|
|
|
| Merhaba. Bir profesyonelin asla yapmaması
gereken bir hata, “işi kişiselliğe dökmek”, bu kez BT
profesyonellerinin proje takvimlerinde yer alıyor. “Web
Personalization” dan bahsediyorum tahmin ettiğiniz gibi.
Kişiselleştirme yeni bir şey mi? Hayır. Yıllardan beri uygulanan bir pazarlama stratejisi. Posta kutunuzda bulduğunuz bir “junk mail”de size “Sayın Web Sitesi Portal Apartmanı Daire:13” yerine isminizle hitap edilmesinin yarattığı etki, satışta önemli bir avantaj. Bir web sitesinin kişiselleştirilmesi, teknik gözle, yapılacak tonla iş arasında sadece bir diğeri belki ama, sitenin pazarlama operasyonundan sorumlu personel bunun için ölüyor. Bir satıcının müşterisini tanıması ne büyük bir kolaylık. Düşünün. Sitenizi ziyaret eden müşterileriniz (artık sadece ziyaretçileriniz değil) kendilerine isimleriyle hitap edilmesinden ne kadar memnun olacaklar. Sadece bu kadar mı? Aynı bilgi formlarını tekrar tekrar doldurmayacak, sadece kendilerini ilgilendiren içeriğe ulaşabilecek, siteye uğramadıkları zaman bile yeniliklerden haberdar olabilecekler. Buraya kadar herşey güzel. Peki, kişisel bilgilerini vermek zorunda kalan kullanıcılar hiç tedirgin olmayacaklar mı? Personalization Consortium’un 4 bin 500 Internet kullanıcısı üzerinde yaptığı bir anketin sonuçları ilginç. Kullanıcıların:
Artık sanırım sizde sitenize kişiselleştirilebilme yeteneği katmak istiyorsunuz. O zaman; 1. E-işinizi analiz edin. Kişiselleştirmeden beklediklerinizi açıkça ortaya koyun. 2. Ne tür kişiselleştirme yöntemleri kullanacağınıza karar verin. 3. Belirlediğiniz bu yöntemleri en iyi uygulayan çözüme karar verin. 4. Kişiselleştirmenin e-işinize yaptığı katkıları sürekli ölçün. Pazarı, konuyla ilgili ürünler doldurmuş durumda. Eğer kişiselleştirmenin iyi bir şey olduğunu düşünüyorsanız, işi kişiselliğe dökmeden, bu konuda uzman şirketlerden destek almanızı öneririm. Internet endüstri ve teknolojisi, trendler, yorumlar ve “Internet Türkiye” onbeş günde bir internext’te. Bilişim 2000’de görüşmek üzere, hoşçakalın. |
||||||||
|