|
|
|
|
Yıllar sonra yeniden gittim. Silahlı
Kuvvetlerin, çağdaş taknolojik gelişmelere ne denli yatkın
olduğuna bizzat tanık oldum. Toplumun en genç kesimiyle içli dışlı
olan, yüzbinlerce gencimizin yaşamında en önemli etkiyi yaratan
askeri bürokrasi çağa ayak uydurmada beklentilerimin çok
üstündeydi.
Ordunun "ilerici" ve toplumu sürükleyici konumu, çağın teknolojisini yakından izlemesiyle doğrudan ilgili. Oğlumun Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölümü'ne kaydı için gerekli askerlik işlemleri için gittim bu kez. Askeri disiplinden hiç ödün vermeden yurttaşlara hizmetin nasıl verileceğinin başarılı bir örneği ile karşılaştım. Çankaya askerlik şubesindeki bilgisayarlar, komutanın masasını süsleyen birer görgüsüzlük numunesi değil, vatandaşın işlerini hızla tamamlayan etkin birer araçtı. Komutanla karşılaşmadım bile. Oysa benzeri bir başka iş için herhangi bir devlet dairesine gitsem, "Müdür Bey"i görmeden işlerin hızlandırılması pek mümkün olmuyordu. Daha çok yakında pasaport işlemlerim sırasında tanık olmuştum bu olguya. Askerlik şubesinde çalışan "sivil memur"lar, güleryüzle de hizmet sunulabileceğini kanıtlama yarışına çıkmış gibiydi. Oğlumla ilgilenen "Müracaat"daki bayan memur, benim orada bulanmamın ayıbını yüzüme vurururken, saygılı ve ölçülüydü. Amacı Oğluma cesaret ve güven vermekti. Yüzlerce genç, gerekli evrakları uzattığında işlemleri bilgisayarda birkaç dakikada bitiriliyor, geriye birkaç "mühür ve imza" yı tamamlatmak kalıyordu. Oysa daha birkaç yıl öncesine kadar işlemler illede evrak üzerinden sürdürülebiliyordu. Hele bir de bizim gibi nufus kaydını kırk yıldır oturduğu Ankara'ya nakletmemekte direnenler için durum iyice sıkıntılıydı. Şimdi işlemler bilgisayarda, aynı anda hem merkezde hem yerli askerlik şubesinde kaydediliyordu. Doğrusu, Ordumuzun toplumun hep "ileri"sinde olduğu savının sadece bir abartı ya da "hamaset" olduğuna giderek daha yaklaşıyordum. Gittim gördüm. Hepsi okumuş, güleryüzlü çocuklar. Her yıl yüzbinlerce gencimizin işlemlerini aksatmadan sürdürecek teknolojik donanıma sahipler. Girerken de çıkarken de hep dostça karşılandım. O kadarki, askerlik çağına gelmiş bir baba olduğumun farkına bile varamadım. Teknoloji sen nelere kadirsin! |
||||||||
|