Türkiye’nin Avrasya Fırsatı-1

Bilişim 2000 Etkinlikler çercevesinde düzenlenen Avrasya bilişim pazarı potansiyeli ve Türkiye’nin olası katkısının tartışıldığı Bilgi ve İletişim Teknolojileri Uluslararası Forumu (IFonICT) büyük ilgi gördü. İki gün süren oturumların, açılış konuşmasını Interpro Genel Müdürü Zafer Kurdakul yaptı. Bölge ülkelerinin ortak özelliklerinin IFonICT gibi ortak bir platformda tartışılmasının yararına değinen Kurdakul, böyle bir toplantının İstanbul’da yapılmasının önemini vurguladı ve İstanbul’un, bölgenin bilişim merkezi olmaya aday olduğunu söyledi.

Oturuma katılan Dış Ticaret Müsteşarı Kürşat Tüzmen ise konuşmasında Türkiye’nin, sanayi devrimini yakalayamadığını, benzer bir hatanın bu yüzyılda tekrarlanmayacağını vurguladı. “Bu sefer, ıskalamayı düşünmüyoruz” dedi ve bu amaca yönelik yönelik çalışmalar yaptıklarını anlattı. Konuşmasında yazılım üretiminin önemine de değinen Tüzmen, “Beyinleri vergilendirmemek ve üstündeki verginin de tamamen kaldırılması lazım. Türkiye’nin 3 yıl içinde 20 bin bilgisayar mühendisine gereksinimi olacak. Yazılım ihracat eden bir ülke haline gelmemiz gerekiyor” dedi.

Telekomünikasyon Kurulu Başkanı Fatih Mehmet Yurdal da, Internet’in yaygınlaştırılması için Türk Telekom’un hem sayısal hem kalite açısından yeterli hale getirilmesinin şart olduğunu vurguladığı konuşmasında Kasım 99 itibariyle TT’den hizmet sunmak üzere port talebinin 500 bin olduğunu ancak TT’nin 40 bin kadar talebi karşılayabildiğini hatırlattı. Yurdal “Pazarı doyurabilmek için artık özel şirket haline gelmiş olan TT’ye güvenmek yeterli değil. TTNet hizmeti sayısal ve kalite açısından yeterli değil. Biz Türk Telekom’un bir bölümünün özelleştirilerek rehabilite edilmesini, yeni teknolojiler getirilmesini bir ufuk getirilmesini istiyoruz. Bizim pazarımız TT’nin tek yegane bir şirket olduğu fikrinden vazgeçmek zorunda. Bu sene satılması gereken hisseler bu yıl satılamayacak. Bu bir kayıp. Bu aşamalardan sonra Avrasya’ya açılmamız vazgeçilmez bir şarttır” yorumunu yaptı.

Interpro Pazar Araştırma Hizmetleri Merkezi Genel Müdürü Akın Evren ise yaptığı konuşmada Türkiye’de bilişim alanında 5 bin kadar şirket olduğunu ve Türk bilişim pazarının tüm Avrasya bölgesi için ümit kaynağını haline geldiğini söyledi. Evren bunun nedenlerini şöyle sıraladı; “Bilgiişlem teknolojileri kültürü, sayısal iletişim altyapısı, genç ve dinamik nüfus, rekabet ve dünyaya açılma isteği.”

Bilişim şirketlerinin deneyimi

Forumun öğleden sonraki oturumunun ilk bölümünde, üç bilişim şirketinin Avrasya vizyonlarına ilişkin özet sunumlarla devam edildi. Turkcell Genel Müdürü Cüneyt Türktan, Panasonic/Matsushita’dan Yasuyuki Suzuki, Motorola’dan Rainer Lichetzki ve Didem Ün konuşmacı olarak katıldılar.

Turkcell Genel Müdürü Türktan, Azerbaycan başta olmak üzere Gürcistan, Kazakistan, Moldova’ya, bu arada Kuzey Kıbrıs’a da mobil hizmetleri götürdüklerini söyledi. Bölgeye ilgilerini, “Eğitilmiş kaliteli insan gücü, gelişmeyi isteyen bir kitle var” diyerek açıkladı.

Bölgenin potansiyeli hakkında ise Türktan “Kısa dönemde yatırım yapıp kar etmeyi düşünmüyoruz. Avrasya’ya 184 milyon dolar yatırdık. Azerbaycan’da 300 bin, Kazakistan’da 80 bin abonemiz var. Bölgede dijital alt yapı olmaması aynı zamanda bir fırsat. Yabancı yatırımcı az. Onların da Türkiye üzerinden yatırım yapması yararlı. Ortağımız Sonera, bölgedeki yatırımlar için Turkcell’i tercih ediyor” dedi.

Ortak bilişim projelerine kaynak nasıl sağlanır?

Forumun ikinci bölümünde ise ortak bilişim projelerine mali kaynak bulunmasına ilişkin formüller üzerinde duruldu. Avrupa Birliği Komisyonu’nda Türkiye’nin üyelik öncesi geçiş sürecinin düzenlenmesinden sorumlu birimin başkanı Alain Servantie, konuşmasına, Türkiye hükümetlerinin BT araştırmasına ayırdığı paranın pek az olduğunu söyleyerek başladı. 10 yıl önce, Türkiye’de BT konusunda araştırma ve yatırım yapacak şirketlere vergi kolaylıklarının gündeme geldiğini hatırlatan Servantie, bu konuda Türkiye’de hala somut girişimlerden söz edilemeyeceğini de vurguladı.

