|
|
|
|
Düşler vardır unutulmaz. Düşler vardır
akılda tutulmaz. Düşler vardır, gözkapağına saplanmış kıymığa
benzer. Açınca gözlerinizi acısına dayanılmaz.
Internet Üst Kurulu, Internet kullanıcılarına istem dışı elektronik posta gönderen ve e-posta adreslerini pazarlayan "sanal tacirlere" karşı savaş açmış. Yayınladığı bildiride "Özgür iletişim ortamına zarar vermeden, bu özgürlüklerin kişilere zarar vermesini de engelleyecek yöntemlerin geliştirilmesi" gereğini vurgulamış. İçinden çıkılması zor bir bilmece. Bildiride, "Bireylerin özgür iradesine müdahale edici, bireysel ve ulusal kaynak israfına yol açıcı olması nedenleri ile, Internet Üst Kurulu SPAM 'ın bir kamu suçu oluşturduğunu düşünmektedir. SPAM'ın oluşturduğu sakıncaların en aza indirgenmesi ve gelişmekte olan Internet kültürüne bu konuda bir etik değer kazandırmak için yapılmakta olan ve yapılacak çalışmalar kurulumuzca desteklenmektedir" deniliyor. Doğrusu, pencerenizi açtığınızda mis gibi bahar havası yerine leş gibi çöp kokusu solumaya başlarsanız, çevre temizliğinin zamanı çoktan geldi de geçti demektir. Çevre temizliği bir kültür sorunu olduğu kadar, bireysel etikle de içiçedir. Sadece ceza, yasaklama, engelleme ile önlenemediğine hepimiz tanığız. Konu iletişim özgürlüğünün kötüye kullanılmasından kaynaklanıyorsa işimiz daha zordur. Internet’in özgür ortamını zedelemeden, bu özgürlüğü kötüye kullananlardan kurtulmanın yolu yasaklama ve cezalandırma olamaz. Bu yöntem eninde sonunda yeni bir kötüye kullanmayla sonuçlanır. Üst Kurul, Adalet Bakanlığı’na danışarak bir çözüm bulmaya yöneldiği için bu saptamayı yapma gereği duydum. Evet ben de çok rahatsızım, "istenmeyen misafir"lerden. Adresimin CD'lere yüklenerek satışa sunulmasından. Ama neyin reklam, neyin bilgi olduğuna kim karar verecek. Böyle bir yasaklama gelirse, ticari çıkar uğruna etik değerleri arsızca yok sayanlar, reklamlarına "bilgi" maskesi geçirmenin bir yolunu da kolaylıkla bulacaklardır. Internet’in özgür ortamı, bir gelecek düşü gibiydi. Şimdi gözümüzün kenarına ilişmiş küçük kıymıklar gibi acı vermeye başladı. Gözümüzü açıp gerçek dünyaya baksak canımız yanıyor, gözümüzü kapatıp düş görmeye devam etmek de mümkün olmuyor. Dedim ya zor bir bilmece. Böyle giderse korkarım bir gün düşler de gözden düşecek. |
||||||||
|