Merhaba,

Sana oldukça yoğun geçen bir haftanın ardından yazıyorum. Bu yaz sektör etkinlikleri yazlık mekanlara taşındı. Geçen hafta Tekofaks Panasonic yeni cep telefonu GD92 modelinin tanıtımı için inanılmaz bir davet düzenledi. Elime gelen parlak zarf ve içinden çıkan şık davetiye,  “Değişim” sloganı ile piyasaya sunulan GD92’yi  gerçekten güzel ifade etmiş doğrusu.

Tanıtım için sosyetenin gittiği meşhur mekan Laila seçilmişti. Doğrusu senin de burada olup daveti görmeni çok isterdim. Ama merak etme, eceyle ilgili herşeyi anlatacağım.

Kapıdan girip davetiyedeki “değişim kartı”nı teslim ettikten sonra boynuma bir “değişim kolyesi” takıldı. Ne anlama geldiğini anlayamadığım kolyeyi takarken açıkçası biraz yadırgadım, ama Laila’nın içine girince gördüğüm “değişim kolye”li kalabalığı görünce şaşırdım kaldım. Ne çok değişim geçirmek isteyen varmış diye geçirdim içimden. Dev ekranda sürekli GD92 tanıtımı yapılırken, denizdeki Tekofaks Show Boat teknesi ise gösteri için hazır bekliyordu.

Sektörün yöneticilerinden sosyetik simalara, futbolculardan mankenlere kadar tanıdık birçok kişi oradaydı. Tanıdık kimseyi gördün mü diye sorarsan bu tür etkinlikleri kaçırmayan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Süreyya Ciliv oradaydı. Diğer bir diğer tanıdık sima ise Likom Marmara Bölge Müdür Gökhan Say idi. Tabi ki Tekofaks Panasonic yetkilileri de gecede ev sahipliği yapmak üzere eşleri ile birlikte gelmişlerdi. Ama gelgelelim o kadar kalabalık  ve gürültülü bir ortamdı ki bir kere gördüğüm kişiyi bir daha göremedim.

Saat gece 11’e doğru gösteriler Tekofaks Show Boat ile başladı. Boğaz’da ışık gösterilerini havai fişekler takip etti. Ardından gözler sahnede dans etmeye başlayan dansçılara döndü.

O saate kadar “değişim kolyesi”nin içki almak dışında ne işe yaradığını anlamamıştım. Dans gösterisinin ardından herkesin kolyesinin arkasına bakması istendi ve GD92 yazılı olanların Panasonic GD92 kazandığı duyuruldu. Duyduğuma göre 50 tane GD92 verilmiş o gece.

İşte sektör etkinlikleri anlattığım gibi böyle eğlenceli toplantılarla sürüp gidiyor.

Sana son birkaç haftadır askere giden dostlarımızdan bahsediyordum. Çoğu bir aylık bedelli askerlik yaptığı için bu hafta geri dönüyor. Halkla İlişkiler şirketi Ünite’den Ercüment Şener de teskeresini almaya hazırlananlardan. Duyduğum kadarıyla Şener, bu hafta iş başı yapacakmış. İşte göz açıp kapayana kadar geçti bir ay.

Geçen gün bir arkadaşımın yolladığı bir hikayeyi yazmak istedim. Belki bu yazı haftaya gülümseyerek başlamana yardımcı olur:

“Art arda kırdığı potlarla nam salan Japonya'nın çiçeği burnunda Başbakanı Yoşiro Mori'nin, gafların en büyüğünü Mayıs ayındaki Washington ziyareti sırasında yaptığı ortaya çıktı. Washington'daki Japon Büyükelçiliği kaynaklarından sızan habere göre, Japon yetkilileri tek kelime İngilizce bilmeyen Mori'ye, ABD Başkanı Bill Clinton'la karşı karşıya geldiğinde, "How are you?" (Nasılsınız) diye sormasını, karşılığında "Fine thanks, and you" (İyiyim, ya siz?) cevabı alacağını ve bunun ardından da "Me too" (Ben de) demesi gerektiğini öğretmiş. Mori bunları bir güzel ezberlemiş, ancak Clinton'la karşı karşıya geldiğinde bir anda kendisine tembihlenen her şeyi unutuvermiş. Ve olaylar şöyle gelişmiş: Mori,

"Who are you?" (Siz kimsiniz?) diye sormuş. Önce kısa bir süre şaşıran Clinton, işi şakaya vurup, "Well, I am Hilary's husband" (Şey, ben Hilary'nin kocasıyım) demiş ve kahkahayı basmış. Mori de Clinton'ın kahkahalarına aynı neşeyle katılıp, cevabı yapıştırmış: "Me too.

Hoşçakal,