|
Eskiden akla ve mantığa aykırılık söz
konusu olunca "film icabı" denirdi. Böylece hafif bir küçümseme,
bir parçada alaylı bir ifade ile durumu geçiştirir, üzerinde fazla
durmazdık. Tarihi Türk filmlerinde kılıcını bir sallayışta 15
figüranı yere seren kahraman, ya da "kovboy filmi" dediğimiz
"Spagetti Western"lerde 6 mermi alan toplu tabancasını bir
kullanışta en az 10 "kötü adam" öldüren "Beyaz
Adam"ların maceraları böyle
"aklileştirilirdi".
Gerçek yaşamda karşılığı olmayan
ama "film icabı" gerçekmiş gibi sunulan
masum hikayeler yeterince inandırıcı olmasa da eğelendirici diye
izlenirdi.
Bilgisayar icadolalı, film endüstrisi
neredeyse baştan sona değişti. Artık en olmayacak görüntüler,
hatta hiç varolmamış hayali mekan ve kahramanlıklar en kuşkucu kişileri
bile inandıracak düzeyde beyaz perdeye yansıtılıyor. Tabancadan çıkan
mermiden daha hızlı hareket eden insanlar, hedef olmak bir yana
mermileri elleriyle yakalayabiliyor. "Aşırı Gerçekçilik"
diyebileceğimiz bu yeni türün en tipik örneği "Matrix"di.
Yerçekimine meydan okuyan insanların dövüş sahneleri, insan
hayalini zorlayan ve donmuş karelerde
bile kahramanların hareketini sürdürdüğü "katmanlı çekim"
yöntemleri hep bu yeni tür "Hyperreality" anlayışın yansımaları.
"Görevimiz Tehlike-2" nin başında yer alan dağcı görüntüsünün
insanın yüreğini ağzına getiren heyecan dolu sahnesini gerçeğinden
ayırabilmek neredeyse imkansız. "Gladyatör" filmine sahne
oluşturan Roma Collesium'unun bir bilgisayar yazılımıyla gerçekleştiğine
insanın inanası gelmiyor. Arena o kadar muhteşem ki gerçeği bile bu
kadar inandırıcı değil. Tümüyle bilgisayar ürünü olan
"Star Wars"un robotlar meydan savaşında insan film izlediği
duygusunu yine de unutmuyor. Ama General Maximus'un Roma komutanı
olarak Germenlere karşı verdiği meydan savaşının gerçeği aşan görüntüsü
karşısında dehşete düşüyor.
Bilgisayar teknolojisi pek çok şey gibi
sinema sanatını da yeniden biçimlendiriyor. Artık mantık dışı
sahnelere "film icabı" deyip geçemeyeceğimiz kadar aşırı
bir inandırıcılıkla yüzyüzeyiz. Neyin gerçek, neyin aşırı gerçek,
neyin gözboyama olduğunu anlamakta daha sık zorlanacağız. Belki de
bugünkü aklımız aşırı gerçekçiliği algılamaya bile
yetmeyecek.
|