İlk defa gördüğüm Seattle bana çok sevimli geldi. Hepimizin ideal yaşama yerine ilişkin kriterleri vardır. Seattle, benimkilerin çoğunu karşılıyor ama yapacak bir şey yok.

Küçük ama herşeyi olan bir şehir. Bir tarafı körfez, adalar ve daha sonra Pasifik. Diğer tarafı göller. Hepsi çok yoğun ormanların içinde. Ve tüm sahillerde ormana gömülü bahçe içinde evler. Yelkenliler, gemiler, Amerikan takaları. Çok yakında tüm heybeti ve karlı dorukları ile yaklaşık beşbin metrelik bir dağ. Kayak merkezleri, dağ bisikleti, rafting. Yaz ve kış yumuşak bir iklim. Sanat, şehir yaşamının ayrılmaz parçası.

Bazı ünlü şirketlerin merkezleri Seattle’da; Boeing, Microsoft, Amazon.com, Real Networks.

Ziyaret ettiğimiz Microsoft kampüsü şehrin biraz dışında. Geniş bir alana dağılmış 58 binadan oluşuyor. Binalar yoğun yeşilliğin içine o kadar yerleşmişler ki birbirlerini görmüyorlar. Zaten en yükseği üç katlı. Kampüs bir milli parkı andırıyor ve insan ister istemez bizdeki çalışma ortamlarını hatırlıyor ve gıpta ile bir defa daha bakıyor.

Kampüste Türkler var 60 civarında. Barış, bize vaktini ayırıyor ve onun sayesinde güzel akşam yemekleri yiyoruz. Pazarlama bölümünde yönetici, sevimli ve sıcak kanlı. Genç Türkler de öğle yemeğinde eşlik ediyorlar bize. Sohbet ediyoruz, işlerinden memnunlar ama Türk yemeklerini özlemişler. Her mezuniyet zamanı Microsoft Amerika’dan insanlar Türk üniversitelerine geliyormuş ve özellikle Bilkent’in yeni mezunlarını topluyormuş.

En eğlendiğim yer balık pazarı oldu. Amerikalıların üstün show yeteneklerine bu kez büyücek bir balıkçıda tanık oldum. Bir defa ürünler muhteşem. Hepsi buzlar üzerinde yatan her türlü kabuklu ve balıklar, sanki büyüteç ile bakıyormuşcasına iri ve taze. Bir örnek giyinmiş balıkçı ekibinin şarkı söyleyip, espri ile yaptığı satışlar görülmeye değer. Giydikleri t-shirtden bir tane de ben aldım.

Her gittiğimde Amerika’nın çok büyük ve bizden çok uzak bir ülke olduğunu bir defa daha anlıyorum. Geldikten sonra anlatması hoş oluyor da, yolda iken saatler bitmek bilmiyor.

Bu hafta da böyle. Hep ciddi şeyler sizi sıkar diye düşündüm.