Deprem endişesi IBM müşterilerini artırdı

17 Ağustos depremi, olağanüstü durum hazırlıkları olmayan şirketler üzerinde uyarıcı bir etki yarattı. Türkiye’de 10 yıldır olağanüstü durum hizmetleri veren IBM’in bu alandaki müşterileri depremden sonra yüzde 30 oranında arttı.

ÖZGÜR KARAGÖZ

IBM Türk, geçtiğimiz yıl 17 Ağustos’ta yaşanan depremden sonra olağanüstü durum hizmetlerine müşterilerden gelen taleplerin arttığını belirtti. IBM, bu alana yönelik hizmetleri almak isteyen müşterilerinin son bir yılda yüzde 30 oranında arttığını kaydetti.

IBM olağanüstü durum hizmetlerini dünya genelinde 20-30 yıldır, Türkiye’de ise yaklaşık 10 yıldır veriyor. Farklı ülkelerdeki olağanüstü durum merkezleriyle işbirliği halinde çalışan IBM, kuruluşların verilerini İzmir’deki olağanüstü durum merkezinde saklıyor.

Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz IBM Türk Yazılım Destek ve Olağanüstü Durum Hizmetleri Bölüm Müdürü Suat Kızıltaş, 17 Ağustos depreminin şirketler üzerinde uyarıcı bir etki yarattığını, bu felaketten sonra olağanüstü durum hizmeti alan müşterilerinin sayısında büyük bir artış olduğunu açıkladı.

Bu artışın, ilk defa bir yedekleme merkezi kullanmak üzere IBM’le anlaşma yapan müşteri sayısında gerçekleştiğini anlatan Kızıltaş, “Ancak, kritik operasyonu olan müşterilerimizin çoğunun zaten bir çözümü olduğu için onları yeni müşteri olarak değil de iyileştirilmiş çözümler olarak saymak daha doğru” dedi.

Kızıltaş müşteri sayısındaki artışın hala devam ettiğini belirterek, bu yılın ilk yarısında orta boy sistemlere sahip şirketlere yönelik olarak gerçekleştirilen kampanya kapsamında da geniş bir kitleye ulaştıklarını söyledi.

“Kullanıcı şirketler her ne kadar olağanüstü durum hizmetlerinin gerekliliğinin farkında olsalar da bazen bu hizmetlere gereken önceliği sağlayamıyorlar” diyen Kızıltaş, şirketlerin sadece günü kurtarmaya çalıştıklarını, ileride yeni bir felaketle karşılaşabileceklerini düşünmediklerini söyledi. Olağanüstü durum planlarının oluşturulması veya iyileştirilmesinin genelde ikinci plana atıldığını anlatan Kızıltaş, “Bir felaketin gerçekleşmesi durumunda işletmenin uğrayacağı zararın çok iyi hesaplanıp sanki yarın böyle bir durum olacakmış gibi hazırlık yapılması gerekiyor” dedi.

Teknolojilerin yenilenmesi için yatırımlara devam

İzmir’deki merkeze yönelik yatırımlarının devam ettiğini kaydeden Kızıltaş, “İzmir’deki yedek merkezimizi müşterilerimizin kullanmakta oldukları teknolojilere paralel olarak aynı güncellikte tutmamız gerekiyor. Bu yatırımlar, gerek orta boy gerekse büyük sistemlerimizin sayısı veya kapasitesinin artırılması şeklinde oluyor” dedi.

İzmir’deki olağanüstü durum merkezinin gerektiğinde Milano’daki merkezin olanaklarından faydalanmasına yönelik planları olduğunu söyleyen Kızıltaş, “Beklenmedik bir durumda, çok sayıda müşterinin İzmir’deki merkezi kullanması gerektiğinde orada kapasite sıkıntısı yaşanırsa, Milano’daki yedek merkezimizi de devreye sokma olasılığımız var” şeklinde konuştu.

Kızıltaş olağanüstü durum hizmetleriyle ilgili olarak önümüzdeki günlerde gerçekleştirmeyi planladıkları yeniliklerin en önemlisinin “Hot back up” sistemi olacağını açıkladı ve şunları söyledi: “Hot back up, müşterilerimizin bilgiişlem merkezindeki verilerinin orada aynalanması şeklinde çözümler oluşturan farklı bir yenilik. Aynalama ise müşterilerimizin sistemlerindeki verilerin çevrimiçi olarak bir yedeğinin tutulması. Böylece, herhangi bir kesinti anında, kesintiyle son yedek arasındaki verilerin kaybına engel olunabiliyor”.

Büyük hacimli verileri bulunan müşterilerine böyle bir düzeni kurmanın çok avantajlı olduğuna dikkat çeken Kızıltaş, “Bu tür çalışmalarda Türk Telekom’un yüksek hızlı hatlarına bağımlılığımız var. TT artık bu konuda büyük hacimli verilerin, bu senaryolarla uzakta yedekte tutulmasını sağlayacak kapasitede hat sağlayabiliyor. Bu nedenle de bu çalışmaların yakında hayata geçeceğini umuyorum” dedi.

ozgurk@interpro.com.tr