Merhaba…

‘Yaz mevsimini tam da kucaklamaya hazırlanırken bu yağmur da nereden çıktı’ düşüncesiyle sana bu mektubu yazıyorum. İstanbul üç gündür yağmurlu. Hem de hazır yaz geldi derken. Bilirsin rağmurlu havaları pek sevmem. Gerçekten havanın önemli bir etkisi var insanın ruh halinde. Üç günlük bir tatilden sonra oldukça yoğun geçti yine bu hafta. Toplantı ve seminerlerde yabancı konuklar ağırlıktaydı. Dünyaca ünlü CRM danışmanlarından Ron Swift’in verdiği seminer ise oldukça eğlenceli geçti. Çok sempatik biri olan Swift, semineri günlük hayattan da örnekler vererek yönlendirdi. Swift, İstanbul’da eşiyle birlikte kapalı çarşıya gitmiş ve oradaki satıcıların ısrarlı davranışlarından çok etkilenmiş. Fakat eşi pek de memnun kalmamış bu durumdan. Swift, bizim Kapalıçarşı’daki satıcılarımızla, CRM tekniklerini uygulayan şirketler arasında bir karşılaştırma yaptı. Bu karşılaştırma sonucunda da, bizimkilerin, müşterilerini tanımadan ısrarla herşeyi satmak istemelerinin doğru olmadığını söyledi. Semineri dinleyenler ise Swift’e, her ne kadar Kapalıçarşı’da CRM teknikleri uygulanmasa da, fiyatlar açısından en uygun yerlerden biri olduğunu söylediler.

Toplantılardan vakit bulduğum bir ara Internet’te gezinirken, Dell’in sitesini ziyaret edeyim dedim. Yıllardır doğrudan satış stratejisini uygulayan Dell web sitesinde de, müşterilerin de ötesinde çocuklara ulaşmanın da farklı yollarını bulmuş. Şirketin başkanı Micheal Dell, çocuklara yönelik ilginç bir sayfa hazırlamış. Bu sayfada çocuklar merak ettikleri herşeyi Micheal’a sorabiliyorlar. Örneğin büyüyünce ne olmalıyım, siz bu başarıya nasıl ulaştınız….gibi. Sitenin tamamında Micheal Dell’in ziyaretçilerle interaktif bir ilişki içerisinde olduğu gözleniyor.

Teknolojinin sınırı yok. Bir grup araştırmacı, son buluşlarıyla bu görüşü kesinlikle kanıtladı. Çılgın mucitler, herkesin sebze olarak yediği patatesi bir enerji kaynağı olarak kullanmış ve küçük kapasiteli bir web sunucu yaratmayı başarmış. Çalışma grubundan Steve Harris de projeyi şöyle anlatmış: “Önce eski bir bilgisayarı parçaladık. İçinde sadece ana işlemci ve gerekli devreler kaldı. Sabit disk yerine de sunucu yazılımı olan başka bir işlemci yerleştirdik.”

Gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra ortaya çıkan ve 12 patates kullanılarak çalıştırılan bilgisayar, sınırlı sayıda web ziyaretçilerine hizmet verebiliyor. Ancak istenen performansın alınabilmesi için patateslerin birkaç günde bir yenileriyle değiştirilmesi gerekiyor. Her patates yarım voltluk bir güç aktarıyor. Patates pil gibi kullanılabiliyor çünkü patatesin etli kısmında çok az da olsa elektrolit var. Çinko ve bakırdan yapılan elektrodlar patatesin içine sokulduğunda elektrokimyasal bir reaksiyon yaratıyor.

Bu arada geçen mektubunda Ebru’nun nasıl olduğunu ve ne yaptığını soruyordum. Gayet iyi, keyfi de yerinde. Eşi İzi Kohen’le birlikte ikizlerini büyütüyormuş. Ayrıca Hürriyetim’de de pazarlama ve satış sorumlusu olarak işe başlamış. Ama tam ayrıntısını henüz öğrenemedim. Bunlar ilk aldığım bilgiler, sana detaylar konusunda sonra bilgi veririm.

Çocuk deyince aklıma geldi, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in yeni doğan oğlu adressiz kalmış……! Çocuğun adının 'leo' olduğu açıklanır açıklanmaz, Norwich'de yaşayan Diana George adlı bir öğretmenin, Internet’e girerek, "leoblair.com" ve "leoblair.co.uk" adreslerini kendi adına kaydettirdiği ortaya çıkmış.

Bu haftalık bu kadar, önümüzdeki günlerde inşallah güneş çıkar ben de daha keyifli olur ve sana bol dedikodulu mektuplar yazarım….

Hoşçakal…..