E-köy var yakında

Dünyanın sanayi devrimi sancısı çektiği yıllarda Türk siyasetçileri köye götürecekleri hizmetleri bir bir sıralıyor ve bunların kendilerine oy olarak dönmesini istiyorlardı. Önce köylere suyun götürüleceği söylendi. Çok geçmedi “elektriği olmayan köy kalmayacak” dendi. Sonra iletişim aracı telefon gündeme geldi. Yine meydanlarda Almanya’daki akrabaya evlerden nasıl kolay “alo” deneceği anlatıldı. Bütün bu gelişmeler bir defa söylendiğinde olmadı tabi. Geçen yıllar “Orada bir köy var uzakta” şarkısını hep haklı çıkardı.

Aslı EVREN

Şimdi de kuruluş çalışmaları yürütülen Bilgi Toplumu Bakanlığı e-köy’ü gündeme getiriyor.

Bilgi Toplumu Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında hazırlanan ikinci kanun taslağında köye yönelik uygulamalar Bilgi Altyapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sıralanıyor. Bilgi toplumunda köye ve köylüye yer verebilmek için programlar hazırlanacağı, köye, köylüye yönelik bilgi ve bilgi teknolojileri araçları üretileceği ya da ürettirileceği belirtiliyor. Özetle yıllar önce suyun götürüleceği vaadinde bulunan köye TBMM bu kez bilgi teknolojisi araçları vaad ediyor.

Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı kurulmasına yönelik hazırlanan yasa tasarısı taslağı eleştiriler yönünde tekrar şekillendirilerek Bilgi Toplumu Bakanlığı adıyla yeniden hazırlandı. Hazırlanan taslağın 3 Haziran 2000 tarihi itibariyle -Gazetemiz yayına hazırlandığı sırada- TBMM Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Grubu’nda onaylanıp Başbakan’ın dikkatine sunulması hedefleniyor. Üzerinde oldukça fazla değişiklik yapılan taslakta, Bilgi Altyapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün görevi olarak yer alan ve tamamı “Bilgi toplumunda köye ve köylüye yer verebilmek için programlar hazırlamak, köye ve köylüye yönelik bilgi ve bilgi teknolojileri araçları üretmek, ürettirmek, araştırmak ve uygulamaya koymak” olan maddeyle belki de düşünce olarak köylüye daha yakın olma fikrinin aslında köylüyü şehirliden daha da uzaklaştırmak olup olmadığı bir tartışma konusu.

İlk taslakta büyük tartışmalara neden olan konulardan biri de bakanlığa bağlı kuruluşlar maddesi idi. Türk Telekom, DİE, TÜBİTAK, Milli Kütüphane ve Ulusal Bilgi Güvenliği Kurumu’ndan oluşan bağlı kuruluşlar listesi ikinci taslakta biraz daha genişleyerek TSE ve Türk Patent Enstitüsü’nü de içine alıyor. Dikkat çeken kısım ise büyük sorun olarak gözüken ‘bağlı kuruluşlar’ ifadesi, ‘bağlı veya yakından koordineli’ olarak değiştirilerek bu listeye TSE ve Türk Patent Enstitüsü’nün eklenmesi. Grubun bu maddeyi değiştirirken düşüncesi, hangi kurumun bağlanacağına hükümetin karar vermesi ve böylece gereksiz siyasi çekişmelerden uzak kalmak, ancak ‘yakından koordineli’ tanımının ne demek olduğu çok da açık değil. Bakanlar Kurulu, Türk Telekom’u bakanlığa bağlamamaya karar verirse, Türk Telekom’un Ulaştırma Bakanlığı yerine Bilgi Toplumu Bakanlığı ile yakından koordineli çalışmayı kabul edip etmeyeceği bilinmiyor. Ya da bakanlığa tamamen karşı bir tavır sergileyen TÜBİTAK’ın aynı şeyi yapıp yapmayacağı tamamen bir soru işareti.

İkinci taslakta ilkinden farklı olarak işlenmeye çalışılan bir diğer konu da ‘kamu/özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademik kesimin görüş, öneri katkılarına başvurmak’ ifadesi. Taslağın ilgili her yerinde kullanılan bu ifadeyle bakanlık çalışmalarına her kesimden katılım amaçlanmış ve bu grubun da gönlü alınmış oluyor.

Hedef Bilgi okur-yazarı bir Türkiye oluşturmak

İlk taslak üzerinde çalışmalar yapılırken, bakanlığın tüm kamu kurum ve kuruluşlarının entagrasyonunu sağlaması hedefi fazla hayali ve zor bulunmuştu. İkinci taslakta buna da bir çözüm getirilerek entegrasyon ifadesi eşgüdüm ile yer değiştiriyor. Yani bakanlık kamu kurum ve kuruluşları arasında entegrasyonu değil, kamu kurum ve kuruluşları arasında bilgi alışverişi için eşgüdüm ve uyum sağlamak misyonunu yükleniyor. Yine aynı mantıkla Bilgi Altyapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında yer alan ‘kamu hizmetlerini bilgiye dayalı hale getirmek ve iletişim ağları üzerine taşımak’ ifadesini, ‘taşımak için gerekli eşgüdümü sağlamak’ olarak değiştirilmiş buluyoruz.

Bilgi Toplumu Bakanlığı’nın görevlerine bakıldığında görev kapsamının tamamen değişmiş ve genişlemiş olduğu görülüyor. Bakanlık, her evin, her vatandaşın, evin ve okulun, her işin ve yönetimin bilgi çağına girebilmesi için gereken bilgi altyapısını yaratmaktan Milli Güvenlik Kurumu ile ortak çalışmalar yaparak bilgi savaşı kavramına ilişkin ulusal plan, uygulama ve yönlendirme çalışmaları yapmaya kadar hayli büyük ve zor işi omuzlarına alıyor. Okur-yazarlık oranını Avrupa standartlarının yakınına bile getirememiş olan Türkiye için bakanlığın daha ilginç bir hedefi var: Bilgi okur-yazarı bir Türkiye oluşturmak.

aslie@interpro.com.tr