Türkiye Internet’ine yeni bir model: Internet Vakfı

İçinde bulunduğumuz günlerde kuruluş çalışmaları sonuçlanma aşamasına gelen Internet Vakfı, Internet’in doğasına uygun çoğulcu yapısıyla Türkiye’de Internet’in önemini her kesime kabul ettirmeyi ve siyasileri bu işin içine çekmeyi hedefliyor.

Aslı EVREN

Türkiye Internet’i, Internet Üst Kurulu’ndan sonra yeni bir örgütün doğuşuna daha sahne oluyor: Internet Vakfı. Kurulda aylarca süren tartışmalar doğrultusunda önerilen çözümlere ulaşabilmek için, kuruldan daha farklı bir model arayışının sonucu olarak doğan Internet Vakfı, Türkiye’de Internet alanında gerçekçi bir strateji çizmek ve bu alanda çoğulcu bir katılımla Türkiye’ye doğru çözümleri sunmayı hedefliyor. Peki, Internet Vakfı hangi düşüncelerle ortaya çıktı, neleri çözmeyi istiyor, Türkiye’de birbiri ardına kurulan ve fazla bir varlık gösteremeyen kurullardan ne anlamda farklı olacak? Gündeme geldiğinden bu yana bu konu üzerinde çok fazla çalışan Internet Üst Kurulu üyesi, Innova Bilişim’in kurucu ortaklarından Ümit Atalay’la Internet Vakfı’nın neler hedeflediğini konuştuk.

Vakıf fikri nasıl doğdu?

Turnet ihalesinin yapılması ve Internet’in ilk kıpırdanışları ile birlikte Internet’in ilk sorunları yaşanmaya başladı. “Hat bulunamıyor, alınamıyor, alınanlar çalışmıyor” şeklinde önce Türk Telekom’a odaklı, sonra da özellikle basın ve diğer forumlarda doğrudan bakanlığa yönelik çok keskin eleştiriler gelmeye başladı. Türk Telekom da ilk defa bu noktada farklı bir abone ve iş tipi ile muhatap olmaya başladığının farkına vardı. Gerçekten çok keskin çıkışlar vardı. Ulaştırma Bakanlığı bu noktada Türkiye’de Internet konusunun daha geniş ölçekli, daha katılımcı ve endüstrinin geri dönüşünü doğrudan bakanlığa ve Türk Telekom’a yansıtan bir yapının gerekliliğini gördü ve Necdet Menzir döneminde Internet Üst Kurulu kuruldu. Kurulun ilk altı ayında aslında hem bakanlık hem TT Internet konusundaki talebin boyutu ve endüstrinin beklentisi hakkında önemli miktarda birinci elden geri dönüş aldı. Altı ay boyunca yoğun görüş alışverişleri, durum tespitleri ve TTNet için teknik şartnamenin altyapısına katkılarla birlikte belli bir noktaya gelindi ve ilk tanımlandığı haliyle bence altı aylık dönemde önemli bir misyon başarıldı.

Ancak sonra, kurulda konuşulan konuların, yapılması gereken işlerin çok ciddi kaynak, araştırma ve model oluşturmayı gerektirdiği görüldü. Vakıf fikri buradan sonra çıktı.

Kurul hangi noktada kendini sorgulamaya başladı?

Üst kurul gönüllü insanlardan kurulmuş bir yapı. İnsanlar haftada en fazla bir iki günlerini harcayacak durumdalar. Bu yapıda da Türkiye Internet’ine yön verecek düzeyde hukuki, teknik ve stratejik çalışmaların tamamen bu kurulun çabalarıyla yapılması çok zor. Bazı şeyler çok zaman aldı, yol alınamadı, bir raporun çıkması aylar sürdü ve kurul kendini sorgulamaya başladı. Doğru olan modelde var olan birim belirli çalışmaları yaptırır, doğru kadro oluşturur, stratejiye karar verir ve çok daha hızlı yol alınmasını sağlar. Kurum çalışmalarının altını dolduracak bu katman maddi kaynaktan ve birtakım esnekliklerden geçiyor. Kurulun tüzel bir kişilik olarak herhangi bir harcama altyapısı da gelir kaynağı da yok. Sonuçta kurulun kamu, özel sektör ve üniversiteden oluşan dengeli yapısını koruyabilecek ve belirli esnekliklere sahip olabilecek bir vakıf seçeneği ortaya çıktı.

