|
|
|
| Daha 2. kuşağın sonuna kadar bile
gelmedik, önümüzde önce DCS, ardından koskoca bir 3. kuşak (UMTS)
var, ama onun ötesine de (yıl 2020) bir göz atmakta yarar var.
Kısalan erişim uzaklıkları nedeniyle uçbirimlerin iyice küçüldüğü, işlevlerine göre bir kullanıcının üzerinde birkaç tane birden bulunduğu bir yöne gidiyoruz. Kısa erişim uzaklığı için mikrowatt düzeyinde anten enerjisi yeterli olacak. Uçbirimin enerji gereksinmesi de insan bedeninin hareketinden ya da kimyasından yararlanarak sağlanacak. Ses iletişimi için kullanılacak uçbirimin merkezden aboneye doğru olan “konuşan” bağlantısı kulak içerisine yerleştirilmiş kulak tıkacı benzeri bir birim olacak. Aboneden merkeze doğru bağlantıyı sağlayan “duyan” uç birimin ise gömlek yakası iç tarafında ya da burun deliği kenarına tutturulmuş olması kimseyi yadırgatmasın. Görüntü aktarmak için olan uçbirim yer aldığı gözlük sapından görüntüyü gözlük camına yansıtacak. Sağlık denetim bağlantısı için olan ise, bedenle sürekli temasta, yara bandı gibi olacak. Bu birimler birbirleriyle de iletişim kurmak durumunda olacaklar. Büyük bir olasılıkla bu iş için blue tooth standardını kullanacaklar. Bu birimlerden biri, diğerlerine aktarıcılık yaparak en yakın baz istasyonu ile bağlantı kuracak. Hücre büyüklükleri de iyice küçülecek. Bugün aydınlatma amacıyla ne kadar sık ampul var ise 3. kuşak sonrası aşamada belki ondan daha sık hücre olacak. Baz istasyonu ve anteni bir kibrit kutusu büyüklüğünde. Yolda yürürken canınız kahve istediğinde, “En yakın kahve nerede?” diye mırıldansanız, burun deliğinizin kenarındaki duyan birimin harekete geçirdiği, ağın bir taraflarındaki yazılım (SA, software agent) gerekli taramaları yaparak gözlüğünüzün camına bir harita yansıtıp, bulunduğunuz yerden kahveye giden yolu gösterecek. Kulağınızda da bir ses sola dön; doğru git. Bir taraftan da kahvenin kokusu burun deliğinize doğru yayılıyor olacak. Bunlar nereden mi çıktı? Işık Üniversitesi’nin çağırdığı uzmanlarla şöyle bir geleceğe uzanmıştık da… |
||||||||
|