Sayısal teknolojinin yeni bir uygulama sahası: Sayısal yayın

Bilgisayarların ilk olarak görülmeye başladığı yıllardan bugünlere kadar gelen ve hepimizin ilgiyle izlediği gelişmeler, bilgisayarı yavaş yavaş geleneksel “Bilgiişlem” odalarının dışına çıkardı. İlk olarak, işyerlerindeki bireysel kullanıcıların gereksinimlerini karşılamakla başlayan değişim, daha sonra hayatımızın her noktasında kendini hissettirmeye başladı.

Oğuz Gel - Digiturk

Aklınıza gelebilecek her şeyin arkasında “bilgisayar teknolojisi” görülmeye başlandı. CD çalarlardan otomobilimizin motor kontroluna, bindiğimiz uçağı bir pilottan farksız uçurabilen Uçuş Yönetim Sistemi’nden cebimizdeki telefona kadar her şey dijital olmaya başladı. Özellikle kişisel bilgisayarlar, eğlence amacıyla gerek oyun, gerekse video izleme, müzik dinlemek için kullanılır oldu. Kişisel sistemlerdeki teknoloji, son yıllarda oyunların ve çokluortam (multimedia) yazılımlarının bitmek tükenmek bilmeyen kaynak gereksinimini karşılamak için geliştirilmeye başlandı. Öyle ki, bilgisayar oyunlarına meraklı bir çocuk için vazgeçilmez olan teknoloji, bugünün modern ofis kullanıcısının (profesyonel kullanıcının) gereksinimi olan teknoloji düzeyini çok geride bıraktı.

İşte bütün bu gelişmeler sırasında geleneksel düşünce tarzının dışına pek de çıkamayan bizler, bütün enerjimizi ve dikkatimizi geleneksel “bilgisayar” üzerinde sunulan yazılım ve donanım bileşenleri üzerine yoğunlaştırdık. Örneğin, şu andaki konumuzla doğrudan ilgili olan MPEG-2 standardının kişisel bilgisayarlarda video izlemek için yaratıldığını zannettik. Bu konuyla ilgili yüzlerce yazı ve haber yayınladık.

Ancak işin gerçeğine baktığımızda, teknolojideki tüm yenilikler ve araştırma-geliştirme yatırımları gibi, bu konunun da ortaya çıkmasının ardında dijital yayıncılığın yattığını, bulunmuş olan teknolojinin ancak bu şekilde yaygınlaşarak ekonomik bir değer sağlayabileceğini ancak birkaç yıl sonra anladık.

Yıllardır yepyeni ürünlerin, teknolojilerin, kavramların tanıtıldığı Bilişim’de “O yılın teması” veya benzeri bir anket veya yarışma yapılmıyor. Ancak, etkinlikleri ve fuarı izlediğinizde, birçoğunuzun hatırlayabileceği gibi, her yıl akılda kalan bir veya birkaç “ana tema” gözlemleniyor. İçinde bulunduğumuz bu teknoloji dolu haftalarda ise, son zamanlarda dünyada hızla yaygınlaşan, ülkemizde de ilk örnekleri görülmeye başlanan “dijital yayıncılık” da, en çok konuşulacak konulardan biri olmaya aday gibi gözüküyor.

“Bir TV kanalının analog yayını için kullanılması şart olan bant genişliğine 10 - 12 kanal sığdırabilme” kavramının çok ötesinde, bugüne kadar mümkün görülmeyen birçok özelliği kullanıcıya sunan dijital teknoloji, ilk olarak Bilişim 2000’de Türkiye’nin beğenisine sunuluyor. Bu konuda hazırlıklar ve yatırımlar yapan kuruluşlardan tutun da, bugün pilot yayın döneminde 90’a yakın kanalı yüzbinlerce kişiye ulaştırmakta olanlara kadar herkes, dijital yayıncılığın ülkemizde hak ettiği yere kavuşabilmesi için canla başla çalışıyor.

Sayısal yayıncılık bize ne getiriyor?

Öncelikle sayısal yayıncılık kavramını biraz açmakta fayda var. Kavram her ne kadar “yayıncılık” sözcüğü üzerine kurulmuş ve her ne kadar bir TV kanalının dijital olarak yayın yapması mümkün olsa da, bu konuda dünyada en başarılı ve en büyük örneklerin “yayıncılık”tan çok “dijital platform işletmeciliği” şeklinde tezahur ettiğini görüyoruz. İlk olarak ABD’de başlayan, daha sonra birkaç Avrupa ülkesinden sonra Türkiye’de görülmeye başlanan Dijital Platform İşletmeciliği, temelde, analog veya dijital olarak yayın yapan kuruluşların sinyallerini dijital bir paket halinde abonelere sunmaya, deyim yerindeyse “taşıma”ya dayalı bir iş kolu. Dijital teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanmak isteyen, yüzlerce kanalı CD kalitesinde stereo ses ve DVD kalitesinde net görüntü ile izleyen kullanıcılar, Elektronik Program Rehberi, Programlar ve Kanallar bazında Çocuk Kilidi, Çift Dil Seçeneği, Çift Dilde Altyazı Seçeneği, Bilgi Ekranı, İzle ve Öde sistemi ile sunulan vizyon filmleri gibi birçok yeniliği de evlerine konuk ediyorlar. İlk aşamada yayınları dijital bir paket halinde taşıyıp izleyicilere yepyeni olanaklar sunmakla başlayan hizmetler, daha sonra etkileşimli uygulamalar, bilgi hizmetleri, alışveriş ve bankacılık gibi konularla zenginleştiriliyor.

Kurulum ve işletme aşamalarında çok büyük parasal yatırım, emek ve zaman gerektiren bu yepyeni iş kolunun ülkemizdeki uygulamalarını görmek ve bu teknolojiyle tanışmak, belki de fuar çıkışında “Bizim eve de gelmeli” diye düşünüp siparişinizi vermek için önerdiğimiz tek adres, elbette, yıllardır size en son gelişmeleri yansıtan “Bilişim” fuarı.