|
|
|
|
Geçen hafta neşeli bir akşam yemeği bir arkadaşımın sorusu ile ciddi bir iş yemeğine dönüştü. Arkadaşım metal eşya üreten bir şirketin yöneticisi. Adını bildiğimiz yabancı danışmanlık şirketlerinden birinden üç ay önce stratejik danışmanlık hizmeti almaya başlamışlar. Arkadaşım çok dertli. “Her hafta toplantı yapıyoruz” diyor. “Bize Internet’in iş dünyasını nasıl değiştireceğini anlatıyorlar. Anlatamadıkları tek şey Internet’ten nasıl para kazanacağımız.” Arkadaşım bilgisayar dünyasındaki gelişmelerle eskiden beri yakından ilgilenen birisi. Internet şirketleri hakkında epey bilgisi var. Amazon, eBay, CommerceOne gibi şirketlerin zarar rakamlarını ezbere biliyor. Türkiye’deki ISP’lerin zarar rakamlarını da. “Kapitalist ekonomi tarihinde ilk kez zarar edilen alanlara delicesine yatırım yapılıyor” diyor. “Anladık bunun nedeni para kazanmak değil, şirket değerini yükseltmek. Şirket hisselerini yüksek değerle borsada satmak. Ama bu oyun Türkiye için de geçerli mi? Ve çok riskli bir oyun değil mi?” Masada bulunan diğer kişiler bu görüşlere hemen katıldılar. Kızgınlıklar ortaya çıkmaya başladı. “Internet nedeniyle para kazanan iki grup var: Birisi bilgisayarcılar, diğeri danışmanlık şirketleri. Danışmanlık şirketleri bu oyunda başrolü oynuyor”, görüşü hakimiyet kazandı. Bir dostumuz tepki düzeyini daha da yükseltti: “Danışmanlık şirketleri yeni bir terminoloji sözlüğü ele geçirdi. Herşeyin başına bir “e” koyup bize anlatacak yeni konular yaratıyorlar. Eskiden re-organization, re-structuring gibi kavramlarla işi idare ederken şimdi BPR, e-engineering, B2B, B2C gibi onlarca yeni kavram ortalığı doldurdu. Bunları anlatarak tonla para kazanıyorlar.” Bilgisayarcıları da “şıracının şahidi bozacı” diyerek bir güzel harcadı. Konfeksiyoncu bir başka arkadaşımız, “Yeni dükkan açarken bu kadar danışmanlık almıyoruz. Bu nedenle olsa gerek dükkanlarımızın yarısını kapatıp yerine Internet’te dükkan açmamızı öneriyorlar. Daha sonra da Internet’te zarar eden dükkanımızı kurtarmak için danışmanlık verip, ürün çeşidimizi artırmamızı söyleyecekler” dedi. Yanlış anlaşılmasın. Internet’te ticaret sitesi açmaya kimsenin itirazı yoktu. Ürün sağlayıcılarla ve satış kanalıyla Internet üzerinden haberleşmeye de. Çoğu zaten bu konularda çalışma başlatmıştı. Karşı oldukları nokta bunun bir ölüm kalım meselesi olarak kendilerine dayatılmaya çalışılmasıydı. Bu arada ben ne mi yaptım? Danışmanlık ilkelerine sadık kalıp, zamanın yüzde doksanında onları dinledim. Sanırım anladım da. |
||||||||
|