Bilindiği gibi AB bünyesinde BT araştırmaları özel şirketlerin bünyesinde gerçekleştiriliyor. AB ile üye adayı ülkeler arasında BT konusunda işbirliğine gidilmesi konusunda 4 yıl önce Kopenhag Zirvesinde karar alındığını hatırlatan Servantie, Türk BT şirketlerine AB üyelerindeki BT şirketleriyle işbirliğine girişme fırsatı doğduğunu söyledi. Servantie, “Türk şirketleri, AB tarafından belirlenen bütün BT programlarına TÜBİTAK veya Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı aracılığıyla katılabilir. AB bu amaçla 50 milyon Euro fon ayırmıştır. Bu nedenle sorun, mali kaynak bulmak değil, iyi ve somut projeler bulmaktır” dedi.

Yunanistan’da 300 BT şirketinden oluşan bir sivil toplum örgütü olan SEPE adına toplantıya konuşmacı olarak katılan Stefanos Karapetsis Avrupa’nın, BT konusunda ABD ve Japonya’nın gerisinde olduğunun altını çizdi. Karapetsis, Avrupa’da GSMH’nin sadece yüzde 1.8’inin bu konuya ayrıldığını söyledi. İleri teknoloji konusunda ABD ile AB arasındaki farkın yıl başına 20 milyar Euro tutarında olduğuna dikkat çekti. BT konusundaki araştırmacıların AB’de yüzde 0.25, ABD’de 0.67, Japonya’da ise yüzde 0.60 düzeyinde olduğunu ekledi.

AB’nin, araştırma ve geliştirmede iyileşmeler yapmak için girişimlerine çok önceden başladığını, bu amaçla adımların atıldığını kaydetti ve şu bilgileri verdi: “Bu adımları; araştırma koşullarını geliştirmek, mükemmellik merkezlerini ağ haline getirmek, ulusal araştırma programlarını eşgüdümlemek olarak sayabiliriz. Bu amaçla, AB Komisyonu geçen Haziran’da Portekiz’de aldığı karar uyarınca AB liderlerinin Avrupa’nın ‘e-Europe’a dönüşmesi için somut adımlar atıldı.”

Yunanistan’nın AB’deki BT proje ihalelerinin yüzde 17’sini kazandığı da öğrenildi.

Toplantıda Yunanistan ile Türkiye arasında linguistik (örneğin ses tanıma), turizm, e-ticaret (B2B, B2C), kültürel mirasın korunması ve temel teknolojiler konularında ortak projeler yapılabileceği de ifade edildi. Türk ve Yunan işadamlarının, projelere ortak fon yaratabileceğini veya her iki ülkede de başlangıç sermayesi konusunun ciddi biçimde ele alınarak bürokratik engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini savundu.

Karapetsis, her iki ülkenin de yaşadığı deprem felaketlerinin, bu konuyu BT bünyesinde ele almaya bir fırsat tanıdığını söyledi. “Eğer birlikte bu konuya el atarsak, ilerde yine böyle felaketlerle karşılaşırsak daha iyi hazırlanmış oluruz” diyerek sözlerini bitirdi.

KOSGEB Bilgi Sistemleri Başkanı Meral Sayın ise Euro Info Center aracılığıyla AB Komisyonu’nun 35 ülkede orta ve küçük boy işletmelere bilgi aktardığını hatırlattı. Sayın bu çerçevede AB ile üç çevre bölge arasında kurulan özel ilişki oluşumları hakkında bilgi verdi ve şunları söyledi; “(1) Türkiye dahil, Akdeniz bölgesini kapsayan MEDA programının 7 yıl süreyle 7.8 milyar Euro tutarında bir bütçesi var. (2) PHARE programı, 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesiyle AB arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla oluşturuldu. 5 yıl süreyle bütçesi 15 milyar Euro. (3) TACIS programı, 13 eski SSCB ülkesini kapsıyor. 7 yıl için 3 milyon Euro’luk bir bütçesi var. AB, bu üç program aracılığıyla üye adaylarını ve AB bölgesi dışında kalan ülkelerdeki girişimleri mali açıdan destekliyor.”

Günün son konuşmacısı Cemil Arıkan da özel sektörün Ar-Ge’ye olan desteğine değinerek, Türkiye’de bunun yüzde 34, Avrupa’da yüzde 50 ve ABD’de yüzde 70 olduğunu belirtti. Türkiye’de risk sermayesi (venture capital) veren Vakıf Risk’in şimdiye kadar sadece 3 şirkete destek verdiğini kaydeden Arıkan “Bizde henüz bu iş var diyemeyiz. Ancak Türkiye’de bu konunun gelişeceğine inanıyorum” dedi.

Bu arada Bilgi ve İletişim Teknolojileri Uluslararası Forumu (IFonICT) başlığı altında tartışılan Avrasya Bilişim Pazarı, Avrasya Bilişim Pazarı İçin Teknolojiler ve bilişimde Türk-Yunan İşbirliği konularına ise BThaber’in gelecek sayısında yer vereceğiz.