Hakkı Sevand  
hsevand@tepum.com.tr

Eğitimde amaç değişikliği

“İnsan faktörü ile yeterince ilgilenilmemesi başarısız projelerde en sık karşımıza çıkan etmen olmakta” diyor, Dr. Kalakota . “Yazılım (ve donanım) alımında harcanan korkunç personel zamanı, beyinsel enerji ve para yanında bunları kullanacak olan insanlara çok az zaman harcanıyor. Sonuç: hayal kırıklıkları, ortalamanın altında sonuçlar ve getirisi fazla olmayan yatırımlar.”

Eğitim olmadan yeni teknolojilerden mucize beklemek pek mümkün görünmüyor.

Bunu doğrulayan pek çok sonuç var ortada. Örneğin, kağıtsız ofis projeleri. Kağıtsız ofis amaçlayan şirketlerin önemli bir bölümünde kağıt tüketiminin, azalacağı yerde, arttığı gözlemleniyor. Örneğin, ERP Projeleri. Başarısızlık oranı sektörden sektöre yüzde 40-60 arasında dolaşıyor.

Durumu zorlaştıran bir saptama daha var. “Bir kerelik eğitimler yetersiz, eğitimde süreklilik sağlanmalı” deniyor. “Dijital organizasyon dinamik, yaşayan bir organizma. İnsandan, bilgiden, teknolojiden, sistemlerden oluşuyor ve sürekli değişiyor. Başarı için de sürekli iyileşmeyi şart kılıyor.”

Peki sürekli eğitim nasıl sağlanır? Çalışanlar mesai saatlerinin git gide artan bir bölümünü sınıflarda mı geçirecekler? Bu mümkün değil.

Günümüzde her kavram gibi eğitim kavramı da değişiyor. Yılda bir yenilenen temel eğitim programlarının yerini Kurumsal Eğitim planlaması alıyor. Genel amaçlı eğitimler yerine özel amaçlı eğitimler hedefleniyor. Eğitim programları, kişilere ilgili ilgisiz her şeyi öğretmek yerine, şirketin iş görme performansını yükseltmek üzere yeniden biçimlendiriliyor. Kişisel bazda iyi program kullanımı yerine, programlardan kurumsal bazda daha iyi yararlanılması amaçlanıyor.

Kurumsal Eğitim’in çıkış noktasını oluşturan görüşler özetle şöyle: “Şirket genelinde entegre program kullanımı organize edilmemiş ise kullanıcı verimliliğinden söz etmek yanıltıcı olur. Grupsal çalışma (groupware) araçlarının kullanılmadığı bir ortamda eğitimin getirisi de sınırlı kalacaktır. Grupsal çalışma araçlarının kullanımı ise kişisel olarak sağlanamaz. Merkezi ve yönetimsel düzenlemeleri gerektirir.”

Bu görüşleri doğrulayan örneklerden birisi de Türkiye’de e-posta programlarının kullanımı. Pek çok şirkette bu programlar sadece e-posta göndermek ve almak için kullanılıyor. Programlarda içerilen “grupsal ajanda”,”ortak klasörler”, “ekip klasörleri” gibi en temel grupsal çalışma araçlarından yararlanılmıyor. Eğitimde bunların öğretilmesi de bir işe yaramıyor. Çünkü kullanılmaları şirket genelinde bir düzenleme gerektiriyor.

Evet, seçiminden eğitimine yeni teknolojiler bilinçli yönetimsel yaklaşımları gerektiriyor.