|
|
|
|
| TBV’den UBG’ye tepki
TBV, tartışmalara yol açan ulusal bilgi güvenliği ile ilgili görüşlerini bir rapor haline getirdi. Tartışmalı yasa tasarısı taslağı hakkında TBV adına konuşan Bülent Gönç, taslağın bu haliyle sektörün önünü tıkayacağını söyledi. Aslı EVREN “Bilgi Çağı’nın RTÜK’ü” olarak adlandırılan Ulusal Bilgi Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı’na tepkiler sürüyor. Tasarı ilk olarak gündeme geldiğinde TBMM’deki Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Grubu’nda konuyla ilgili olarak karşı düşüncelerini belirten TBV, bu görüşlerini bir rapor haline getirdi. Yasa taslağının mevcut haliyle hayatın her alanına müdahale etme niteliği taşıyan otoriter toplum yasası hüviyetine büründüğünü vurgulayan TBV, bu raporunu Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Grubu’na da sunacak. TBV, raporun başında iyi niyetle yola çıkılan bir çalışma olarak nitelediği taslakta eksik bilgiler ve yanlış anlamalara yol açacak noktalar bulunduğunu belirtti. Taslağın hazırlanma sürecinde oluşturulan çalışma grubu içinde bilişim toplumunu temsil eden sivil toplum örgütlerinin yer almamasını, önemli bir eksiklik olarak değerlendiren raporda, yasa taslağının bu haliye “kamusal hak ve özgürlüklere müdahale” edecek bir kurum önerdiği vurgulanıyor ve bu müdahalenin sınırlarının daha net belirtilmesi açısından anayasa hukukçularından görüş alınması gerektiği belirtiliyor. “Sadece kamuyu kapsamalı” Taslağın amaç ve kapsam bölümlerinde yer alan görüşlere TBV şu noktalardan eleştiri getirdi:
Raporda ayrıca “gizlilik” deyiminin açık hale getirilmesi, ‘Kamu ve özel kurum ve kuruluşlarının yükümlülüğü’ maddesindeki “Tüm kamu ve özel kurum ve kuruluşlar” ifadesinin “Tüm kamu ve ulusal bilgi güvenliğini ilgilendiren konularda kamuya hizmet veren özel kurum ve kuruluşlar” olarak değiştirilmesi, suç tiplerinin, ayrı ayrı ve tipik olarak düzenlenmesi ve kurumda çalışacak kişiler için de bazı cezai hükümlerin konulması öneriliyor. Bülent Gönç: “Önleyici değil, teşvik edici olmalı” Hazırlanan rapor hakkında TBV adına konuşan Bülent Gönç, TBV içinde oluşturdukları bir grupla taslağı detaylı olarak incelediklerini ve hukuksal konularda da uzmanlardan destek aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Bu taslağın sektörün önünü tıkayabileceğinden endişemiz var. TBV sivil toplum örgütü olarak üzerine düşeni yaparak görüşünü ortaya koydu. Böyle bir yasa önleyici değil, teşvik edici olmalı ve şu haliyle önleyici olduğunu görüyoruz. Raporu TBMM Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Grubuna da gönderiyoruz. Bu konuda hazırlanacak bir yasa tasarısı taslağı ile ilgili olarak vakfımıza bir yardım talebi gelirse de detaylı olarak çalışmaya hazırız.” Raporda taslakla ilgili genel olarak şu yorum yapılıyor: Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı denildiğinde bakanlık içinde “ bir teşkilat düzenlemesi” yapılıyormuş gibi bir anlam çıkıyor. Halbuki metin incelendiğinde yasanın, toplumun çok geniş bir alanına müdahale yetkisini, devletin içinde kurulan bir kuruma verdiği görülüyor. Taslakta bir bakanlık içinde salt teşkilat düzenlemesi yerine hem devlet, hem kamu, hem özel alanlara ilişkin bir düzenleme yapılıyor. Bir diğer deyişle devlet dışında kalan kamusal hayata (sivil toplumların alanı, iktisadi faaliyet alanı) ve özel alana (ekonomik yaşam, kişisel yaşam, kurumsal yaşam vb.) da müdahale ediyor, “bilgi güvenliği” adıyla bir düzenleme yapıyor. Yasa mevcut durumu itibariyle hak ve özgürlüklere müdahale gücünü yargıç kararı olmadan bir kuruma verdiği gibi üstelik bu müdahalenin sınırlarını da çizmiyor. Yasa taslağı mevcut haliyle, hayatın her alanına müdahale etme niteliği taşıyan otoriter toplum yasası hüviyetine bürünüyor. |
|