Merhaba,

Güneşin pırıltılarını saçtığı, insanın içine huzur ve mutluluk dolduran Haziran ayının son gününden sana tekrar merhaba. Mektup senin eline ulaştığında Temmuz ayına girmiş olacağız. Yani tatile çıkma mevsimi tam anlamıyla başlamış olacak.

Ancak tatile çıkmayıp çalışmaya devam edenler için günler yine güzel geçecek. Sen de bilirsin yaz etkinlikleri bizim sektörde çok güzel olur. Bayi toplantıları deniz kenarında yapılır, boğaz gezileri artar kısaca toplantılar için daha güzel ve eğlenceli mekanlar tercih edilir. İşte bu toplantılardan biri de geçtiğimiz günlerde Antalya’da yapılan Datateknik’in bayi toplantısıydı. Datateknik bayilerini Antalya Dedeman Oteli’nde topladı

Ben de gittim tabii. Böyle sıcak günlerde buralarda kalıp boğuşacağıma, deniz, havuz eşliğinde işlerimi de hallederim dedim. İyi ki de gitmişim. Bayilerin mutluluğu da yüzlerinden okunuyordu. İki toplantı arası yarım saati bile değerlendirip hemen havuza atladılar. Gerçi havanın ve havuzun o kadar güzel olması, toplantı sırasında bayilerin aklının hep dışarıda kalmasına neden oldu ama gene de hem iş hem de tatil konusunda verimli bir hafta sonu geçirdiler. Herhalde en hoş olanı özellikle doğudan gelen bayilerin su kaydıraklarından kaymaları ve kendilerini havuza atarken neredeyse havuzun tüm suyunu dışarı çıkartmalarıydı.

Neyse güzel bir hafta sonundan sonra İstanbul’a döndüm. Dönerken otobüsle döndüm ve pişman oldum. Çok uzun ve kötü bir yolculuktu. Uçakla dönmedim çünkü yer yoktu. Uçak dedim de aklıma geldi. Bugünlerde uçak konusunda Microsoft Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in başı biraz dertteymiş. Süreyya bey geçtiğimiz günlerde Emre Berkin’le Paris’ten dönerken çok ciddi bir kaza atlatmış. Uçak aniden bir hava boşluğuna girmiş ve çok kötü sallanmış. Tam da yemek servisinin yapıldığı sırada olmuş, yemekler tabi herkesin üzerine devrilmiş. Süreyya bey ikinci kazayı da yukarıda anlattığım Datateknik’in bayi toplantısına giderken geçirmiş. Bu sefer bindiği uçak, hava trafiğinin yoğun olması nedeniyle birden alçalmış; tabi yine herkeste bir panik. Herkes gibi Süreyya Bey de çok korkmuş. Şimdi uçaklara biraz tedirgin bindiğini söylüyor.

Geçtiğimiz haftanın en önemli özelliği de sanatla içiçe bir hafta olmasıydı. Bu yıl İstanbul Müzik Festivali Telsim’in sponsorluğuna düzenledi biliyorsun. Yine dünyanın dört bir tarafından çeşitli müzik tınılrıyla doldu İstanbul semaları. Şunu hissettim: Telsim kendi tanıtımı için Festival mekanını çok iyi kullanmış. ‘Cep’ kampanyalarının reklam filmi, festival görüntülerine iyice karışmıştı. İzlemeye gelenleri mi merak deiyorsun? Hemen herkes güneş ve denizden nasibini almıştı. Yüzlerden sağlık fışkırıyordu.

Bir başka snat etkinliği de Empa’nın tiyatro gösterisiydi. Empa çalışanları yakında meslek değiştiirilerse hiç şaşırmam. Üç yıldır bu grup tiyatro yapıyor. Zor ve klasik eserleri sahneliyorlar. İlk yıl Çehov, sonraki yıl Shakespeare’in Machbet’i, şimdi de Michael Frayn’ın Oyunun Oyunu’nu tiyatroya uyarladılar. Her yıl çıtayı biraz daha yükseltiyorlar. Yalnız bu yılki profesyonellikleri görülmeye değerdi. Oyunu çok büyük bir başarıyla götürdüler. Emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum. Oyuncuları, oyunun yönetmenini ve de Empa yöneticilerini… Özellikle Empa yöneticilerinin elemanlarına farklı boyutta yatırım yapmaları kutlanacak bir davranış.

Gelecek yılki oyunu sabırsızlıkla bekleyeceğim.

Şimdilik hoşçakal,