Vakıf yönetimi nasıl olacak?

İş Bankası’nın çok zengin bir vakıf kültürü var, onlarla diyaloğa girildi, onlar da modelleri ve vakıf senedi örneğini getirdiler. Biz de bu modellerden mütevelli heyeti ağırlıklı, onbinlerce üyesi olan değil de daha sınırlı sayıda, kolay toplanabilir bir yapıyı tercih ettik. Vakıf senedinde de bulunan ve Internet için hayati olduğunu düşündüğümüz hedefleri koyduk.

Öncelikli olarak neler yapmayı hedefliyorsunuz?

Vakıf gerekli kaynakları yaratmayı başarırsa ki başaracak, burada Internet Üst Kurulu ve Türkiye’de Internet konusunda çalışmaları olan birimler öncelikli belirledikleri işleri, gerçekten profesyonel kadroları ayarlayarak yapma yolunu seçecekler. Örneğin, Internet’in en çok sohbet için kullanıldığından şikayet ediliyor. Bunun nasıl değişeceğini, neden sohbet temelli bir Internet dünyasında olduğumuzu bulabilmek için örneğin yüzlerce Internet café ile, kullanıcılarla, ailelerle görüşülmesi gibi kapsamlı bir çalışmadan sonra uygulanabilir modeller önereceğiz.

Tasarladığımız model, vakfın konuları, gündemi ve ajandayı belirleyip hızla bu çalışmaları yaptırması, kamuoyunda paylaşması ve de devletin ağır kaldığını iddia ettiğimiz belirli alanlarda planlı çalışmalar yaparak devleti yönlendirmesi.

200 milyarlık bütçeyi toplayabilecek misiniz?

Vakfın adının Türkiye Internet Vakfı olmasını istiyoruz. Ulaştırma Bakanı ve Müsteşarı bu konuda desteklerini belirttiler ve Bakanlar Kuruluna başvuracaklarını söylediler. Bu konunun en azından ilgili olabilecek çevrelerde etkin bir şekilde duyurulması gerekiyor. Hedeflerimizi doğru anlatabilirsek konuştuğumuz 200 milyarlık bütçenin çok üstüne de çıkabiliriz. Türkiye 5 ila 15 milyar dolar arası tarım süspansiyonu uygulayan bir ülke. Bu bütçeleri de yaratamaz durumda isek ya bizim eksikliğimiz var, ya da ülke ve siyasiler bunu yeterince hissetmiyor demektir. Ama ben böyle hissetmiyorum. 200 milyar lira alt limit, çok daha üstüne çıkmak mümkün olacak.

Öncelikli hedefler neler, başlangıçta hangi konulara eğilmeyi düşünüyorsunuz?

