| İnsan kaynaklarının edebiyat, sanat,
estetik gibi lüks görüldüğüne zaman zaman hala rastlıyoruz.
Edebiyat, sanat, estetik de lüks değildir. İnsan kaynakları da… En
basit sistemde, en yoksul ortamda da bunlar bulunabilir. En karmaşık,
en zengin ortamda da bulunmayabilir.
Evet bunlar zenginliktir ama maddi
zenginlik değildir. Esin, incelik, zevk sahibi olmak, güzelliği algılama,
sevgi bunlar bağlı olduğu değişkenler güç karmaşıklık, büyüklük,
zenginlik değildir. Onlar bu değişkenlerden bağımsızdır. İş dünyası
alabildiğine maddi bir dünya olduğu için doğal olarak karıştırıyoruz.
Maddi olmayan şeylere ne gerek var diyebiliyoruz. Oysa bu ikisi yani
materyal/maddi olan ve olmayan, içiçe ve tamamlayıcı. Sonuç
bilinenler ile bilinmeyenlerin toplamında, görünenler ile görünmeyenlerin,
materyal olanlarla olmayanların toplamında. Gözardı edersek denklemi
değiştirmiş olmuyoruz, sadece kabullerimizi değiştiriyoruz, sonuçları
analiz etmekte zorlanıyoruz, beklediklerimize ulaşamayabiliyoruz, yani
hesaplarımız tutmayabiliyor. İlgili değişkenleri ve bilinmeyen faktörünü
katmadığımız bir denklemden nasıl doğru bir sonuç bekleyebiliriz
ki?
Görünmeyenleri anlatmak bu kadar
zorken, sanat, edebiyat, estetik karın doyurmazken, insanlar Yunus
Emre’nin ilk devreleri gibi “buğday” peşinde iken, ekonomik yaşamda
her karar öncesinde “What is in it for me?” (Bu benim ne işime
yarayacak?) diye sorarken, onlara anlayacakları dilden anlatmak gibi
bir önemli görevimiz var. Yoksa insan kaynakları departmanları
sadece isim değiştirmiş olarak kayıt-kuyut, bordro ve idari işler
yapmaya devam eden bir birim olarak kalacak. Stratejik yönetime katılamayacak.
İnsan kaynakları departmanlarının dışındaki
departmanlardan gelip yükselenler, patronlar ve çalışanlar
bilmelidir ki insan kaynakları, satış, pazarlama ve halkla ilişkiler
faaliyetlerine destek veren, gidişe stratejik yön veren bir konudur.
İnsan kaynakları konularının amacı insanların mutlu olması, insan
hakları ya da insani duygulardan önce işletmedeki insanların en yüksek
katkı ile iş ve değer üretmesini sağlamaktır. Makine, malzeme,
para gibi diğer kaynakların iyi işletilmesi insana bağlıdır. İyi
işleyen bir şirket de amaçlarını gerçekleştirir, hissedarlarına,
çalışanlarına güvenilir bir kazanç kaynağı, kendilerini geliştirme
ortamı, devlete iyi bir vergi geliri kaynağı olur. İşletmede çalışan
insanlar şirketi en yakından tanıyan insanlardır. İşletme içinden
bir kişinin sözü, bir davranışı milyarlarca liralık reklamı boşa
çıkarabilir. Pazarlama faaliyetlerinde verilen sözleri tutacak olan
insanlardır. Reklamları teyid edecek olanlar da. Bir insan kendi çalıştığı
şirketi başkasına önerebiliyor ve övüyorsa bu ciddi ve etkili bir
reklamdır. Özellikle reklamlarda söylenenlere güvenin olmadığı
bir ortamda, işletmede çalışan her bireyin seçimi, görev tanımı,
performansı, performans değerlendirme kriterleri, eğitimi, geliştirilmesi,
müşteriye daha iyi hizmet vermesi, işini daha iyi yapması insan
kaynakları departmanının projeleri arasındadır. Patron şirketlerinde
bu konuların anlaşılması biraz daha zor olabilir ama, şirket
gelirlerindeki artışların ücretlere yansıtıldığı ya da halka açık
şirketlerde artık bu konuların anlaşılmış olması beklenir. Güzel
bir reklam teması olduğuna katılıyoruz ama insan kaynakları reklamın
ötesinde gerçekten yaşamsal öneme sahiptir.
İnsan kaynakları ileride tüm şirkete
yayılmış olacak, her birim kendi insan kaynağını en iyi şekilde
değerlendirecek. Bu aşamada insan kaynakları yöneticileri stratejik,
kurmay, danışman bir nitelik kazanacak. Ancak bu zamana değin tüm yöneticilerin
insan kaynakları yöneticisi niteliklerini ve bilincini kazanması,
gerekli sistemlerin kurulup işletilmesi insan kaynakları departmanlarının
sorumluluğunda. Bu noktaya gelebilmek için de insan kaynaklarının
gerekliliğini algılamak ilk şart. |