütüphaneleri ve yerel yönetimlerine bu konuda önemli görevler düşmektedir.

Özet olarak, Türkiye bilgi teknolojilerinin yaşamsal önemini kavramalı ve bu konuda ciddi yatırım yapmalıdır. Bu konuda kamu özel sektör, STK'lar ve üniversitelere önemli görevler düşmektedir. Tüm kesimler, katılımcı ve saydam mekanizmalarla, ortak aklımızı oluşturup, el birliği ile ülkemizi gelişmekte olan "Bilgi Çağı"na taşımak zorundayız!

akgul@bilkent.edu.tr