|
|
|
|
| Sermayeye erişim Türkiye’deki
teknoloji sektörünü nasıl etkiliyor?
Türkiye’deki yeni kurulmuş ya da büyümekte olan teknoloji şirketlerinin risk sermayesi kullanmaya başladılarına ya da halka arz yoluyla sermaye temin ettiklerine şahit oluyoruz. Bu gözlem, teknoloji sektörünün dinamiklerinin kısa bir süre içerisinde hızla değişeceğini de gösteriyor. Patrick Keating - Strateji Menkul Değerler Yeni kurulan ya da büyümekte olan bu şirketler yeni bir ürünü piyasaya sürmek ya da yeni piyasalara açılabilmek için birdenbire büyük bir güç elde edecekler. Bu şirketlerin yerli rakipleri bu yeni güçle savaşmakta güçlük çekecekler. Uluslararası şirketler ise Türkiye pazarına girmeyi artık o kadar kolay bir iş olarak görmeyecekler. Tabi ki bu yeni elde edilen gücün eninde sonunda kara ve piyasa hakimiyetine dönüşmesi şart. Aksi halde, maliyetler artarken risk sermayedarlarından sağlanan sermaye de kısa sürede yok olur gider. Piyasanın, şirketin açıldığı sırada yapılan büyüme tahminlerine ulaşamayacağını anlamasıyla borsadaki hisse senedi değerleri tepetaklak olacaktır. Sonuç olarak, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki teknoloji sektöründe de kesinlikle kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Peki tüm bunlardan nasıl bir sonuç çıkarmalıyız? Eğer bir risk sermayedarından kaynak temin etmek üzereyseniz ya da şirketinizin halka açılma süreci içerisinde yer alıyorsanız o zaman kendinizi değişime hazırlanmaya başlamalısınız. Belki şirketinizi yönetme biçiminiz değişmeyecektir. Ama bir çok insan için bu daha fazla baskı altında çalışıp daha fazla organizasyonel sorumluluğun alınması anlamına geliyor. Çünkü artık esas amacı yaptıkları yatırımdan kar etmek olan yeni hissedarlarınız var . Strateji’de ve Sen Fransisco’daki Hambrecht & Quist yatırım bankasında çalıştığım yıllarda risk sermayesi alan veya ilk halka arzını gerçekleştiren şirketlerin yöneticilerinin hem kişisel hem de profesyonel anlamda nasıl inanılmaz şekilde değişebildiklerine şahit oldum. Bazıları değişimi oldukça iyi yönetirken bazıları geriledi bazıları ise tamamen başarısız oldu. Benim çıkarımım, aynı süreci geçmiş kişilerle konuşmak için vakit ayıran, daha önce yaşanmış benzer gelişmeleri inceleyen, hatta bu şirketlerdan bir kaçını ziyaret etme yolunu seçenlerin bu dinamik değişimden en az etkilendiği yönünde oldu. “Superior preparation rarely tastes defeat.” - İyi hazırlığın tadacağı mağlubiyet de azdır- derler. Yıllarca çalıştıktan sonra rüyalarınızı gerçekleştirecek kaynaklara ulaştığınızda bu şansınızı elinizden kaçırmayın.Size yardımcı olabilecek bir kaç kitap : Michael Wolff’un “Burn Rate - How I Survived the Gold Rush Years on the Internet”, Abdurrahman Yıldırım’ın İMKB’nin Öyküsü , Robert Altman’ın “Creating Investor Demand for Company Stock” ve James Arkebauer’ın “Going Public”. Bunlara artı olarak belki Of Mandino’nun “Dünyanın En iyi Satıcısı” -The World’s Greatest Salesman- kitabını alabilirsiniz. Og’un kitabı size yeni ekonomide ihtiyacınız olan düşünsel gücü ve arzuyu verecektir. |
|