|
|
BThaber’in 267.sayısında “Bilginin Bakanı olacak” haberini okumuş olmalısınız. TBMM Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Kurulu’nun hazırladığı “Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı” benimsenirse bir bakanlığımız olacak. Yeni bakanlığın yetki ve sorumluluklarına, bağlı kuruluşlarına baktığımız zaman, bu alandaki hizmetlerin tek elden yürütülmesi ve kamu bilişim stratejilerinin bu bakanlık tarafından oluşturulması gibi amaçların güdüldüğü açıkça görülüyor. Bakanın başkanlığında oluşturulması düşünülen “Ulusal Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Üst Kurulu”nun da meşveret ve istişareyi yaygınlaştırmak amacında olduğunu seziyoruz. Vatandaşa verilen kamu hizmetlerinde iyileştirme yapmak misyonuna da heyecanla - ama inanmadan- bakıyoruz. Hele hele, sevdiğimiz ve içtenliğine inandığımız bir bilişimci dostumuz bakan olursa ne kadar mutlu oluruz diye düşünüyoruz. Ama bütün bu güzel düşünceler iç sıkıntımızı atmaya yetmiyor. Sıkıntının birinci kaynağı, yeni yasa taslağının bir konsolidasyon getirmekle birlikte yeni bir bakanlık teşkilatı ve üst kurul bürokrasisi ile zaten bir yumurtayı beş kişinin taşıdığı kalabalık devlet yapısını biraz daha şişirdiğine inanmamız. İkinci sıkıntı kaynağı, ulusal kabusumuz olan Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı ile bu kanunun getirdiği yeni yapı arasındaki çelişkilerin ve yetki çatışmasının nasıl çözümleneceği konusunda birşey söylememiş olması. Bu girişimleri, Ankara’da bir süredir yaşanan sancılı dönüşümün bir başka aşaması olarak değerlendirmeliyiz. 1920 yılında Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın zorlu koşulları içinde bir büyük dönüşümü bu ülkenin en dinamik güçleri halk iradesini arkalarına alarak gerçekleştirdiler. Bugün ise toplumsal gelişmenin gerisinde kalmış vizyonsuz bir bürokrasi dışsal dayatmalara boyun eğerek, zaman zaman sadece kendi saltanatını korumak amacıyla direnerek bilisiz ve bilgisizce işler yapıyor. Yaptığı işlerde halka daha iyi hizmet gibi bir kaygısı yok. YÖK Başkanı’ndan Tapu Kadastro Genel Müdürü’ne dek tüm üst rütbeli bürokratları biraraya toplayıp kırk kilit altına alıp kırk gün fıstık üzümle besleyip kırk günün sonunda Türkiye’nin bilişim siyasasını üreteceklerini sanmak sadece safdillik olur. Bu işlerle zaman harcamak yerine TT tekeline bir an önce son verip altyapı yatırımlarının bir an önce başlamasını sağlasanıza. Data hattını çevirince “Sayın abonemiz, aradığınız istikamette bütün hatlar doludur” sinyalini artık dinlemeyelim. Servis sağlayıcıları tehdit etmekten de vazgeçin örneğin. Biraz daha bilgili, alçakgönüllü ve görgülü olun yeter. Bir de sayınızı azaltın ki size katlanmamız kolaylaşsın.
|