Meltem Yaman
mfyaman@mail.turk.net
Pozitif Danışmanlık

Gençlerin enerjisi....

Üniversiteden yeni mezun olmuş bir kişinin enerjisiyle, mezun olalı 10-15 yıl olmuş birinin çalışma enerjisi aynı olabilir mi? Birinde hipotetik çalışmalardan sıkılmış, gerçek hayatta başarılı olmak isteyen birileri sözkonusu...

100 metre yarışının başlamasını sabırsızlıkla ve pürdikkat bekleyen koşucular gibi; hoplamaya, zıplamaya, atlamaya, kısacası performans göstermeye odaklanmış genç insanlar... Yorulmak nedir bilmezler. Çalışmak onlar için bir tür oyun ve eğlencedir. Bir yarıştır. Eskiden rekabet vardı. Şimdi alabildiğine ekip çalışması eğilimi var. Beraber çalışıp, beraber eğleniyorlar. Alabildiğine çalışıp, alabildiğine eğleniyorlar. Eskiden gerekmedikçe pek staj yapmak akla gelmezdi. Yeniler bir yazlarını boş geçirmiyorlar. O sene hangi dilin hazırlığını okudu iseler, yazın aynı dilde, güneyde bir otel bulup staj yapıyorlar. Bu hem ekmeğini kazanma alışkanlığı sağlıyor, hem sosyalleşme. İnsanları tanıyorlar, çekingenliklerini atıyorlar. Deneyim kazanıyorlar.

Özellikle işletme bölümlerinde okuyup başarı öyküleri ile beslenenler, okuduklarını bir an önce uygulamak için hazır ve nazırlar. Gördükleri dersler, abilerinin ablalarınınkinden çok daha geniş kapsamlı ve güncel. Bir tez yazmak için bir kitabın gelmesinin 6 ay-bir yıl beklendiği ağır dönemlerden öylesine uzaklar ki. İnternet ellerini altında, hesap makineleri, gelişmiş bilgisayar programları var. Daha fazla sayıda ve kullanımı daha kolay programlar öğrenerek mezun oluyorlar.

Şoklanmamışler. Yani kariyer şoku yaşamamışlar. Bu yüzden çalışmalarında onları kimse tutamaz, engelleyemez. Kırılmamışlar, darılmamışlar. Atak ve girişkenler.

Çalışma yaşamına başlayalı bir on-onbeş yıl olmuş olanlar ise, nerden bakarsanız bakın onlara nazaran yaşlı ve yorgunlar. Bir ya da birkaç kez şoklanmışlar. İnsan ilişkileri konusunda iyice deneyim kazanmamış oldukları için ideal kabul ettikleri insanlardan gördükleri ideale uymayan davranışlarla hayalkırıklığına uğramışlar. Kimi üstesinden gelmiş, kimi gelememiş... İnsanların kusurlu, idealden uzak, çoğu kez güçsüz, yerin, korumakla meşgul, aciz varlıklar olduklarını kimse onlara öğretmemiş. Ama işdeneyimleri var, olası hayalkırıklıklarına karşı temkinliler, ne olursa olsun kariyerlerine gençlerden önce başlamışlar.

Bilgisayar sektöründe en net şekilde yaşandığı gibi gençler birkaç senede eski gençleri sollar. Gerekli niteliklere ve en önemlisi enerjiye sahipler. Bayanların ilk yıllarda hiçbir engeli yok; ta ki evlenip çoluk çocuk sorumluluğunu birileri ile pek paylaşamadan tümüyle yüklenmeleri olasılığına kadar. Beylerin askerlik sorunu var. Gençlerin enerjisinden en iyi yararlanabilen sektör bilgisayar sektörü. Askerlik bile bilgisayar sektörü çalışanları için bir işdeneyimi süreci olabiliyor. Askerlik öncesinde de çalışıp deneyim kazanabiliyorlar. Bayanlar sektörün genel piyasaların üzerindeki ücret düzeyleri ile kreş, yuva giderlerini rahatlıkla karşılayabiliyorlar.

Firmaların gayet güzel farkedip değerlendirdikleri gibi, gençler almış başını gidiyor. Bu durumda eski gençlerin yapabileceği şeyler serinkanlılık ve tecrübeyi konuşturmak, yöneticilik becerilerini geliştirmek, sevindirici ki yaşı ne olursa olsun nitelikli işgücüne ihtiyacı olan bu sektörde gereksizce ümitsizliğe kapılmadan, performans göstermeye devam etmek olabilir.