Şeref Oğuz
seref@oguz.net

Sanal kimlikler

Internet’i kullanırken, teknolojinin doğası gereği arkamızda bıraktığımız elektronik izler, acaba başımıza iş açar mı? Bundan emin olamayız ama bu, başlı başına bir “” ve bu izlerin izdüşümü, B2C dediğimiz “işkolu”nu yaratıyor.

Sayıları 280 milyona ulaşan web sayfalarında bugün, yalnızca bilgi sunulmuyor, aynı zamanda ticaret yapılıyor, para kazanılıyor. En değerli şey ise içerik. Özellikle de kullanıcı bilgileri... Mouse ile dolaşırken geride bıraktığımız izleri koklayarak bizim ilgi duyabileceğimiz mal ve hizmeti bize satmaya çalışmak, en karmaşık iş modellerini oluşturuyor.

Burada temel soru şu: “Bize ait kişisel enformasyon, bizim iznimiz olamadan kullanılabilir mi?

Bu sorunun iki cevabı var, pratik olarak: Evet, kullanılır ve kullanılıyor. Teorik olarak: Hayır kullanılmamalı... Bu bize ait bir bilgi ve bizim rızamız gerekiyor.

Günümüzde, kişisel enformasyonun kullanılış tarzı konusunda henüz büyük kıyamet kopmuş değil. Ama yakın gelecekte yeni bir çatışma alanı ortaya çıkacak. O da kişisel enformasyonun, başkası tarafından gerek ticari gerekse başka amaçlarla kullanılması.

Şu anda hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünse de, bizim gezdiğimiz sitelerin ortak özelliklerinden yola çıkarak, önümüze reklam veya “satın almak ister miydiniz?” gibi önerilere, fazla ses çıkarmıyoruz. Daha ziyade spam dediğimiz kirletici postanın zamanımızı çalmasına sinirleniyoruz.

Ancak bize ait bilgilerin bize karşı kullanılması, az da olsa karşımıza çıkan olaylardan yalnızca bir türü. Bu bilgilerin pazarlanması veya böylesi bilgileri toplamayı kendine iş edinen şirketlerin etik tutumu, çok ciddi krizleri de berabrinde getirecek.

Bildiğimiz şu: Ziyaretçisinden bilgi toplayan sitelerin yüzde 75’i, bunu daha sonra kullanıyor. Bunu kullananların ancak yüzde 8’i, amacını ziyaretçisine açıklıyor. Geriye kalan büyük çoğunluk, bizden aldığı enformasyonu nasıl değerlendirdiği ve nasıl koruduğu yolunda en ufak bir güvence sağlamıyor.

Özellikle bazı bedava hizmetler (e-posta, web alanı, kulüp üyeliği, banka hesabı, ticaret sitesi kaydı gibi) maliyetlerini, topladıkları bilgileri ticari fırsata dönüştürme temeline oturuyor.

Bizden toplanan bilgilerin güvenliği de başka bir tartışma konusu. Saygın, uzun dönemli iş planları olan şirkteler bu konuya büyük önem veriyor. Gerek bilginin kullanımında, gerekse korunumunda duyarlı davranıyorlar.

Fakat pek çok start-up şirket, iş modelini, bilgiye saygılı şirketleri taklit ederek kurarken, kişisel bilgiyi saklama ve kullanımda çoğu kez etik kuralların dışına çıkabiliyor.

Internet kullanıcısının, bilerek ya da bilmeyerek bu tehlikeye karşı geliştirdiği tavır ise, sanal kimlik oluşturmak. Sanal kimlik nasıl bir koruma sağlıyor? Devam edeceğim.