Vakıf bütçesinin hangi alanlara kullanılacağı vakfın organları üzerinden kararlaştırılacak bir konu, ama benim kişisel gündemimde bir teknolojik boyutta bir de sosyolojik boyutta yapılacak işler yer alıyor. En başta Türkiye Internet’inde gündemin, acil ve öncelikli konuların ne olduğunu, nereden başlayıp nereye gideceğimizi, ulusal strateji denilen şeyin kimin elinden çıktığını belirlemek gerekiyor. Birçok belirsizlikler var. Örneğin TUENA’nın sahibi belli değil, TT, Ulaştırma Bakanlığı ve TÜBİTAK Bilten’in fonksiyonları nerede başlayıp nerede bitiyor bilinmiyor. Avrupa Birliği’nde çok açık ve net bir gündem var. Internet’teki her türlü tekel kaldırılacak, erişimler hesaplı hale gelecek, çok büyük eğitim yatırımları yapılacak deniyor. Bugüne kadar Avrupa Birliği’nde bu konuda eksik olan tek şey siyasi iradeydi. Lizbon zirvesinde liderler bu işin önemini anladıklarını ve Internet’in arkasında duracaklarını söylediler. Belki de Türkiye’de öncelikle bu iradenin oluşumunu sağlamamız gerekiyor. Siyasi otoritenin bu işin önemini anlayıp ileri götüreceği bir noktada olması lazım, şu anda böyle değil. Ulaştırma Bakanlığı işin öneminin farkında, ancak gündemleri çok kalabalık. On işin yanında 11’inci iş olarak Internet’in takibi ve Türkiye’nin gündemindeki önemine oranlı bir noktada tutulması çok zor.

Siyasilerin ilgisi nasıl çekilecek?

Herkesin az çok işin önemini anladığı, herkesin kendi görevini bildiği bir model uygulamamız lazım. Bana kalsa bütün kamudaki genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanı düzeyindekilere zoraki bir haftalık yaz eğitimi verilsin isterdim. Devlet yakalasa da yakalamasa da Türkiye Internet’i biryerlere gidecek. Ancak arabanın üç tekeri dönerken bir tanesi dönmesin ama araba güzel gitsin demek mümkün değil. Bir stratejinin net olarak ortaya konulması, teknolojik seçimlerin belirlenmesi, eğitim programı oluşturulması ve tüm bu stratejinin insanlara benimsetilmesi gerekiyor. Türkiyede erozyon mücadelesi üş beş insanın çabasıyla yayıldı. Internet’te yapamadığımız şeylerin uluslararası rekabette çok büyük bir kayıp oluşturduğunu görmemiz gerekiyor. Dünyada bu kadar derin dönüşümler oluşurken içinde bulunduğumuz rehavet düzeyi çok tedirgin edici.

Türkiye’de bu tür organizasyonlar büyük umutlarla kurulsalar da sonradan atıllığından şikayet ediliyor. Vakıf bu yönde nasıl bir fark oluşturacak?

Türkiyede sivil toplum örgütlerinin önemli bir kısmı istenen düzeyde olmasa da birşeyler yapıyorlar, ancak ülke genelinde toplumsal örgütlenmemiz her alanda zayıf. Bir araya gelip yararlı sonuçlar üreten bir yapımız yok. Yapılan olan işler de bugüne kadar çok benimsemediğim bir modelde lider olan insanların sırtında gidiyor. Internet Üst Kurulu ve sivil toplum örgütleri böylesine boşluk olan bir alanda bu işin gerçekten de önemli bir parçası. Ben Internet Vakfı’nın çok daha renkli ve faal bir yapı olacağına inanıyorum. Internet için birşeyler yapacak her yerden temsilci alınmalı. Çok sesliliğimizle farklılık yaratmak zorundayız. Oraya katılacak herkesin söyleyecek birşeyleri olmalı, dinlemeye gelmemeliler.

Yanlışı hangi noktada yapıyoruz?

Çok ağır misyonlar ediniyoruz, Türkiye Internet’inin birşeylerini çözeceğiz diyoruz, sallanıp duruyoruz. Son Internet Üst Kurulu’nda sunum yapmak için gelen IBS Research yetkilisi, “Dışarıda Internet almış başını gidiyor, siz burada toplanmışsınız, biri anlatıyor, diğeri dinliyor. Burada konuşacağınıza gidin dışarılara bakın” dedi.. Internet’in çoğulculuğuyla barışık ve bunu yansıtan bir mekanizma yaratmalıyız. Siyasilerin mutlaka bu yapının içine çekilmesi lazım ki mesajlarımız yukarılara gidebilsin.

aslie@interpro.com.tr